5 Ağustos 2021 Perşembe

TANRININ DİLİ, SEVGİNİN DİLİDİR

Ali Koyuncu

18-09-2017
Bize yazmak için tıklayınız.

Dünyamız barışa hiçbir zaman, bugünlerde olduğu kadar ihtiyaç duymamıştı. Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarının verdiği deneyimle emperyalistler kendi topraklarında; yıkım, ölüm kısaca savaş olsun istemiyor. Tek istedikleri savaşlar; geri bırakılmış, sömürülen topraklarda olsun. Kendi insanı ölmesin, kendi ülkesinde yıkım olmasın. Bunun en kolay yolu da: Din, mezhep ve etnik kökenli; mikro, bölgesel, kendi kontrollerinde, ülkelerinden uzak topraklarda savaşlar çıkarmak. Bu savaşların canlı örneğini; Filistin’de, Irak’ta, Suriye’de, Yemen’de, Mısır’da, Afrika’da ve dünyanın pek çok yerinde yaşıyoruz, görüyoruz. Hepsinin ortak paydası; savaşların ve terörün büyük çoğunluğunun Müslüman coğrafyasında olması. Bu nedenle, savaşları hiçbir zaman savaşanlar değil, hep savaştıranlar kazanıyor. Ünlü bir düşünürün söylediği gibi: “ Kuralları sen koymuyorsan, sonuç sana ait olmaz.” Kuralları Müslümanlar koyamıyor; sonuç da onlara ait olmuyor!

2003 yılında, ABD’nin “nükleer silah var” yalanı ile girdiği komşumuz Irak’tan geriye kalan: Şii- Sünni-Türkmen- Arap- Kürt diye bölünmüş topraklar. Duygudaşlığın, aynı topraklara ait olma duygusunun, bir arada yaşama iradesinin parçalanması ve ayrı devlet kurmak için, 25 Eylül 2017 de Kürt bölgesi referandumu.

Aynı oyun, altı yıldır komşumuz Suriye’de oynanıyor. Gelinen nokta aynen Irak’taki sonuç: Şii-Sünni-Arap- Kürt diye toprakların fiilen bölünmesi. Böl, yönet, sömür kuralının acımasızca uygulanması. İşin can sıkıcı diğer bir yanı; savaşanlar, ölenler aynı dine ait farklı mezheplerin insanları. İnsanların çoğu Müslüman, yönetimlerin ezici çoğunluğu diktatörlük. Diktatörlükle yönetilen toplumlarda; insanlar öfkeli, saldırgan, aç ve çaresiz. Öfkelerini, tepkilerini başındaki diktatöre gösteremediği için; birbirine farklı mezhepten, farklı inançtan olanlara, kendinden ekonomik ve sosyal olarak zayıf gruplara ve yabancılara gösteriyor. Bu savaşlarda kazananlar, emperyalist devletler. ” Taş da yumurtanın üstüne düşse, yumurta da taşın, olan hep yumurtaya oluyor.” Olan hep Müslüman ülkelere ve Müslümanlara oluyor. İktidardakiler aciz, zavallı, çapsız ve kendi çıkarlarıyla meşgul.

Tüm uğraşlara rağmen, Türkiye gibi dini-etnik savaş çıkarılamayan ülkelerde; emperyalistler bu kez “terör silahı” nı kullanıyor. Ülkemiz elli yıla yakın etnik temelli, bölücü PKK terörünü yaşarken, 15 Temmuz 2016 tarihinde; dışa bağımlı, dinci görünümlü FETÖ/PDY terörünü yaşadı. Terörde savaş gibi ülke insanın canını, umutlarını; ülkenin enerjisini, gücünü alıp gidiyor. FETÖ/PDY terörü ile Türk Silahlı Kuvvetine, Ergenekon- Casusluk- Balyoz davaları ile kumpas kuruldu. Silahlı kuvvetlerimiz yıpratıldı, zayıf bırakıldı. Terörle mücadelede ve komşuları, Irak ve Suriye’de savaş olurken zaafa uğratıldı. 15 Temmuz’dan sonra ulusça şunu öğrendik. “Hiçbir şey eyleme geçmiş cahillik kadar korkutucu olamaz.” Cahilliği örgütleyenler, örgütlenmesine göz yumanlar, devleti işgal etmelerinde ihmal gösterenler, doğrudan ve dolaylı destek olanlar, terör örgütü liderine zamanında övgüler düzenler, örgüt Savcısının altına zırhlı araba verenler, heykelinin dikilmesini talep eden vicdanlarını satmış gazeteciler; hesabını adalet önünde vermelidir.

Bu savaşların ve terörün hep Müslümanların topraklarında yeşermesinin, ana temeli nedir? Dinin iktidara gelmek veya iktidarda kalmak için kullanılması. Kısacası din ticareti. Sevgili Peygamberimizin ölümünden bu yana, Müslüman coğrafyasında din, asırlardır iktidar mücadelesine hep alet edilmiş, maalesef bu topraklar da hiç huzur bulamamıştır. Bu anlayıştan, en çok zarar gören din kurumunun kendisidir. Çözüm: Dinin sadece Allah’la kul arasında inanç olarak yaşanması. Siyaset gibi, günlük kişisel çıkar ortamından uzaklaştırılması ve korku dininden ahlak dinine geçilmesidir. Unutmayalım ki: Tanrının dili sevginin dilidir, korkunun dili değil.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - TANRININ DİLİ, SEVGİNİN DİLİDİR
Ali Koyuncu - Diğer Yazıları
Bütün Ali Koyuncu Yazıları