HANGİ İMAN MAKBULDÜR?

Mustafa Örki

17-04-2021
Bize yazmak için tıklayınız.

“De ki: "Eğer (gerçekten) inanıyorsanız, (düşünüp söyleyin, bu bâtıl) inancınız size ne kötü şey emredip durmaktadır?” Bakara/ 2,93 İmanımız bizi iyi şeyler yaptırmalı değil mi? İman ettiğini söyleyen bugünün birçok müslümanı inancının gereğini yaşama gücünü bulamıyor. Nedir engel olan?

İktidardayız ama muktedir değiliz diye bir sözü kullanır ve biliriz. Nedir nasıl anlamalıyız? İktidar kelime olarak: bir işi yapabilme gücü, bir işi başarabilme yetkisi ve yeteneğidir. Muktedir olmak ise bir şeyi başarmaya, yapmaya, gerçekleştirmeye gücü yeten anlamındadır.

İnsana itaat ve isyan etme yetisi verilmiştir. Bu ayette geçen İsrail oğulları üzerinden bir gerçeği anlamamıza sağlamaktadır. İçlerinde Musa As olmasına rağmen “Buzağı” sevgisi ile ifade edilen dünya arzusu onları gerçek iman etmelerine engel olmuştur.

Allah’u Teâlâ dünyayı sevdirmiştir. Eğer bu sevgi olmasa fani olan bu hayat için çalışmaz gayret etmezdik. Buradaki hikmeti anlamamız asıl önemli olandır. Burada bir başka hakikat ise dünya hayatının imtihan alanı olması durumudur. Vahyi dinlemeden işitmeden bu hayatı başarmamız mümkün değildir. Allah akıl vermiş, düşünme gücü vermiş aklını kullanmayanlar pisliğe mahkûm olacağını rabbimiz haber vermiştir.

Kur'an “ey akıl sahipleri ”diye seslenir “O aklını kullanmayanları pisliğe mahkûm eder” Yunus,100

Bu âyet hakkında ilim sahipleri der ki: Aklını kullanmamak, tüm sapmaların çıkış noktası olarak gösteriliyor. Vahyin amacı insana aklını doğru kullanmayı öğretmektir. Yani, insanın kendini pisliğe mahkûm etmesine mani olmaktır.

İç dünyasını vahye inşa ettirmeyenler, değdiği her şeyi önüne katıp sürükleyen bir sel gibi akan duyguların ve güdülerin/sevki tabilerin dünyasına teslim olurlar. Akıl, kalbin duygu selini kontrol altına almak için verilmiştir. Bu yüzden akıl kalbin bağı hükmündedir. Kalbine akılla ferman dinletemeyen kimse, bir müddet sonra eline, ayağına, gözüne, kulağına, diline, dudağına da sahip olamamaya başlar. Nihayet kendine sahip olamaz hâle gelir ve kendini kaybeder.

İman sahibini iyi ve doğruyu götürebilecek iktidara sahip olmasıyla kendini belli eder. Önemli olan inanca sahip olmak değil, sahibini doğruyu emreden bir inanca sahip olmak gerekiyor. Namazımız, zekâtımız oruç ve diğer amellerimiz bizi mutlu etmeyecek, cennete taşımayacaktır. Peki, ne sağlayacak? İmanımız deriz. Nereden biliyoruz?

Kıblenin değişimi sonrası bazı boşboğaz insanlar bugüne kadar bu şekilde ikame ettiğimiz namazlarımız ne olacak sorusunun cevabı “Allah, imanınızı zayi etmez. Şüphe yok ki Allah, insanları esirgeyicidir, rahimdir” Bakara/2,143

Akıl, kalbin duygu selini kontrol altına almak için verilmiştir. Bu yüzden akıl kalbin bağı hükmündedir. Kalbine akılla ferman dinletemeyen kimse, bir müddet sonra eline, ayağına, gözüne, kulağına, diline, dudağına da sahip olamamaya başlar. Nihayet kendine sahip olamaz hâle gelir ve kendini kaybeder. Can alıcı soru şudur: Kendini kaybeden neyi kazanabilir?

Duygu insanların ve hayvanların, dış dünyanın uyaranlarını görme, işitme, koklama, dokunma ve tat alma organları aracılığıyla algılama yeteneği, bu organların işlevi. "İnsan beş duyusuyla iş görür" Bu duyguların sayısını sekize çıkarmışlardır. Ki bunlar, Mutluluk, Üzüntü, Korku, Şaşkınlık, Öfke, İlgi, İğrenme, Utançtır. Sevki tabi: Hayvan veya insanların düşünmeksizin yapılan harekâttır. İnsana verilen bu güç sayesinde harekâtlarımızın sürekliliğini sağlanır.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - HANGİ İMAN MAKBULDÜR?
Mustafa Örki - Diğer Yazıları
Bütün Mustafa Örki Yazıları