KURULTAYIN ARDINDAN

Ali Koyuncu

12-02-2018
Bize yazmak için tıklayınız.

Geçen hafta sonu, CHP’nin seçimli kurultayı sonuçlandı. Kemal Kılıçdaroğlu yeniden Genel Başkan seçilirken, parti meclisi de yenilendi. Bu süreçte eski YARSAV başkanı, Emin Ağaoğlu ile eski İstanbul Baro başkanı Ümit Kocasakal’da aday adayı oldular. Adaylık için yeterli desteği bulamadıkları için, seçime katılamadılar. Partilerde aday olmak herkesin hakkı, adaylıklara karşı görüşlerini belirtmekte seçmenin hakkı. Tolstoy’un sevdiğim bir sözü var: “ Bir insanı bulunduğu mevkile değil, göz koyduğu mevkile ölçmeli.” Her ikisi de CHP’de il, ilçe yöneticiliği, belediye başkanlığı, milletvekilliği gibi bir görev üstlenip parti içi çalışmalarda hiç bulunmamışlar. Adaylar partiliyi, partili adayları tanımıyor. Doğrudan Genel Başkanlığı talep etmeleri, parti tabanında haklı olarak yadırgandı!

Hele hele Ümit Kocasakal’ın bir kitle partisinde adaylığını açıklarken partinin yeni seçilmiş İstanbul İl Başkanını karşısına alarak, eleştirerek genel başkan adaylığını açıklaması; çok acemice görüldü. Sol fraksiyonlardan gelen alışkanlıkla dışlayıcı, çatışmacı, siyaset anlayışını hala üzerinden atamadığını düşündürdü. Kuvveyi Milliye ruhundan doğmuş CHP’de, salona benden başka Atatürkçü yoktur edasıyla girmesi, tereciye tere satma olarak değerlendirildi.

Tam bağımsızlık ruhundan doğan CHP, tarihsel süreçte yeni siyasal, sosyal değerler edindi ve sosyal demokrat bir dünya görüşüne evrildi. Ülkenin ve dönemlerin öznel koşulları da göz önüne alındığında böyle kitle partilerinin içersinde: Sosyal Demokrat, Kemalist, Liberal, Sosyalist, gelenekçi, etnik siyaseti benimseyen ve farklı siyasi geleneklerden gelen kişiler olur. Kişilerin yanında farklı Sosyo-ekonomik kültürler içersinde oluşmuş, farklı kimlikleri öne çıkaran gruplarda olabilir. CHP’de Genel Başkan olacak kişi; tüm bu duyarlılıkları temsil edebilecek, bir arada tutabilecek, birlikte aynı hedefe yönlendirebilecek hoş görü ve beceride olmalı. Eksiklileri olamamakla birlikte adı geçen kişilerin içinde bu tarife en yakın kişi Kemal Kılıçdaroğlu.

Gruplardan birinin adına CHP’de Genel Başkan adayı olmak, sorun yaratır. Seçim yarışına giren iki aday da; partide uzun yıllar çalışmış, katkı yapmış, saygın, derleyici toparlayıcı olabilecek kapasitede. Ancak gördüğüm kadarıyla Muharrem İnce söylemini, partiyi ve Türkiye’yi nasıl yönetirim? Sorunları nasıl çözerim? Üzerine değil de; Kemal Kılıçdaroğlu’nun ve partisinin seçimlerdeki başarısızlıkları üzerine kurmuş. Söylediklerinde doğruluk payı var. Ama senin ne gibi özelliklerin var sen ne yapacaksın? İnsanlar daha iyisini bulmadan, elindekinin kıymetini bilir. Farklı duyarlılıkları olan insanları, aynı çatı altında nasıl birleştireceksin? Örneğin Ege-Akdeniz’deki seçmenleri kaybetmeden, Doğu-Güneydoğu Anadolu bölgelerinden nasıl oy alacaksın? Bu soruların hiçbirisinin cevabı konuşmasında yoktu. Eski sol gelenekte olduğu gibi, hep eleştiri, hep eleştiri. “Bir sorun var da, sen de çözüm üretemiyorsan, o sorunun bir parçası da sensindir.” Başkalarının başarısızlıklarına dayanarak, yeni bir gelecek kurulamaz.

Türkiye’de siyaset kendi dinamikleri üzerinden yapılmıyor. Siyaset din ve ırk üzerinden yapılıyor. Kısaca kimlik siyaseti yapılıyor. Kimlik siyasetinin öne çıktığı dönemlerde Sosyal Demokrat partilerin başarılı olması zor. Bu koşullarda alınan %25’lik oyu yeterli görmemekle birlikte, değerli buluyorum. Bugün CHP Genel Başkanının başarısı ülkedeki siyaset yapma biçimini, kimlik siyasetinden; aş, iş, işsizlik, ekonomi siyasetine dönüştürebilmesinde yatıyor. Muharrem İnce bu konuya hiç değinmedi. Çözüm Üretebilse secimi belki de kazanırdı. Ülkemizde 30 yıldır, din iktidara gelmenin, iktidarda kalmanın aracı olarak kullanılmakta. İnançlar ideoloji olmuş. Irkçı etnik siyaset belirleyici olmuş. Bu siyaset anlayışlarından beslenen terör ise ülkenin başlı başına ayrı bir sorunu. Çok partili dönemde, Sosyal Demokratlar Türkiye’de tek başlarına hiçbir zaman iktidar olamadılar. Bu tarihi gerçekliğin sorumluluğu hepimizin, tek bir kişiye yüklemek, adil değil diye düşünüyorum.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - KURULTAYIN ARDINDAN
Ali Koyuncu - Diğer Yazıları
Bütün Ali Koyuncu Yazıları