HUZUR

Ali Koyuncu

11-03-2020
Bize yazmak için tıklayınız.

İçinde bulunduğumuz coğrafyanın ve Türkiye'mizin; işe, aşa, güvenliğe, barış ve huzura çok ihtiyacı olduğu acı bir gerçek. "Coğrafya kaderdir" demiş İbn-i Haldun. Bu coğrafya huzura ihtiyaç duyarken; coğrafyada yaşayan insanların huzurlu olmaları, düşünülebilir mi? Bu coğrafyada huzur olsa; insanları denizden, karadan Hıristiyan ülkelere, ölümü göze alarak kaçar mı? İnsanlar neden Suudi Arabistan, Afganistan, İran, Irak'a gitmiyor? Neden?

İşsizlik, yarına güvenle bakamama, insanların fikren ve ruhen ekvator çizgisi gibi ikiye ayrılmasının yanında, hukuk güvenliğinin olmaması huzursuzluğu artırmaz mı? Sokakların, korkunun sessizliğine büründüğü yerlerde, iç huzur bulmak mümkün mü? Huzur pasif bir duygu değil ki: Yaratıcı bir eylem. Başka insanların dertlerini dert edinenler, bu koşullarda huzur duyabilir mi? Yönetenlerin kendi yanlışlarıyla, başkalarını düzeltmeye çalıştığı bir yerde huzur olur mu? Huzur, acının üzerine inşa edilebilir mi?

Huzursuzlukla ilgili sorulacak soru çok. Sorular aynı zamanda cevaplardır diyerek, huzur arama yolculuğuna devam edelim. Son yıllarda temennilerimde herkese; sağlıkla birlikte, mutlaka 'huzur da' diliyorum. Sağlığın, işin, gücün yerinde de olsa, çevren huzursuz, ülken huzursuzsa birey olarak sende etkileniyorsun. Huzursuzluk coronovirüs gibi bulaşıcı. Belirli bir dönem huzur bulanlar da, bedelini ağır ödüyor. Huzur şarkılarda kaldı. Hani Münir Nurettin Selçuk'un, " tatlı bir huzur almaya geldim Kalamış'tan" diye başlayan şarkısı var ya, Huzur Kalamış'ta da kalmadı!

Şair Hüseyin Güll'ün şu dizeleri çok hoşuma gitti:

Ezme, emretme, yönlendirme, yönetme istemem.

Yüzüm, gözüm, gönlüm, aklım, nefesim var.

Ruhum, güneşim, gecem sabahım var

Sende vereceksen huzur ver, akıl verme istemem. Akıl vermenin serbest, aklı kullanmanın yasak olduğu toplumlarda, huzurun olması mümkün değil.

"Yanında huzur bulduğunuz insanlar servetinizdir" sözünü çok severim. Servet gibi bir söz. Son yıllarda, huzursuzluk veren insanlardan uzaklaşıyorum. Televizyondaki anlamsız, derinliği olmayan, vicdanını otoriteye teslim etmiş, sabun köpüğü gibi konuşmalar huzursuzluk veriyor. Hiç izlemiyorum. Televizyondaki anlamsız, kamplaştırıcı, ötekileştirici, sıkıyönetim komutanı gibi bağıran, başkalarını kırıcı, incitici sözler, şiddet içeren bağırmalar bana huzursuzluk veriyor. İlişkilerinde, "korkuyu" güç olarak kullanan, zayıf insanların bağırmalarını hiç dinlemiyorum. Hemen kanal değiştiriyor, belgesel izliyorum.

Kanal değiştirme, elbette çözüm değil. Huzur kendini emniyette hissetme, memnun hissetme, gönlünü ferah hissetme olarak bilinir. Bazen inandıklarımız, gördüklerimizden daha gerçektir. Toplumsal yaşantıda huzurun bir insan hakkı olduğuna inanıyorum. Irvin Yalom; "esir kamplarında acılarıma anlam vererek hayatta kaldım" diyor. Çünkü olaylara anlam veren, bizlerin olaylara bakışıdır. Toplumlar huzursuzluğu, gerginliği, sıkıntıyı, onları uyandırmaya çalışan önemli dostlar olarak görüp; hayatlarına hukuki değerler, yani anlamlar katabilirse huzursuzlukla baş edebilir. Huzursuzluğu yaratanları, toplumsal hayatlarından çıkarabilirse huzursuzluktan kurtulabilir. Toplum yaşadığı huzursuzluğu, kurtuluşunun başlangıcı yapabilirse kazanır. Hayat bizlere anlamlı geldiği oranda, kendimizi huzurlu hissedeceğiz. Hayatımızdan; anlamsız kişi ve olayları çıkaralım. Belli sebepleri belli sonuçlar doğurur. Yaşadığımız coğrafyayı, cennet vaat edenler, cehenneme çevirdi. Huzur bu din tüccarlarından kurtulmakla gelecektir.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - HUZUR
Ali Koyuncu - Diğer Yazıları
Bütün Ali Koyuncu Yazıları