ÜÇ TAŞ

Ali Koyuncu

21-05-2020
Bize yazmak için tıklayınız.

Eski Devlet Hastanesi baş hekimi, Dr. Ahmet Müftüler ile zaman zaman bir araya gelir; yaşamdan, tarihten konuşuruz. Daha doğrusu Ahmet abim anlatır ben dinlerim. Atatürk'ten ve dedesinden söz ederken o günleri yaşıyormuş gibi heyecanlanır. Ahmet abinin dedesi, Müftü Ahmet Hulusi efendinin, ulusal bağımsızlık savaşında yaptıkları, tarihe altın harflerle yazılmıştır. Ahmet Müftüler, adını dedesinden almış. Dedesi ve büyük dedesinin müftülüğü, ailenin soyadı olmuş. Kolay bir hayattan güçlü hikayeler çıkmaz, zor bir hayat da kolay kolay anlatılmazmış. Sizlere zor bir hayatı anlatmaya çalışacağım.

Müftü Ahmet Hulusi efendi, 1861 yılında Denizli'de doğmuş. Babası Müftü Osman efendidir. Ahmet Hulusi efendi 1918 tarihinde, Denizli müftüsü olur. Aynı yıl başlayan milli mücadele hareketinde önemli rol alır. İzmir'in işgalinden iki ay önce, Paris'te toplanan itilaf devletleri: Balıkesir, Aydın ve İzmir'in Yunanistan'a verilmesi konusunda anlaşırlar. Bu kararın ülkede duyulması üzerine, İzmir Valisi ve aynı zamanda 17. Kolordu komutanı Nurettin paşa öncülüğünde, İzmir'de Reddi İlhak kongresi toplanmasına karar verilir. Denizli delegeleri arasında, Müftü Ahmet Hulusi efendide vardır.

Kongrede yurdun savunulması için, silahlı direniş kararı alınır. Müftü Ahmet Hulusi efendi, Nurettin paşayı uyarır: "Paşa, sizin yurt severliğiniz tartışılmaz ama İstanbul işgal altındadır, hükümet müttefiklerin emrinin dışına çıkmaz, yerli Hıristiyanlar örgütlenmiş, sizin her hareketinizi onlara bildirir, onlarda padişaha tesir eder, İstanbul'a gitmeyin Denizli'ye geliniz, Denizli olarak biz her şeyi hazır ederiz." Nitekim Nurettin paşa kongreden sonra görevden alınır, yerine kambur İzzet, İzmir'e Vali olarak atanır.

Ahmet Hulusi efendi, Denizli'ye döndükten sonra; Tavas, Acıpayam, Çal, ve Sarayköy'de örgütlenmeye girişir. Müftü efendiden başka Denizli'den, Ahmet İzzet Efendi, Ahmet Şükrü Efendi, Hasan Tokcan, Ali Vehbi Bey, Belevli Yusuf Bey, Çopur Süleyman Efe, Emin Aslan Bey, Çorbacıoğlu Mehmet Ali Ağa, Cennetzade Tahir Efendi, Köpekçi Nuri Efe gibi bir çok kahraman; ulusal direnişin içindedir.

15 Mayıs 1919'da, aldıkları karar gereği, Yunanlılar İzmir'i bir perşembe sabahı işgal eder. İşgalden dört saat sonra; Denizliler Müftü Ahmet Hulusi efendinin önderliğinde, Sancak-ı Şerif'in arkasında, Belediye binasının önüne yürürler. Saatler geçtikçe köyden, kentten gelenlerle kalabalık artar. Ahmet Hulusi efendi toplanan kalabalığa karşı bir konuşma yapar: "Bu sabah Yunan İzmir'i işgal etti. Bu işgale karşı hareketsiz kalmak; din ve devlete ihanettir. Silahınız olmayabilir, Topsuz tüfeksiz, sapan taşlarıyla da düşmanın karşısına çıkacağız. Vatan sevgisi, İstiklal aşkı kalbimizdeki iman ile zaferi kazanacağız. Size vatanı düşmana teslim edin diyenler, düşmanın tutsağı olanlardır. Bu durumda onların emri, fetvası caiz değildir. Meşru olan, vatan savunması ve bağımsızlık uğruna cihattır. Bu uğurda canını veren şehit, kalanlar gazidir. Düşmana karşı, silah bulamayanlar yerden üç taş alsın atsın." der. İnsanı yıkan düşmanın cesareti değil, dost sandıklarının ihanetidir. Ahmet Hulusi efendi, işgale karşı direnirken; isimleri belli bir çok Müftü, imam kabile anlayışı ile İngilizlerle iş birliği ediyordu. Kimliklerimiz ulus veya din konusunda, kabileci bir anlayışa tutsak kalırsa; Cumhuriyeti anlayamayız, çocuklarımıza ve torunlarımıza güzel bir gelecek hazırlayamayız.

Bu nedenle, kolektif bilincin oluşması için, Prof. Dr Turgut TOK Denizli'de, "üç taş heykeli" yapılmasını, her konuşmasında yıllardır önerir. Doç. Dr. Devrim ALKAYA bir yazısında Denizli'de, Milli Mücadele Müzesi yapılması gerektiğinin altını çizdi. Her iki öneriyi de destekliyorum. Önemli olan, tarih bilgisinden daha çok, tarih bilincidir. Bu bilincin oluşmasında; "Milli Mücadele Müzesi" ve "Üç Taş heykeli" büyük katkı yapacaktır. Unutmayalım ki: Geldiği yeri bilmeyenler, gitmesi gereken yeri bilemezler.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - ÜÇ TAŞ
Ali Koyuncu - Diğer Yazıları
Bütün Ali Koyuncu Yazıları