ZÜBEYDE ANA

Ergül AYKOL

15-01-2021
Bize yazmak için tıklayınız.

Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanımın aslen Konya Yörüklerinden olduğu, Konya’dan göçen ya da göçtürülen Türklere KONYARLAR denildiği bilinmektedir.

Fatih Sultan Mehmet, Osmanlı Beyliği ile Karamanoğlu Beyliğinin Selçuklular döneminden itibaren bir birleriyle rakip konumunda olduklarını bildiğinden, bazı önlemler aldı.Karamanoğlu ailelerinden bir kısmını Avrupa yakasına, Makedonya’ya sürdü. Osmanlının iskân politikası gereği göç ettirilen bu ailelere Evlad-ı Fatihan da denilmiştir. Sınır boylarına yerleşen bu savaşçı Türkler, akınlarla Avrupa içlerine kadar giderek fütuhat yapmışlardır. Bu akıncılara verilen topraklara büyüklüğüne ve seferberlik halinde hazır edecekleri asker sayısına göre Has, Zeamet, Tımar adları verilmiştir.

Zübeyde hanımın babası Feyzullah efendinin anlattığına göre, ataları Konya, Karaman taraflarından göç etmişler, bir kısmı da Konya’da kalarak Mevlevi Dergâhına intisap etmişlerdir. Falih Rıfkı Atay : “Zübeyde Molla Selanik’e birkaç saat uzaklıkta Sarıyer adlı bir Yörük köyündendir. Mustafa Kemal ana tarafından yürüktür.Ondaki Altaylı tipi bundan olsa gerek.” diyor.

Şevket Süreyya Aydemir Tek Adam adlı kitabında : “Mustafa Kemal atalarının eski Türkmen aslından geldiğinden bahseder.” demektedir.

Beş vakit namazında olan, okuryazar olduğundan kuran okuyan sofu bir kadındı Zübeyde Hanım. Bu yüzden çevresinde Zübeyde Molla diye tanınırdı. Zübeyde Hanım ailesindeki hacı, hocalardan övgü ile söz eder. Oğlu Mustafa’nın da din adamı olmasını isterdi. Bu nedenle oğlunu mahalle mektebine geleneksel törenle gönderdi. Zübeyde Hanım oğlu Mustafa’ya kuran öğretti.Prof. Haydar Baş : “Mustafa 7 yaşında kuranı hatmetti, 8 yaşında hafız oldu. Balıkesir Nasrullah camiinde 60 sayfalık hutbe irat etti. Hacı Bayram Veli camiinde her bayramda hatm-i şerif indirtirdi.” diyor.

Oğlunun üzerine titreyen bir ana olan Zübeyde Hanım Darüşşafakaya 20.000 kuruşluk bağışta bulundu. Her kandil gecesi Darüşşafakalı bir öğrencinin kuran okumasını ve bundan doğacak sevabı başta Hz. Muhammed ve ailesi olmak üzere, enbiya ve evliyalara, kendi gelmiş geçmiş aile efradının ruhlarına bağışlanmasını şart koşarak bir vasiyette bulundu. Daha sonra annesinin bu vasiyetini öğrenen Atatürk, her ölüm yıldönümünde annesine hatim indirtir, hafıza zarf içinde bir miktar para verirdi.

Balkan savaşında 1912’de garnizonda 26.000 Osmanlı askeri olduğu halde Hasan Tahsin paşa adındaki hain, tek kurşun atmadan Selanik’i Yunanlılara teslim etti. Yunanlılar bu adamı milli kahraman ilan ettiler. Oğlu Yunanlı oldu. Atatürk bu adamı daima nefretle anmıştır. Hasan Tahsin Paşa gıyabında idama mahkûm oldu.

Atatürk’ün Arkadaşı Salih Bozok’a emanet ettiği annesi Zübeyde Hanım ve kız kardeşi Makbule, Salih’ten bir yardım görmediler. Diğer Türkler gibi Selanik’ten İstanbul’a kadar perişan vaziyette göç ettiler. Atatürk Trablus savaşından dönüşünde annesi ve kız kardeşini cami cami dolaşıp, göçmenler arasında aramış ve güç bela bulmuştur.

Zübeyde Hanım,oğlu Mustafa Kemal Halep’te hastalandığında Halep’e kadar gidip oğlunu ziyaret etmiştir. Samsun’dan Erzurum’a giden oğlunun idama mahkûm edildiğini öğrenince kısmi felç geçirmiş, hastalanmıştır.1922’de Mustafa Kemal Paşa hasta annesini Ankara’ya getirtti.Atatürk her gün annesinin elini öperek görevine giderdi.Düşmanı denize döken başkomutan Mustafa Kemal Paşa Ankara’ya gelmişti. Zübeyde Ana Başkomutanın eline sarıldı ve öpüp başına götürdü. Atatürk : “Ne yapıyorsun anne?” diye itiraz etti. “Oğlum, ben senin annenim. Benim elimi öpmen doğal. Ben de Türk milletinin bir ferdiyim. Vatanımı kurtaran Başkomutanın elini öpmem çok normal. “ dedi.

Atatürk, havası daha yumuşak diye annesini İzmir’e gönderdi. 15 Ocak 1923’te İzmir’de vefat eden Zübeyde Hanımın öldüğünü Atatürk yurt gezisi sırasında rüyasında gördü. İzmir’de annesinin mezarı başında şu yemini yaptı: “Ben annemin önünde, hem de Allahın huzurunda yemin ediyorum. Bundan sonra hayatta en büyük idealim, bu kadar kan dökerek kazandığımız milli hâkimiyeti korumak olacaktır. Buna ölünceye kadar çalışacağım.”

Türk milletini özgürlük ve bağımsızlığına kavuşturan, vatanı işgal eden düşmanı denize döken, analarımızın, bacılarımızın namuslarını kurtaran büyük önder Atatürk’ü doğuran kutsal kadın Zübeyde Ana’nın Denizli’de bir büstü vardı. Kuvvayı milliye ateşinin ilk yakıldığı yer olan Denizli’de Vali Vefki Ertür Kız Meslek Lisesi’nin görkemli ağaçlarla kaplı bahçesi, 1943 yılında betondan yapılmış tarihi binası ve Zübeyde Ana büstü bir gece yarısı harekâtı ile yerle bir edildi. Zübeyde ana büstü acaba nerelerde? Bilen var mı? Her sene bu soruyu soruyorum. Bir yanıt alamadım. Evimiz Zübeyde ana Büstüne yakın olduğundan gece yarısı korkunç bir gürültüye koştuk. Yıllarca öğretmenlik yaptığı okulunun yıkılışını eşim gözyaşları içinde izledi. O güzelim okulu otopark yaptılar. Oradan geçerken başımızı Gazi Mustafa Kemal İlk Mektebi tabelasına çevirip geçiyoruz.

Zübeyde Hanımın mezarı Karşıyaka'da İzmir Büyük Şehir Belediyesinin O'nun adına yaptırdığı parkın içindedir. Zübeyde Hanımı ölüm yıldönümünde bir kez daha saygı ve sevgi ile anıyorum. Türk ulusuna ATATÜRK gibi hayırlı bir evlat doğuran Zübeyde Ana; Allah sanagani gani rahmet eylesin. Allah kabir rahatlığı versin.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - ZÜBEYDE ANA
Ergül AYKOL - Diğer Yazıları
Bütün Ergül AYKOL Yazıları