29 Temmuz 2021 Perşembe

İNSAN SEVİNMELİ Mİ? YOKSA ÜZÜLMEMELİ Mİ?

Mustafa Örki

28-05-2021
Bize yazmak için tıklayınız.

İçinde yaşadığımız zaman dilimine bakarak söylersek hiç de iç açıcı görünmüyor. Savaşlar, hastalıklar, iklim değişikliği kuraklık. Ne zaman sahili selamete çıkarız belli değil, şaştık kaldık adeta. Dünya kuruldu kurulalı birçok badireyi yaşamış. Ölen ölür kalan sağlar devam eder der karamsarlık içinde üzülür umutsuz olabiliriz. Bir başka seçenek sevinebiliriz miyiz, çare var mı?

Meseleyi Kur'an eşliğinde bakarsak sevinebiliriz. Çünkü elimizde önümüzü aydınlatan bir kandil var. “Şaşkın” olmamıza gerek yok bu kelime görmezden gelme veya vahyin olmaması hali içindir. Şaşkınlık bilginin olmayışı veya sonunu hesap edilmeden yapılan davranıştır. Aklı başında insan ne yaptığını niçin yaptığını bilendir. Duhâ suresinin 7. Âyeti bu durumu izah etmektedir.

Hz. Muhammed sav risalet öncesi kendisi ve içindeki toplumun gidişatı iyi değil yanlış idi. O bu durumu fark etmiş fakat doğru yolun ne olduğunu bilememenin ıstırabıyla şaşırmış bir vaziyette kalakalmıştı.

Sonra ne oldu? Vahiy gelmeye başladı ve karanlıklar aydınlandı. O ayetlerden biri “Ey insanlar! Rabbinizden size bir öğüt ve kalplerde olana şifa, iman edenlere bir hidayet ve rahmet gelmiştir.” De ki, "Allah'ın ihsanıyla ve rahmetiyle, yalnızca bunlarla sevinç duysunlar. Bu, onların biriktirip durduklarından daha hayırlıdır." Yunus, 57.58

Kur'an Yolu Tefsir Kitabında şöyle açıklama getirilmiş. Doktor hastasına tavsiyede bulunur ve iyileşmesi için ilaç yazar. Mevize tavsiyedir, şifa ise ilaçtır. Şifa kelimesi için Ragıp şöyle der. Uçurumun kenarında helâke yakın veya hastalığın son aşamasında ölüme bir adım kalanın iyileşmesi demektir.

Kur'an kendini “Şifa” olarak tanıtır. Bal için de Kur'an “İçinde insanlar için şifa vardır” Nahl,69 tanıtır. Bu kitabın içindeki emir ve nehiyler bal misali müminler şifadır. Bu Rabbimizin fazlı keremidir. Vahyin aydınlığında yürümek dünyalık yığmaktan iyidir.

Ama bir sorunumuz var. İçinde yaşadığımız dünyada Müslümanların hâlidir. İslam yücedir insanları yüceltir ama öyle değiliz. Ne yapmalıyız, nasıl anlamalıyız? Ana maya topluma ihtiyaç var. Nerden başlamalılar?

Bir misal olsun şu ibadetlerimiz var ya namaz-zekât, oruç gibi. İçinde mutlak şuur olmalı, alışkanlığın gereği değil bilerek yapmalıyız, amacını gerçekleştirmeli. İbadetlerimiz sıradan olursa dinamizm ve yaratıcı olmaktan çıkar ve bugün durum budur.

Namaz farz ve nafile olarak iki şekilde bir tasnife tabi tutmak mümkündür. Onlardan biri de hâcet namazıdır. Bir hayırlı işimizin olması veya çare aramak için kılınır. İmkân var ama ilaç var ama biz iyileşmek istemiyorsak çok acı çekeriz.

Yunus suresi 57 ve 58 ayetleri için şu tespit yapılmış. “İnsanın Allah’tan tek bir şey isteme hakkı olsa, insan o hakkı hidayet istemek için kullanmalıdır. Âyet dört unsur içerir. İlk ikisi olan “öğüt” ve “şifa” herkesi kapsar. Son ikisi olan “rehberlik” ve “rahmet”, insanoğlu içinden inananları kapsar. Zira vahiy ancak kendisine inanana rehberlik yapar, rehberlik yaptığına rahmet olur.”

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - İNSAN SEVİNMELİ Mİ? YOKSA ÜZÜLMEMELİ Mİ?
Mustafa Örki - Diğer Yazıları
Bütün Mustafa Örki Yazıları