ÖĞÜT VERMEK

Mustafa Örki

24-04-2021
Bize yazmak için tıklayınız.

Ramazan ayı aynı zamanda kendimizi hesaba çekme ayıdır. Geriye dönük yaptıklarımız eksiklerimizi gözden geçirme, aynı zamanda hatalarımızı giderme imkânı veren bir zaman dilimidir. Kendim için yıllardır TV de sohbet yapıyorum, Ramazan boyunca Köşe yazılarım yayınlanıyor. Netice ne? Ne elde ettim? Bugün ve bundan sonra ne yapmalıyım?

Kur'an bu konuda peygamberimize O’nu izleyicilerine: (Ey Resulüm!)Sen(yine de)öğüt verip-hatırlat; çünkü gerçekten öğütle-hatırlatma, müminlere yarar sağlayacaktır.” Zâriyât,55 buyuruyor.

Öğüt vermenin, görev ve sorumlulukları hatırlatmanın ancak müminlere faydası olur. Yani, senin verdiğin öğütler; iman edenlerin unutmamasına, gaflete düşmemesine, imanlarının kuvvetlenmesine ve bilmediklerini öğrenmelerine sebep olur.

Öğüt verme gaflete düşmeyi engeller, neşelerinin artmasına sebep olur vesile olur. Peki, bu öğüt nedir bir sonraki ayetten öğreniyoruz. Ben, cinleri ve insanları ancak ve yalnız Bana ibadet etsinler(her şeyi Benden bilip, Benden isteyip, Benden beklesinler ve her konuda hükümlerimi yerine getirsinler)diye yarattım.(Evet; insanın sahip kılındığı nimet ve meziyetlerin büyüklüğü oranında da; sorumluluğu ve yükümlülükleri vardır. Çünkü insan Rabbini tanıyıp Ona ibadet ve hizmet için yaratılmıştır.)

İbadet: Niyete göre yapılmasında sevap olan, Allah’a yakınlık ifade eden, şekil, zaman ve türü Allah ve Resulü tarafından belirlenen kulluğu ifade etme fiilidir. Bir kulluğun ibadet olabilmesi için sadece Allah ve Resulü tarafından belirlenmesi şarttır.

Yani; cinler de insanlar da sadece Allah’a ibadet ile yükümlü olmak üzere yaratılmıştır, yaratılışlarının hikmeti de budur. Başka uyduruk hikmetler aramaya veya uydurmaya hiç gerek yoktur. Cinler ve insanlar, Allah tarafından ibadet ile mükellef olmak üzere yaratılmıştır ve özellikle salih kullar olsunlar diye yaratılmamıştır

Musa Belfort anlatıyor. Nasıl müslüman olduğunu şöyle anlatır. Misyonerdim, Saint Etienne de çarşıda Hıristiyanlık tebliği yaptığım bir tezgâhım vardı. Üzerine İncil ve diğer kitapları diziyor, insanlara bir şeyler anlatmaya çalışıyordum. Yine bir gün tezgâhın başında iken biri geldi. O müslümanmış beni dinledi ve sonra şunu söyledi: ‘Sen bana dinini anlattın. Peki, benim dinimi biliyor musun? Merak edip bir camiye gittin mi? Hiç Kuran’a göz attın mı? Eğer sen başkasının dinini bilmiyorsan nasıl doğruyu tebliğ ettiğine inanabilirsin ki? Doğruyu bulmak ancak mukayese ile olur. O zaman bu uyarıyı çok fazla dikkate almamıştım. Sonra düşünmeye başladım. Söyledikleri doğruydu. Müslümanlığı öğrenmeliydim. Papazdım Kuran’ı okumaya başladıktan sonra bütün görüşlerim alt üst olmuştu. İncil’deki İsa As’la Pavlos’un öğrettiği İsa arasında fark vardı. Bunu anladıktan sonra gün be gün daha çok Müslümanlığa yaklaştığımı, HristiyanIıktan uzaklaştığımı hissettim.

Ve bir Pazar Günü Kilise’de ayin sırasında koroya ilahi söyletiyordum. İlahi teslisle alakalı idi. O esnada çok güçlü bir şekilde İslam’a çağrıldığımı hissettim. Eve döndüğümde kalbimin ‘Allah Allah’ diye attığını hissediyordum. O hal içerisinde bir elime Kur’an-ı bir elime de İncil’i aldım: ‘Rabbim kitabın hangisi ise bana göster’ diye Allah’a dua ettim.

Eğer Müslüman olursam büyük bir bedel ödeyeceğimin biliyordum. Her şeyimi kaybedecektim. O anda hamdolsun Allah yardım etti. Kalbim Kuran’a aktı ve Müslüman olmaya karar verdim. Bir Müslüman derneğe gittim. İmama tüm hikâyemi anlattım. Çok şaşırdı. Sonra abdest aldım, şahadet getirdim ve ismimi seçtim. Dernekteki yirmiye yakın Müslüman beni gözyaşları içerisinde tebrik ettiler. Bir kardeş ‘Allah birisini sevince onun kalbini İslam’a açar’ ayetini okudu. Enam,125. Çok sevindim, yeniden dünyaya gelmiş gibi oldum. Eve döndüğümde eşime her şeyi anlattım. ‘Şeytan evimize girdi’ diye bağırmaya başladı, şeytanın benim içime girdiğini iddia ediyordu. Telefonla papazı aradı ve ona ‘Eşim çıldırdı, Müslüman oldu’ dedi. Papaz benimle konuşmak istedi. Ona da ne olup bittiğini anlattım. ‘Bir problemin varsa benimle konuşman gerekirdi; hemen konuşmamız lazım’ dedi. Kararımın kesin olduğunu ve bilinçli olarak İslam’ı seçtiğimi söyledim. Daha sonraki günler daha sert tepkilerle karşılaştım. Delirdiğimi ve psikiyatra gitmem gerektiğini söylediler. Hâlbuki bunlar doğru değildi. Ben kötü bir niyetle işe başlamıştım ama Allah niyetimi hayra tebdil etmişti. O merhametli olmasaydı bu nasıl olurdu? Benim için bir problem yoktu ama eşim artık birlikte yaşayamayacağımızı ve boşanmak istediğini söyledi. ‘Burası İsa’nın evi, şeytanı istemiyorum” dedi.

Evet. Eşim tüm eşyalarımı kapı önüne koydu, boşandık. Sonra Müslüman bir bayanla evlendim üç çocuğumuz var. Öğüt fayda verir.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - ÖĞÜT VERMEK
Mustafa Örki - Diğer Yazıları
Bütün Mustafa Örki Yazıları