ONURLU ÇIKIŞ

Ali Koyuncu

26-02-2018
Bize yazmak için tıklayınız.

Levent Gültekin’in “Onurlu Çıkış” isimli kitabının, 12.baskısını yeni okudum. Yazarın fikirsel dönüşümünü anlatıyor. Yazarın Tespitleri önemli; bizzat yaşayarak, sonucunu görerek öğrendiği bilgiler. İnancın ideolojiye dönüştürüldüğü kendi mahallesinden, onurlu bir şekilde nasıl çıktığını anlatıyor. Gültekin 1972 yılında Göle’de doğmuş. 5 çocuklu fakir bir ailenin üyesi. Kamu yönetimi okumuş, uluslar arası ilişkilerde yüksek lisans yapmış. Yeni Şafak Gazetesi’nde genel müdürlük, bazı medyalarda yöneticilik yapmış. Kendisiyle yüzleşmiş, yetiştiği muhafazakâr ortama rağmen kendisini fikren değiştirmiş. Değişme sürecini, cesurca yazabilen; yürekli, dürüst bir aydın.

Önemli bulduğum birkaç paragrafı; aklımda kaldığı kadarıyla, kitaba bağlı kalarak sizlerle paylaşmak isterim: Belirli bir aşamadan sonra kendi hatalarımı gördüm. Kendimi düzeltmeden başkasına faydamın dokunamayacağı sonucuna vardım. Kanaatim odur ki; ülkemizdeki yaşanan problemlerde bizimde payımız var, yaşanan anormalliklere doğrudan ve dolaylı katkı sunmuşuz. Her ne kadar zor ve sakıncalı gibi görünse de yapmamız gereken iş, kendimizi değiştirmektir. Sürekli her şeye isyan ederek, ötekine daima kötü gözle bakarak, birbirimizin mahvını isteyerek bir yere varamayız. Bizler İnancımızı ideolojiye dönüştürdük. İnancın ideolojiye dönüşmesi, hayatımda birçok değişikliği de beraberinde getirdi. Giyim tarzım değişti. Yemek tercihlerim değişti. Selamlaşma-tokalaşma şeklim bile değişmişti. Müzik dinlemek, TV izlemek, eğlenmek, âşık olmak gibi şeyler bize, yani “mücadele insanına” yakışmayan, “boş işler” olarak görülüyordu. Daha önemli işlerimiz vardı: Ülkeyi kurtarmak! Namaz kılmak için gittiğimiz cami bile farklıydı. Bazı cami imamları “bizim kafamızdaydı” bazı imamlar ise “devletin imamıydı” onların arkasında kılınacak namaz kabul olmazdı. İnancına, mezhebine, yaşam tarzına göre “bizden-onlardan” ayrımının oluşmasına sebep olduk. Öyle ki farklı din mensuplarına karşı değil, aynı mezhep mensupları arasında bile ayrımcılığa yol açıyorduk. Çünkü İslamcılar sadece kendilerini “Gerçek Müslüman” olarak görüyor, diğerlerini İslam’dan uzaklaşmış kimseler olarak görüyordu. Ne kadar mezhep, ne kadar tarikat varsa, sanki o kadar İslamiyet vardı.

İdeoloji, inanç kavgası verirken benimsediğimiz üslupla, yaklaşımla mücadele ettiğimiz karşımızdaki kesimi daha da büyüttük. Bu kısır döngü ülkeyi cehenneme çevirdi. Mahallelerde yaşayıp bütün ülkeyi kendi mahallemizden ibaret sandık. Mahallemiz yani inancımız, ideolojimiz tek önceliğimiz oldu. Zaten en iyi, en doğru bizdik. Ötekiler; hatalı, kusurlu, günahkâr, bilinçsiz, ahlaksız, cahildiler.

Neticede zarar gören Türkiye oldu, hepimiz olduk. Ülke olmadan ideolojilerin, inançların, kimliklerin hiçbir anlamının olamayacağını fark edemedik. Her birimiz “biz” dediğimizde kendi inancımızdan, mezhebimizden, ideolojimizden olan insanları kastediyorduk. İslamcılar olarak kurduğumuz hayalin nasıl ülkenin kâbusu haline geldiğini, nerede hata yaptığımızı, neyi yanlış düşündüğümüzü anlatmaya devam edeceğim. İnanç, mezhep, ideoloji temelli mahalle kültürü hepimizi birbirimize yabancılaştırdı. Birbirimizin dilini anlayamaz olduk. Bir ülkenin evlatları, aynı ülkenin vatandaşları gibi değil farklı kampların insanı olarak yaşam sürdük. Her anormalliği zıtlaşmak suretiyle birlikte var ettik. Çünkü hepimiz kendimizi öteki üzerinden tarif ediyoruz. Kadın konusu, eğitim meselesi, Kürt sorunu, demokrasi, özgürlük gibi birçok konuda çatışan müttefikleriz. Dini inanç, bireyi olgunlaştırır, güzelleştirir, fakat toplumu yükseltmez, ülkeyi kalkındırmaz. Din insana ahlaklı olmasını, kötülüklerden uzak durmasını emreder. Ancak din insanı ahlaklı etmez. Namaz kılmakla, oruç tutmakla insan ahlaklı olmaz. Sonuç olarak: Bu ülkenin birlik harcı olan laikliğe, düşmandık. Atatürk’ün kıymetinin bilemedik... Samimiyeti ve cesareti nedeniyle yazarı kutlarım.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - ONURLU ÇIKIŞ
Ali Koyuncu - Diğer Yazıları
Bütün Ali Koyuncu Yazıları