ŞAMAR OĞLANI

Ali Koyuncu

09-07-2020
Bize yazmak için tıklayınız.

Bir Fransız yazar: Türkiye doğulu ülkelerin en batılısı, batılı ülkelerin de en doğulusudur diyor. Bu tarif, ülkemizin sadece fiziksel konumunu tarif etmek için değil elbet. Hem doğulu, hem de batılı olmanın kültürel kodları; kültürel, sosyal, siyasal sorunların çözümlerini de etkilemekte. Davranışları da etkileyen bu melez kültür; basın-iktidar, basın-muhalefet ilişkilerine de derinden etki etmekte. Ülkemizdeki siyaset-basın ilişkisi, bugün ülkenin demokratik gelişimini olumsuz etkileyecek nitelikte. Birçok gazeteci sadece yazdıkları için tutuklu iken, ana akım medyanın taraflı tutumu nedeniyle, Türkiye demokrasi ölçeğinde, batılı ülkelerin en doğulusu konumuna geldi.

Bunun sebepleri elbette çok. En belirgin sebep, televizyon, gazete sahiplerinin büyük çoğunluğunun basından gelen gücünü, "kartviziti" gibi kullanması. Bazı basın şirketi sahipleri, başka şirketleri için iktidardan büyük ihaleler almakta. Bazıları da basın organlarına sahip olabilmek için, iktidardan büyük kredi desteği görmekte. Bu ticari ilişkiler ve ekonomik beklentiler nedeniyle basının büyük çoğunluğu iktidarı eleştirmemekte veya eleştirememektedir. Ülkemizde acil yasal düzenleme yapılarak, batı ülkelerinde olduğu gibi: Basın şirketi sahipleri, başka ticari işlerle uğraşmamalı. Kamu ihalelerine girememeli.

Basın sahiplerinin ticari beklentileri nedeniyle, basının çoğunda iktidara yaranma gayretleri hat safhada. Bazı televizyon kanalları, yayın akışını kesip iktidarın açıklamalarını naklen yayınlamakta, muhalefetin açıklamalarını ise yok saymakta. Muhalefet iktidarı eleştirdiğinde, basının büyük çoğunluğu o eleştiriye yer vermek yerine, şamar oğlanı gibi, muhalefeti eleştirmekte. Bazı gazete köşe yazarları ve televizyon programcıları iktidar-muhalefet ilişkilerinde açıktan taraf gibi davranmakta. Gazete ve televizyon sahibi patronunun; ticari beklentisine göre; yazmakta, program yapmakta, konuşmacı çağırmakta. Yerine göre yedi sekiz gazetede de aynı manşeti, aynı puntolarla görebilmekteyiz. Türkiye'de basının büyük çoğunluğu; tarafsızlığını, objektifliğini, doğru haber yapma görevini, unutmuş durumda. Günümüzde basın çayın taşı ile ovanın kuşunu vurmakla meşgul. Sanki iktidarın, bir kanadı gibi muhalefete yüklenmekte, muhalefeti iktidar adına eleştirmekte. Kısaca tüm muhalefete şamar oğlanı muamelesi çekmekte.

Şamar oğlanı derken, 16. ve 17. yüzyıllarda feodal düzenin hakimiyeti sonucu üst sınıflar ile alt tabaka arasındaki ekonomik ve sosyal uçurum iyice açılmıştı. Soylu kesim kendisini halkın üzerinde görüp, hak hukuk tanımamakta; alt tabaka ile herhangi bir ekonomik, sosyal ve kültürel ilişkiye girmemekteydi. Dolayısıyla böyle bir anlayışta; alt tabakadaki kişilerin çocuklarının asilzade çocukları ve saray çocukları ile aynı okulda, aynı derslikte eğitim almaları düşünülemezdi. Öğretmenler ve alimler saraylara, şatolara, konaklara giderek saray ve asilzade çocuklarına ders verirdi. Ancak o dönemdeki eğitimde dayak ve cezalandırma çok yaygındı. Tabii konumları gereği saray çocuklarının, soylu çocuklarının üzerinde dayak kullanılması mümkün değildi. O dönemde çözüm olarak alt tabakadan olan bir çocuk ders sırasında bu dayağı yemek için hazır bulunduruluyordu. Saray ve asilzade çocuklarının işlediği her suç, her hatada dayağı saray çocuklarının yerine, alt tabakadan çocuklar yiyordu. Şamar oğlanı sözü de, kültürümüze o dönemlerde girerek bu günlere kadar gelmiş.

Bugün ülkemizde ki muhalefet-basın ilişkisi, tarihteki şamar oğlanı ilişkisi gibi. Basın iktidarı eleştirmesi gereken yerde, muhalefeti eleştirmekte. Basın demokrasilerde dördüncü büyük güçtür. Ama kurumları yücelten sahip oldukları güç değildir. Eşit, adil, objektif tutumları ve yıllardır oluşmuş etik değerlere saygılarıdır.

ALİ KOYUNCU

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - ŞAMAR OĞLANI
Ali Koyuncu - Diğer Yazıları
Bütün Ali Koyuncu Yazıları