RAKAMLARIN DİLİ

Ali Koyuncu

02-10-2017
Bize yazmak için tıklayınız.

2016 yılı verilerine göre: Dünyadaki 7 milyarlık insan nüfusunun; %1’inin serveti, kalan %99’unun servetine eşitmiş. Başka bir tespitte, 7 milyar insandan, en zengin 62 kişinin servetinin, 3 milyar 400 milyon kişinin servetine eşit olduğu belirtiliyor. Yani 62 kişinin serveti dünya nüfusunun yarısına eşit. Dünyamızın bir yanda varlık-bolluk, bir yanda yokluk-yoksunluk olarak ikiye bölündüğünü; ülkeler ve kişiler arasında servet dağılımında büyük bir adaletsizlik olduğunu rakamlar söylüyor.

Ülkemizde ise adalet; son aylarda yapılan büyük adalet yürüyüşü, fındık, üzüm yürüyüşleri ve mitingleriyle gündeme geldi. Adalet deyince çoğumuzun aklına, adliyeler gelir. Oysaki adalet toplumun her kesiminde, bireysel ve toplumsal her türlü ilişkide olması gerekir. En önemlisi de “gelir dağılımında “adalettir.

Türkiye İstatistik Kurumu(TÜİK) 2016 yılı gelir dağılımı istatistik sonuçlarını açıkladı. Sonuçlar dünyada olduğu gibi, ülkemizde de gelir dağılımında adaletsizliği ortaya koyuyor. TÜİK verilerine göre, Türkiye’de toplam gelirden en zengin %20’lik kesimin aldığı pay, en yoksul %20’lik dilimin 7.7 katı fazla. Rakamların başka bir gösterdiği gerçek; en yüksek %20 gelir grubunun, Türkiye’nin toplam gelirinden aldığı pay %47.2’dir. Başka bir ifade ile 80 Milyonluk Türkiye’de 16 Milyon kişi Türkiye’nin toplam gelirinin %47.2’sini alıyor. Türkiye 34 OECD Ülkesi arasında gelir dağılımında en adaletsiz 4’üncü ülke. En kötüler sıralaması şöyle: Meksika, Şili, ABD, Türkiye. Gelir dağılımında en adil ülkeler; İzlanda, Danimarka, Slovenya, Slovekya, Finlandiya, Çekya, Norveç olarak sıralanıyor.

Faiz, döviz gibi menkul kıymet kazançlarının %70.2’sini 2016 yılında, toplumun en zengin %20’lik dilimi almış. Bu dilimin 2015 yılına göre menkul kıymet kazancından aldığı pay 1 yılda %10.6 puan artmış. En fakir %20’lik yoksulların menkul kıymet kazancından aldığı pay ise %2.9. Bundaki artış oranı, “yevmiye” gelirindeki çok küçük artışlardan ve sosyal yardımlardan oluşmakta.

TÜİK, gelir dağılımı adaletsizliği verilerinde, yoksulluk sınırı altında kalanların sayılarını da veriyor. Ölçüye göre yıllık 7116 TL, yani geliri aylık 593 TL’nin altında olanlar yoksulluk sınırının altında gösteriliyor. Yoksulluk sınırının altındakilerin oranı %14.3. Yani ülkemizde 11 Milyon 26 Bin kişi, yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Aylık kazancı 593TL’nin altındakilerin günlük kazançları 19.5 TL’nin altında.

%20’lik en zenginler ile, %20’lik en fakirlerin arasında kalan %60’lık orta ve orta üstü sınıflarda en fakir %20’ye doğru bir kayma var. Orta sınıfın gelirlerindeki kayıp doğrudan en zenginlerin kazancına işleniyor. En zengin dilim orta grubun payını da alıyor.

TÜİK verilerine göre; 2 günde bir kırmızı et, balık, tavuk içeren bir yemeği nüfusun %37.7’si, geliri ile karşılayamıyor. Yani 29 Milyon kişi 2 günde bir et, tavuk, balık alamıyor. Bu oran 2015 yılında %35.8 imiş. Nüfusun %68’inin borcu var. Yani 52.4 Milyon kişi borçlu olarak yaşamını sürdürüyor. Toplumun %66’sı yani 50.8 milyon kişi bir haftalık tatil masraflarını karşılayamıyor. Nüfusun %65.4’ü yıpranmış mobilyalarını değiştiremiyor. Verilere göre çok ciddi maddi yoksulluk içinde olanların oranı, nüfusun %32.9’u.

Veriler ülkemizin gerçeği. Bazen gerçekler tek bir cevaba, yazıya sığmıyor. Gerçekler sadece TUİK verilerine göre açıklanamıyor. Pazar alış verişinde, okul, ulaşım, sağlık giderlerinde, konut ediniminde çağın ve ülkenin yaşam standardında da acı gerçekleri görüyoruz. Sadece görmek yetmiyor; önce merak etmeliyiz, araştırmalıyız, ilgili olmalıyız. “Dert yanma” davranışlarıyla, boyun eğerek, susarak, sadece eleştirerek yoksulluktan kurtulmanın olamayacağı kesin.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - RAKAMLARIN DİLİ
Ali Koyuncu - Diğer Yazıları
Bütün Ali Koyuncu Yazıları