poyrazoğlu otomotiv etiler
25 Temmuz 2020 Cumartesi

ZEKÂ VE İNANCIN FETHİ…

Ali YIĞNAK

28-05-2020

Bundan tam 567 yıl önce, 1000 yıllık Bizans İmparatorluğu’nun hükmüne son vererek, inancı ve zekâsıyla İstanbul’u fethetti, büyük hükümdar Fatih Sultan Mehmet.

İlk tahta çıktığında daha 12-13 yaşlarındaydı 2 yıl tahtta kaldıktan sonra yerini yeniden babasına bıraktı. 5 yılın ardından II. Mehmed 19 Şubat 1451’de Edirne’de ikinci kez tahta çıktı. Genç bir padişah olan II. Mehmet’i, kendi içindeki devlet büyükleri başta olmak üzere tüm Hristiyan âlemi ve Anadolu Beylikleri yetersiz ve zayıf görüyordu. Bu sebeple, hemen bunu avantaja çevirebilmek için hamleler yapmaya başladılar. İlk hamle Karamanlılardan geldi. II. Mehmed çıkan ayaklanmayı hemen bastırmayı başardı. Tam bu sırada ikinci hamleyi yapan Konstantin, Süleyman Çelebi’nin torunu Şehzade Orhan’ın ödeneğinin yapılmadığını, ödeneğin ikiye katlanmaması halinde Orhan’ın Osmanlı tahtında hak iddia etmesine izin vereceği tehdidinde bulundu. Fatih, sorunu çözeceğini söyleyerek elçileri gönderdi ancak Edirne'ye döndükten sonra Orhan için ayrılmış olan gelirlere el koydu ve Konstantinopolis’in ablukaya alınmasını emretti. II. Mehmed kuşatma hazırlıklarına 1451 sonlarında başladı. En büyük isteği Peygamber Efendimizin “Elbette Konstantiniyye fethedilecektir. Onu fetheden emir ne güzel emir, ordusu da ne güzel bir ordudur.” hadisinde geçen o kutlu kişi olabilmekti. Tabii ki bu uğraş ve inancı da boşa çıkmadı. “Onlar boğazı zincirleyecek kadar zekiyse, biz de gemileri karadan yürütecek kadar deliyiz.” diyerek son darbeyi indiren Fatih, 29 Mayıs 1453’te İstanbul’un fethini gerçekleştirmiştir. Bu büyük fetih sonrasında “Zaferin sırrı Hazreti Peygamberin izini takip etmektir.” diyerek inancın başarıyı getirdiğine vurgu yapmıştır. Gerçekten de İstanbul’un fethinin altında Fatih’in yoğun dini inancı yatmaktadır. Bununla ilgili bir anısını da hemen aktarmak isterim:

Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethettikten sonra, ilk cuma namazını Ayasofyada kılmak için kilisenin derhal camiye çevrilmesini emretmiş, ordudaki ustalar kısa sürede Ayasofya Kilisesini, Büyük Fetih Camiine çevirmişler ve Cuma namazına hazırlamışlar. Cemaat toplanmış. Fatih Sultan Mehmet etrafındakilere:

- Aranızda ikindi namazının sünnetini hiç kaçırmayan var mı diye sormuş.

- Eğer ikindi namazını kaçırmayan varsa bütün cemaatin başına o geçecek ve imamlığı o yapacak, demiş.

Herkes büyüklere bakmaya başlamış. Fatih Sultan Mehmet’in orada bulunan lalası da diğer âlimlere ve en son da Akşemseddin’e bakmış. Ama herkes başını yere eğmiş. Akşemseddin bile başını yere eğmiş. Bunun üzerine Fatih Sultan Mehmet:

- Ben hayatımda hiç ikindi namazının farzını ya da sünnetini kaçırmadım, demiş.

Bunun için de oradaki heyet tarafından İstanbul’un fethinden sonra Ayasofya’da kılınacak ilk Cuma namazına imamlık yapmaya Fatih Sultan Mehmet layık görülmüş.

Fatih Sultan Mehmet imanıyla olduğu kadar zekâsıyla da ön plana çıkmış, ancak kafasından geçen bu zeki planları hiç kimseyle paylaşmadan uygulamayı tercih etmiştir. Bununla ilgili de şöyle demiştir: “Sırrıma sakalımın bir tek telinin vakıf olduğunu bilsem, sakalımı kökünden keserim.” İşte Fatih, İstanbul’u bu mükemmel farklılıkla fethedebilmiştir.

Ben yazımda size herkesin bildiği klasik İstanbul’un fethini anlatarak bu günü anmak yerine Fatih Sultan Mehmet’in fetihteki farklı açılarını yansıtarak bu mucizevi olayın 567. Yılını hatırlatmak istedim.

Türkiye’mizin göz bebeği İstanbul’umuzun, Hristiyan aleminin elinden kurtuluşunun yıl dönümü kutlu olsun.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - ZEKÂ VE İNANCIN FETHİ…
Ali YIĞNAK - Diğer Yazıları
Bütün Ali YIĞNAK Yazıları