29 Temmuz 2021 Perşembe

TAZI

Ali Koyuncu

02-06-2021
Bize yazmak için tıklayınız.

Her 24 Nisan haftasında Türkiye'de, ABD başkanı ne diyecek diye bütün kulaklar ve gözler ABD'ye çevrilir. 2021 yılı 24 Nisan'ında ABD başkanı "Ermeni soykırımını" tanıdığını beyan etti. Televizyonlarda "yok Osmanlı dönemi dedi, sorumluluktan söz etmedi..." gibi anlamsız, gereksiz yorumları dinledik. ABD dünya politikalarında kendisini hem savcı, hem hakim hem de infaz memuru sanıyor. Hiçbir ulusun tarihini sorgulamak ve yargılamak başka bir ulusa düşmez. Bir ulusun tarihi başka bir ulusun politik çıkarları ve ticari çıkarları ölçeğinde değerlendirilemez. Bunu yapacak olanlar dünyada kabul görmüş tarihçiler ve tüm dünyanın güvenini kazanmış bağımsız kuruluşlardır. Osmanlı İmparatorluğu çok dilli, çok dinli farklı etnik yapıdaki ve dini inançtaki toplulukların birlikte yaşadığı bir imparatorluktu. İmparatorluk 1900'lü yıllarda milliyetçi akımlarının etkisi ile birçok toprağını kaybetmeye başlayınca, Anadolu'daki bir kısım Ermeniler milliyetçilik temelinde, dışarıdan aldıkları destek ile imparatorluğa karşı ayaklandılar. O günkü yönetim, çözümü başka bir imparatorluk toprağına isyancıları göndermekte, zorunlu göçte buldu. Tarihte buna tehcir (sürgün) denmektedir. Uluslararası mahkemelerin ve tarafsız kurumların kabullerine göre "soykırım" bir devletin; devlet politikası olarak bir inançtaki veya bir etnik yapıdaki gruba programlı ve kasıtlı katliam uygulamasıdır. Almanya'nın Yahudilere, ABD'nin Kızılderililere, Fransa'nın Cezayir'de yaptığı gibi. Osmanlı topraklarında, bir devlet kararı, politikası olarak katliam uygulanmamıştır. İngiltere tarihte bu iddialarla ilgili, 147'ler hakkında Malta'da soruşturma yaptı, ABD arşivlerini de araştırdı, dava açacak delil bulamadı. Bütün belgeler, İngiltere ve ABD kayıtlarında vardır. Osmanlı tehcirde Ermenilere kötü muamele yapan sivilleri ve görevini gereği gibi yapmayan kamu görevlilerini yargılamış, hatta bir kısmını da idam etmiştir.

ABD başkanının açıklaması, ülkemizdeki 1968-69'lu yıllardaki görüntüleri akıllara getirdi. Hani aylarca açık denizlerde kalan ABD askerlerine, İstanbul Karaköy'deki genelevi sıvanmış, boyanmış açılmış ve başka müşteriler alınmayacak şekilde sunulmuştu, bahsettiğim görüntüler o görüntüler. Bu ulusal onursuzluğa Deniz Gezmiş ve devrimci arkadaşları; "go home, 6. filo defol" sloganları ile karşı çıkmıştı. Karşı çıkmakla kalmayıp, askerlerin üzerine yürümüş, bir kısmını da İstanbul Boğazına atmıştı. O tarihte emniyet güçleri Amerikan askerlerini korumak için devrimcilerin üzerine yürümüş, bir kısım komünizme karşı olduğunu yüksek sesten söyleyen sivil kurum ve kişiler de komünizme karşı diye ABD'yi ve askerlerini desteklemek için, devrimcilerin karşısında saf tutmuşlar, bir kısmı da açık alanlarda toplu namaza durmuşlardı. Bugün aynı kişilerin devrimciler ile birlikte "evine dön, haddini bil, en büyük katil sensin" diye haykırmaları, tarihin bir cilvesi olsa gerek.

Anlayamayanlara ve anlamak istemeyenlere, birde tavşanın ağzından anlatmaya çalışalım. Tazı tavşanı kovalarken bir türlü tavşanı yakalayamaz. Tazı tavşana sorar "senin bacakların kısa, benimkiler ise uzun, ben niye seni yakalayamıyorum?" Tavşan tazıya cevap verir " yakalayamazsın, ben kendim için koşuyorum, sen ise başkası için koşuyorsun da ondan. Dünler bu günleri aydınlatan fenerlerdir. Yaşamda kendin için koş, başkasın tazısı olma.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - TAZI
Ali Koyuncu - Diğer Yazıları
Bütün Ali Koyuncu Yazıları