“Sivas Kongresinden sonra, Kayseri- Mucur-Hacıbektaş-Kırşehir-Kaman…Mustafa Kemal, Ankara’ya dokuz günde ulaşabildi.
*
Ankara’nın nüfusu 20.bin kadardı. Evleri kerpiç, sokakları daracıktı. Çoraktı; ağaçsız yeşilsiz çıplak bozkırdı. En ufak rüzgarda toz bulutu içinde kalıyordu. Yağmurda çamur deryasıydı. Ne otel ne lokanta vardı. Evlerde elektrik yoktu. Su kuyudandı. Ulaşım dediğin eşek veya gıcırdayan at arabaları idi.
*
Ankara’yı gördünüz. Şimdi suikast girişimine geliyorum.
*
Bir gece yarısı henüz yatmıştı; uykuya dalmak üzereydi. Merdivenlerde tıkırtı duydu. Yatak odasının kapı kolu hafif hafif dönmeye başladı. Elini yastığının altına soktu. Revolverini hazırladı. Kör karanlıkta kim oldukları belli olmayan üç kişi parmak uçlarına basarak içeri süzülüyordu. Tabancasını doğrultarak ayağa fırladı ve :
-Kimsiniz ?, diye bağırdı. Suratlarına doğrultulmuş namluyu görünce paniklediler gerisin geri düşercesine merdivenlerden kaçmaya başladılar. Bağırtı çağırtı az ileride yakalandılar. Nöbetçiyi bağlayıp içeri sızdıkları ortaya çıktı.
Çerkez Etem’in tetikçileriydi.
*
Şehrin 5 kilometre dışındaki Ziraat Mektebinde güvenlik endişesi hep vardı ama bu hadise bardağı taşıran damlaydı. Uyurken öldürülmekten kıl payı kurtulmuştu.”
*
Bu bilgi, Yılmaz Özdil’in Mustafa Kemal kitabından alındı. Bu kitabı okumanızı ikinci kez öneriyorum. Tahminlerinizin çok üstünde bilgi yükleneceksiniz.