29 Temmuz 2021 Perşembe

İNSANLIK NASIL ANLAŞILMALI?

Mustafa Örki

17-06-2021
Bize yazmak için tıklayınız.

İnsan olmak insani davranışlarda bulunmak nasıl bir şeydir? Kimler bu davranışta kime karşı oluşturabilir? Ben önce insanım, sonra erkek veya kadın sonra isim veya makam mevki gelebilir.

Bir akademisyenimiz anlatıyor.

“Doçenttim, kayınpederler yazlıkta oturuyorlardı. Onlara gidiyorum. Sitenin kapıcısı çöp bidonunu taşıyor. Bidonun bir kenarından tuttum, yardım ettim. Eve vardım, kaynanam kıpkırmızı. Ben sebebini bilmiyorum, aklıma bile gelmiyor. Meğer benim kapıcıya yardım ettiğimi pencereden görmüş. Bu davranışım onuruna dokunmuş. Bana sesini yükseltti: ‘Kendini düşünmüyorsan bizi düşün be oğlum, biz burada çevresi ve saygınlığı olan bir aileyiz. Sen nasıl olur da çöp bidonunu taşımakta kapıcıya yardım edersin? Bizim onurumuzu düşünmüyorsun!’ Sesimi çıkarmadım. Kayınpederim uzman doktor. Ben de doçentim ya! Kaynanam insanlığı bu unvanlarla ölçüyor!”

Rabbimiz “Ey insanlar, gerçekten Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbiriyletanışmanız(ve farklı yetenek yararlanmanız)için sizi(değişik)kavimler ve kabileler(şeklinde)kıldık. Şüphesiz, Allah katında sizin en üstün(kerim ve değerli)sayılanınız,(ırk ya da soyca değil takvaca(kötülükten sakınma, iyilikte yarışma konusunda)en ileride olanlarınızdır. Şüphesiz Allah(her şeyi hakkıyla)Bilendir, Habir’dir.” Hucurât/49,13

Sûrenin 10. âyetinde imanda kardeşlik vurgulanmıştı. Burada ise insanlıkta eşlik vurgulanıyor ve insanlık ortak paydasına dikkat çekiliyor. Farklılıklar, insanlık ailesini oluşturan unsurların birbirine tahakküm ve üstünlük gerekçesi değil, “tanışma” gerekçesi olmalıdır. İslâm’ın evrenselliğini tüm zamanlarda haykıran bir âyet. Zımnen: Kimse doğuştan imtiyazlı/doğuştan mahrum değildir. Kişinin kendi seçmediği şeylerle övünmesi anlamsızdır. Takvâ, kişilerin kendi akıl ve iradeleriyle yaptıkları bilinçli tercihi ifade eder. Bu şu manayı içerir: Ne kadar sorumlu davranırsanız, o kadar üstün olursunuz!

Hz. Muhammed’in Aristokrat düşmanları olmuş bir de dünyayı değiştiren arkadaşlar var. Bir döneme ait gibi görünen ama düşünce olarak her zaman için geçerli bir anlayış. Müşrik Aristokratlar zaman olmuş iyilik, cömertlik yapmışlar. Çoğu kez hile ve zor kullanmışlar kısaca bir şeyler yapmışlar. İslamın insanı ise bu tür yollara başvurmamışlar, gönüllülük esasını kıstas olarak seçmişler. Neticede İslam yayılmış gönüllerde yer almış, iyi insanlara örmek olmuşlar.

Bugün Batı şahsi işini mesela ayakkabısını birisine giydirtmek; şemsiyesini, paltosunu birisine tutturmak, tırnaklarını birisine kestirtmek, alışverişini birisine yaptırtmak büyüklük işaretidir. Batıda özellikle İngiltere'de bunun aksine çorabını kendisi giymek, ayakkabısını kendisi boyamak, tıraşını kendisi olmak, alışverişini kendisi yapmak beyefendiliğin şartıdır.

Büyüklük başkalarını kullanmak değildir. Eskiler kırbacınız yere düşerse atınızdan inip onu alın, kendi başınıza yapabileceğiniz işte başkasından yardım beklemeyin demişlerdir.

İnsan kendini paranın, unvanın, makamın esaretinden kurtarmayı başarırsa eğer, her gönülde yer bulur sözü doğrudur. Âlemlere rahmet iyilik elçisi olarak gönderilen Hz. Muhammed sav “ben Mekke de kurumuş et yiyen bir kadının oğluyum” demesi ile büyüklüğün ne olduğunu ifade etmiştir.

İnsan şu bu olabilir ama insan olması bir başkadır.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - İNSANLIK NASIL ANLAŞILMALI?
Mustafa Örki - Diğer Yazıları
Bütün Mustafa Örki Yazıları