5 Ağustos 2021 Perşembe

SUÇ OLMAYAN, BİR SUÇUN BEDELİ

Ali Koyuncu

10-12-2018
Bize yazmak için tıklayınız.

02 Ekim 2018 tarihinde, Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğuna randevulu giden Cemal Kaşıkçı, Konsolosluktan bir daha sağ olarak çıkamadı. Cemal Kaşıkçı kim? Üniversiteyi Amerika’da bitirmiş, gençliğinde El Suud ailesine yakın olmuş, rejim adına Hamas’la görüşmek üzere Beyrut’a bile gitmiş muhalif bir gazeteci. Kaşıkçı reform yanlısı. Suudi Arabistan’da gerçek bir reformun yapılmasını, ancak reformun rejim içinde yapılmasını savunanlardan. O ülkeyi yöneten kral ve ailesine göre farklı düşündüğü için, suç olmayan bir suçun bedelini yaşamı ile ödeyenlerden.

Olay günü prense yakın; içlerinde istihbaratçı, asker, cesedi parçalayıp yok etmek için adli tıp uzmanı cerrahında olduğu 15 kişi iki uçakla Türkiye’ye geliyor. Gazetecinin konsolosluğa girdiği saatte onlar da konsoloslukta bulunuyorlar. İlk günler Suudi rejimi, gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın öldürüldüğünü kabul etmiyor. Türkiye ve dünyayı oyalama ve aldatma yoluna gidiyor. Sonradan baskılar artınca gazetecinin öldürüldüğünü kabul edip, Türkiye’ye gelen 15 kişi hakkında sözde soruşturma açıyor. Gelişen zamanda veliaht prens Muhammet bin Selman’dan habersiz bu işin yapılamayacağı dünyada kabul görüyor. Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesi birçok ülkeyi birbirine yakınlaştırmışken, ABD Başkanı; “Suudi Arabistan’la milyar dolarlık silah anlaşması olduğunu her şeye rağmen Suudi Arabistan’ı gözden çıkaramayacağını” söylüyor. En azından söylemi dürüstçe.

Bu olayda dünya; kanunla yönetilen toplumlar ile adaletle yönetilen toplumların farkını bir daha gördü. Rejimin adı ne olursa olsun demokrasinin olmadığı, diktatörlükle yönetilen toplumlarda; hukuk devletinden, hukukun üstünlüğünden söz etmek mümkün değil. Hele İnancını ideolojiye dönüştürmüş Suudi Arabistan gibi toplumlar; bir dinleri olduğu için ahlaka ihtiyaç duymuyorlar. Çünkü dinin kendisini ahlak zannediyorlar. Tehlike bu anlayıştan doğuyor. Bu rejimlerin yöneticileri aklıyla birlikte, vicdanını ve merhametini de yitirmiş. İstanbul’un göbeğinde, dünyanın gözü önünde, vatandaşı muhalif bir gazeteciyi öldürecek kadar zalimler.

Zalim krallar her dönemde var olmuş. Ülkenin birinde merhametini ve vicdanını yitirmiş despot bir kral varmış. Bütün hayali büyük bir piyanist olmakmış. Vezirine, “Ülkenin en iyi cerrahını çağırıp, en iyi piyanistin ellerini kendisine dikmesini” istemiş. Ameliyat başarıyla sonuçlanmış, diktatör piyanoda en güzel parçaları çalarken, elleri kesilen piyanist sefillikler içinde yaşamış.

Zaman içinde diktatörün bitmez ve tükenmez hırsı devam ederken, piyano çalmaktan sıkılır olmuş. Kendisine yeni bir tutku ararken aklına futbolcu olmak gelmiş. Yine cerrahı çağırmış. Ülkenin en iyi futbolcusunun ayaklarını kendisine dikmesini istemiş. Kral ülkenin en ünlü futbolcusu olmuş. Milli takımın eski kaptanı pis sokaklarda kesilmiş ayağı ile işe yaramaz vaziyette sürünürken, diktatörün ruhu yine sıkılmaya başlamış.

Yeni tutkular ararken, kurnaz bir danışmanın aklına bir fikir gelmiş. “Kralım, sıkıntıyı geçirmenin tek yolu, kendine bir çocuğun gözlerini taktırmaktır. Onun saflığı, gençliği, heyecanıyla dünyayı yeniden keşfederek yeni heyecanlar duyarken sıkılmazsın” demiş. Diktatör adli tıp uzmanı cerrahı hemen yine çağırtmış. Cerrah çaresiz diktatörü tatmin etmek için elinden geleni yapmış. Diktatör takılan yeni gözlerini merak edip, hemen bir ayna istemiş. Aynada kendi yüzünü görür görmez, masada durmakta olan neşteri almış, korumaların şaşkın bakışları arasında kalbine saplayarak, kendini öldürmüş. Odada bulunanlarda bir telaş, bir şaşkınlık! Doktor sakin bir sesle konuşmuş: “Ona piyanistin büyük oğlunun gözlerini taktım. Babasının elleri kesildiğinde diktatörü gördüğü ilk anda, öldüreceğine yemin etmişti.” Hiç merak ettiniz mi? Zalim kralı öldürmeye yemin etmiş, dünyada kaç bin çocuk vardır?

ALİ KOYUNCU

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - SUÇ OLMAYAN, BİR SUÇUN BEDELİ
Ali Koyuncu - Diğer Yazıları
Bütün Ali Koyuncu Yazıları