YAPICI OLMAK

Ali Koyuncu

11-11-2020
Bize yazmak için tıklayınız.

Sosyal medyayı herkes gibi takip ediyorum. Ama işi şahsileştirecek, karşılıklı polemik yaratacak konular ile bilgi sahibi olmadığım konularda yazmıyorum. Sosyal medyada, düşüncelerini anlaşılır şekilde ifade etmek çok zor. Bir sosyal medya grubunda, 2020 yılı, Kasım ayı Merkezefendi Belediyesi Meclis toplantısı gündeminin, "37 maddesinden, 35'nin imar değişiklikleri ile ilgili olduğu.." belirtilerek, eleştirel bir yazı yayınlandı. Altına da eleştiriyi aşan yorumlar yazıldı. Konuyla ilgili başka bir yorumda da "hatırlarsınız bu konuyu görüşmüştük sizlerle. Kanunen yüksekliği belli olmayan parsellere yükseklik tanımlamamız gerekiyor, gündemin 31 maddesi bu konu ile ilgili. Tüm belediyeler bunu yapmak zorunda. Geçen ay da Pamukkale Belediyesi onayladı." diye bir açıklama yazıldı. Eleştirileriler yinede devam etti.

Yaşananlardan sonra, oturduğum ilçenin belediyesiyle ilgili, gündem konusunu; araştırıp, doğrusunu öğrenerek ve ön yargısız, köşemde yazma gereği duydum. Belediye yetkilileri ile görüştüm. Herkes konusuna hakim, neyi ne için yaptığını bilen, mevzuata hakim kişiler. Üzüntülü şekilde, bilgilendirdiler." Bizim yaptığımız yasadan kaynaklanan bir zorunluluk. Ahmet'in, Mehmet'in bireysel talebi ile meclis gündemini belirlemedik. Konu teknik bir konu, bazı parsellerde kat yüksekliği belli değil. Yasa bunları Temmuz ayına kadar belirlememiz için görev ve yükümlülük verdi, yapılan bu. Tüm partilerin gurup başkan vekilleri, imar komisyonu üyeleri, Denizli mimarlar odası başkanı, mimarlar odası genel başkan yardımcısı ve teknik elamanlardan oluşan bir komisyon kurduk. Geçen ay da Pamukkale Belediyesi yaptı. Bir kaşık suda nedense fırtına koparılıyor, sebebini anlayamadık. Yasayı hatırlatmamıza rağmen, aynı tonda, aynı hızda karalama devam ediyor, moralimiz bozuluyor, çalışma şevkimiz kırılıyor" dediler. Ben de: Çalışma şevkinizi kırmanıza gerek yok, her hafta bir temel atıyorsunuz, halk çalışmalarınızdan çok memnun, eleştiriler her zaman olur, ama eleştiri ve takdir iç içe olmalı. Hep eleştirmek; kişiye duyarlı, vicdanlı, haklı olduğunu hissettirir ama sadece hissettirir, çözümlere katkı yapmaz diyerek moral vermeye çalıştım, konuya uygun bir öykü anlattım.

Usta bir ressamın öğrencisi, eğitimini tamamlamış. Usta, öğrencisini uğurlarken, “yaptığın son resmi, şehrin en kalabalık meydanına koyar mısın?” demiş. “Resmin yanına bir de kırmızı kalem bırak. İnsanlara resmin beğenmedikleri yerlerine bir çarpı koymalarını rica eden bir yazı iliştirmeyi de unutma.” diye ilave etmiş.

Öğrenci, birkaç gün sonra resme bakmaya gitmiş. Resmin her tarafının çarpılar içinde olduğunu görmüş. Üzüntüyle ustasının yanına dönmüş. Usta ressam, öğrencisine üzülmeden yeniden resme devam etmesini tavsiye etmiş. Öğrenci resmi yeniden yapmış. Usta, yine resmi şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş. Fakat bu kez yanına boya ile birkaç fırça koymasını söylemiş. Yanına da insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı bırakmasını önermiş. Öğrenci denileni yapmış. Birkaç gün sonra bakmış ki, resmine hiç dokunulmamış. Sevinçle ustasına koşmuş. Usta ressam şöyle demiş: “İlkinde, insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşabileceğini gördün. Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı. İkincisinde, onlardan yapıcı, olumlu olmalarını istedin. Yapıcı olmak eğitim gerektirir. Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye cesaret edemedi.” Öyküyle birlikte çay da bitti yola çıktım. Yolda şöyle düşündüm: ''Yol gösterici olmalı, yargıç değil; örnek olmalı, eleştirmen değil; çözümün parçası olmalı, sorunun değil.''

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - YAPICI OLMAK
Ali Koyuncu - Diğer Yazıları
Bütün Ali Koyuncu Yazıları