PEKİ YA SİZ!

Ali Koyuncu

16-07-2020
Bize yazmak için tıklayınız.

Tüketerek yaşayan her organizma, aynı zamanda tükenerek yaşarmış. Yaşamlarımızda sadece fiziki tüketim yapmıyoruz. Aynı süreçte; zaman, dostluklar, arkadaşlıklar gibi sosyal, kültürel, moral değerleri de tüketiyoruz. Tükenmeyen ilişkilerde, eşyalar gibi eskiyor. Günümüz ilişkilerinde süreçten çok, sonuca değer veriliyor. Değerlendirirken de, bu sonuçta benim ne gibi bir menfaatim var diye bakıyoruz. Menfaatimiz yoksa o sonuçta bizleri ilgilendirmiyor. Bu nedenle de güzel anılar, dostluklar biriktiremiyoruz. Günü geldiğinde, yaslanacak dost kucağı, sığınacak liman bulamıyoruz. İlişkilerde güven duyacağımız kişileri ararken, aynı zamanda güvenilen kişi olmanın erdemini unutuyoruz.

Günümüzde, yaşamın ritmi çok hızlı. Kimse kimseye yetişemiyor. O hızda; komşularımızın dertlerini, dostlarımızın acılarını, arkadaşlarımızın sevinçlerini, çocuğumuzun meraklarını, büyüklerimizin beklentilerini fark etmiyoruz. Yaşamda en önemli iletişimlerden birisinin de, değer vermeyi öğrenmek olduğunu unutuyoruz. Hayat anlayışımız değerlerimizle birlikte değişiyor. Değişim; güveni, sadakati, doğruluğu geliştirici, pekiştirici nitelikte olmuyor. Oysaki, nitelikli bir değişim; kişinin hayatını daha anlamlı kılacaktır. Hayatını anlamlı yaşayan insanların ilişkileri; daha sadık, daha güvenilir olacak, anlam arayışını bulanlar, hayata daha olumlu bakacaklardır.

Yaşadığımız dünyada olumsuz duygular daha baskın durumda. Çevremizde ikinci el inanışlara, elden düşme yargılara, vasat düşüncelere, bencil yaklaşımlara, olumsuz duygulara çok sıklıkta rastlıyoruz. Olumsuz duygular, günümüzün kültürünü oluşturduğu gibi, insan ilişkilerini de olumsuz etkilemekte. Sadakat, doğruluk ilişkilerde toplumsal değer olmaktan çıkmakta.

Bu hızlı bireyselleşmenin, değer erozyonunun sonucun da; sadık bir dost kucağının, güvenilen bir arkadaş omzunun, sağlam güven adacıklarının olması o kadar önemli ki: Her birimizin pusula gibi arkadaşlıklara, dostluklara, soluklanabileceğimiz güven adalarına çok ihtiyacımız var.

Yazılana göre: Thomas Cook bir araştırma gezisinde, Atlas okyanusunun ıssız bir yerinde milyonlarca kuşun havada çığlıklar atarak daire çizip, uçtuğunu görür. Çığlıklar kulakları sağır edecek kadar yüksektir. Kuşlardan yorulanlar okyanusun dev dalgaları arasına kendilerini atarak intihar etmektedirler. İntiharın sebebini bilim adamları araştırır. Farklı yönlerden gelen binlerce kuşun bu noktada buluştuklarını keşfederler. İntihar etmelerinin nedenini çözemezler.

Araştırma, yıllarca sürer sonucunda; bu trajik olayın yaşandığı yerde bir ada olduğunu, kuşların göç yolu üzerinde bulunan bu adanın bir deprem sonucunda okyanusun sularına gömüldüğünü keşfederler. Kuşlar binlerce yıllık alışkanlıkla adanın yerini bilmektedirler ve uzun yıpratıcı bir yolculuktan sonra adada dinleneceklerini, su içip, besleneceklerini de bilmektedirler. Düşündükleri adayı bulamayınca; aç, yorgun ve bitkin bedenlerini, çığlık çığlığa okyanusun sularına gömmektedirler.

Peki ya siz! Sizin hiç bir adanız oldu mu? Yaşamın uzun yorucu yollarında size bir yudum taze soluk verecek, yolunuza dinç ve güvenli olarak devam etmenizi sağlayacak bir adanız var mı? Bir gün yerinde bulamazsanız ille de ulaşmak ve sığınmak için başınızın döndüğü, dengenizi yitirinceye kadar çırpınıp kanat çırptığınız bir ada bulabildiniz mi kendinize? Sınırsızca her şeyi paylaşabileceğiniz bir dost, yola birlikte çıkacak kadar güven duyduğunuz bir arkadaş, size daima huzur ve mutluluk verecek bir eş, ulaşmak için yıllardır uğraş verdiğiniz bir amaç edinebildiniz mi? Şöyle bir bakın etrafınıza size gelen, sizin gittiğiniz, sizi bulan, sizin bulduğunuz kaç adanız var çevrenizde?

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - PEKİ YA SİZ!
Ali Koyuncu - Diğer Yazıları
Bütün Ali Koyuncu Yazıları