YÜRÜMEK

Ali Koyuncu

28-06-2017
Bize yazmak için tıklayınız.

İnsanın en büyük yolculuğu, kendi içinde yaptığı yolculuktur, derler. İnsan inandıkları ve değerleri için yaptığı büyük yolculukları unutamıyor. 1977 yılında anti-emperyalist mücadeleyi öne çıkarmak için, emperyalistlerin kışkırtmasıyla, Anadolu’yu işgale kalkışan Yunan ordusunun, yenilip geri döndüğü yollardan; “faşizme geçit yok” pankartının arkasında; Afyon’dan başlayıp, 9 Eylül günü İzmir’de biten, anlamlı uzun bir yürüyüş yapmıştık.

Ülkemizde 15-16 Haziran 1970 yılında, “grev ve sendikalaşma hakkının gaspına hayır” yürüyüşüne yaşım gereği yetişemedim. Farklı konfederasyonlardan, farklı illerden gelen, 100 bin işçinin katıldığı, şalterleri indirdiği bu yürüyüş; Türkiye işçi sınıfının tarihine altın harflerle yazılmış. Zulme ve adaletsizliğe karşı yapılan bu yürüyüşte yürümesem de; siyasal bilinçlenmemde, hayata bakışımda bu yürüyüşün etkisi büyüktür.

Etkilendiğim başka bir yürüyüş; PAKDOS ile birlikte 1999 yılından bu yana örgütlü olarak yaptığımız doğa yürüyüşleridir. Bunlardan katıldığım en uzun yürüyüş; dünyanın en güzel, en uzun parkurları arasında 10. Sırada yer alan, 509 km’lik Fethiye/Ölüdeniz-Antalya/Hisarçandır arasındaki “Likya Yolu” yürüyüşüdür. Yılda 30 bin kişinin yürüdüğü bu güzel parkuru, 1999 yılında Kate Clow işaretlemiş. Her yürüyüşü başlatan; inanmış, bilinçli ve kararlı işaret fişekleri oluyor.

Dünya tarihinde; Mahatma Gandhi’nin 1930 yılında, Hindistan’da İngiliz emperyalizmine karşı, 78 yoldaşı ile birlikte yaptığı, İngilizlerin elinde olan tuz çıkarma tekelini kırmaya yönelik, “Tuz Yürüyüşü” iz bırakmıştır. Yürüyüşün amaçlarından birisi de, sadece karşı çıkmak değil; karşı çıkarken, karşıdakini ikna etmekti. Ancak aç gözlü emperyalizmin ikna edilmesi zordu. Gandhi 61 yaşında, 24 günde yürüdüğü 388 km’lik yürüyüşün sonunda, denizden aldığı tuzu, tatlı suda yıkayarak İngilizlerin Hindistan’daki tuz çıkarma yasağını ihlal etti. 60 bin kişi tutuklandı. Ancak İngilizlerin elindeki tuz çıkarma tekeli kırıldı. Gandhi şöyle demişti: “Bir millet uyuyorsa, uyandırmak kolaydır. Ama uyumuyor da, uyuyor gibi yapıyorsa, ne yapsanız nafile uyandıramazsınız.”

Fiziksel benzerliği nedeni ile Türkiye’nin Gandisi olarak adlandırılan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu; partisinin Milletvekili Enis Berberoğlu’nun 25 yıl hapis cezasına çarptırılıp, tutuklanması nedeni ile Ankara’dan, İstanbul’a “Adalet Yürüyüşü”nü başlattı. Yürüyüş ülkenin siyasal, sosyal gündemini belirliyor. Kılıçdaroğlu ve arkasından yürüyenler bu uzun yürüyüşte kararlı görünüyor. Esasında iki nokta arasındaki en kısa mesafe niyettir. Niyet samimi, haklı ise o hedefe varılır. Bu nedenle herkesten, her kesimden destek alıyor. Adaletsizliğe uğrayan Ergenekon davası mağdurlarından, Soma maden faciası mağdurlarına kadar, birbirine kenetlenmiş “saç örgüsü” gibi bir yürüyüş ordusu oluştu. Yürüyemeyen büyük çoğunluk, kendi vicdanlarında yürüyüşü haklı ve gerekli görüyor. Victor Hugo’nun dediği gibi: “En mükemmel adalet, vicdandır.” Adalet yürüyüşünün vicdanlarda desteklenmesi, başarısı için önemli. İnşallah bu yürüyüş; sağır vicdanlara ses olur da ulaşır. Balyoz, casusluk, Ergenekon davalarında Fetö’cü Hakimler vicdanlarını tarikata teslim ettikleri için, o günlerde feryat sağır vicdanlara ulaşamamıştı. Bugün, dinci görünümlü, dışa bağımlı fetö terör örgütüne karşı verilen hukuk mücadelesi, yolundan çıkarılarak muhalefetin susturulması, hapse atılmasına dönüştürülmemeli. Yoksa yürüyüşler, itirazlar bitmeyecek gibi.

Bazı yolculuklar varılacak yerden, kavuşulacak kişiden daha önemlidir. Adalet arama yolculuğu da, Enis Berberoğlu’ndan önemlidir. Bu itiraz önemsenmeli. Elie Wisel: Adaletsizliği engelleyecek gücünüzün olmadığı zamanlar olabilir. Fakat itiraz etmeyi beceremediğiniz bir zaman asla olmamalı diyor. Kılıçtaroğlu’nun yürüyüşü önemli bir itirazdır. Bu yazımızda yürüyenleri yazdık. Gelecek yazımızda; ‘yürütenleri’ yazacağız.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - YÜRÜMEK
Ali Koyuncu - Diğer Yazıları
Bütün Ali Koyuncu Yazıları