GÖÇ

Ali Koyuncu

16-12-2020
Bize yazmak için tıklayınız.

Ülkemize göç eden, 4-5 milyon Suriyeli nedeni ile uzun zamandır en çok konuşulan konulardan birisi de göç. İnsanlar can güvenliğini korumak, daha iyi hayat koşullarında yaşamak, iş güvenliği, eğitim olanakları ve daha iyi barınma olanaklarının olduğu ülkelere göç ediyor. Ülke içerisinde de aynı sebeplerle bölgeler ve şehirler arasında göç devam ediyor. Anadolu'da göç, sadece son yılların sorunu değil. Türkler Orta Asya'dan bu yana Batıya doğru sürekli göç ediyor. Hatta bırak insanları, Anadolu yarımadası her sene Yunanistan'a doğru fiziki olarak kayıyor.

İlk çağlardan bu yana insanlar önce suyun ve yiyeceğin bol olduğu bölgelere, daha sonra yeraltı ve yerüstü kaynaklarının bol olduğu diyarlara göçmüş. Sanayi Devrimi ile birlikte iş olanakları için sanayileşmiş ülkelere ve bölgelere göçmüş. BM verilerine göre 2019 yılında dünya nüfusunun %60'ı sanayileşmenin geliştiği kentlerde yaşıyor.

Türkiye'ye özellikle Osmanlı döneminin son yıllarında ve Cumhuriyet döneminde; Balkanlar'dan, Kafkasya'dan, Ortadoğu'dan, Afrika'nın bazı bölgelerinden ve komşularından; can güvenliği, inanç, etnik yapı, ortak tarih ve ortak kültür nedeni ile çok göç oldu.

Günümüzde ülkemize ve ülkemiz üzerinden Avrupa ülkelerine yapılan göçlerin ortak özelliği; savaş, can güvenliği, kuraklık, açlık gibi nedenler. Göç veren ülkelerin ortak özelliklerinden birisi de demokrasinin gelişmediği, otoriter rejimlerin yönetimde olduğu ülkeler. Diğer bir ortak özellik, göç veren ülkelerde halkın çoğunluğu Müslüman. Müslümanlar, Hıristiyanların yaşadığı ve yönettiği topraklara akın akın göçüyor. Göçün petrol zengini Müslüman Arap ülkelerine olmaması düşündürücü! Göçerler ülkelerinde yaşadıkları sorunları, kültürleri ve davranışları göç ettikleri ülkelere beraberinde götürüyorlar. Sadece insanlar değil, sorunlar da insanlarla birlikte göçüyor.

Türkiye coğrafi yapısı ve tarihi itibariyle her türlü göçten etkileniyor. Dünyanın birçok yerinden insanlar, Türkiye'ye göçerken; Türkiye'nin eğitimli, dinamik, genç nüfusu da iş olanakları nedeni ile Avrupa'ya ve Amerika'ya göçüyor. Göçenlerin bazısı Nobel ödülü alıyor, bazısı da Covid-19 aşısını buluyor, sayılamayacak kadar çok başarılı insanımız var. Eğitimli gençlerin göçüyle ülkemiz; sorun çözme kapasitesini ve beceri gösterme refleksini kaybediyor. Erozyonun toprağı verimsizleştirdiği gibi; eğitimli nüfusun ülkemizden göçü de; ülkenin kaliteli-eğitimli insan gücünü verimsizleştiriyor. Kazanan Avrupa oluyor.

Tüm insanlığın ve bizim eğitimli gençlerimizin iş, refah ve eğitim için yurt dışına yaptıkları göçler devam edecek gibi. Ülkemizde 1950 yılında nüfusun %75'i köy ve kasabalarda yaşarken, 1970 yılında 35 Milyon olan nüfusun % 62'si köy ve kasabalarda yaşamış. 2000'li yıllara gelindiğinde ülke nüfusunun %16'sı köylerde yaşamakta. Göçün sonunda, nüfusumuzun %50'si, nüfusu 500 bini geçmiş, on bir metropolde yaşamakta.

Bugün Türkiye'nin ekonomik, sosyal ve siyasal durumunu göçler sonucu oluşan metropoller, derinden etkilemektedir. Türkiye'nin göç sonucu oluşan, metropoller diye bir sorunu var. Metropollerde yaşayan insanlar etnik, sosyal, kültürel, ekonomik olarak çok farklı katmanlardan oluşmakta. Günümüzde siyaset bu olguyu göz önüne almadan, hiçbir sorunu çözemez.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - GÖÇ
Ali Koyuncu - Diğer Yazıları
Bütün Ali Koyuncu Yazıları