ERDAL İNÖNÜ'DEN  ANILAR VE DÜŞÜNCELER

Ali Koyuncu

04-06-2020
Bize yazmak için tıklayınız.

Geçen yazımda Erdal İnönü'nün üç ciltlik "Anılar ve düşünceler" kitabından seçtiğim üç anıyı yazmıştım. Üç ciltlik bir kitabı, bir köşe yazısında anlatmak mümkün değil. Özellikle genç nesillerin okuması için, seçtiğim anılardan bazılarını yazıyorum. Umarım okuyanlara, ilginç gelir.

Erdal İnönü bu anısında, 1980 ihtilalından sonraki partileşme sürecinde iş adamı İbrahim Cevahir, CHP Genel sekreteri Mustafa Üstündağ, eski Senato Başkanı Sırrı Atalay ve Necdet Uğur ile yeni kurulacak partiyle ilgili konuşmalarını anlatmış. Sonunda kendisine genel başkanlık önerilmesi üzerine, verdiği cevap da şöyle: "Demokrasimizin kritik bir dönemde olduğunu kabul ediyorum, ama benim gibi siyasal deneyimi olmayan birisinin CHP'yi toparlayabileceğini sanmıyorum, başka bir lider bulunabilir. Zaten sayın Ecevit'te benim liderliğimi kabul etmez. Ben parti kuracağım diye ortaya çıktığımda kimse arkamdan gelmez; tek başıma ortada kalırsam ne olur?" Diye sorup, dürüstçe siyasi yetersizliğini ve demokrasiyle ilgili kaygılarını anlatıyor.

Erdal İnönü başka bir anısında: "Yedek subaylık döneminden arkadaşlarım, İsmail Sakarya ile İsmail Şükrü Yanardağ, değerli iki mühendis. İsviçre'deki öğrencilik yıllarında Alp dağlarına çıkmışlar, epey beceri ve deneyim kazanmışlardı. Onlarla birlikte 1955 yılının bir yaz ayında Erciyes dağına tırmandık. Yayladaki kayak evinden sabah karanlığında yola çıktık. Bütün gün yürüdük, değişik zeminlerden yavaş yavaş geçerek doruğa eriştik. Zirve defterini imzaladık. Zirveden tüm yörenin manzarasını hayranlıkla izleyip, bir kaç resim çektikten sonra geriye döndük. Tam 18 saat hiç durmadan yürümüştük, bir şey de olmamıştı. Böyle bir dayanıklılık gösterebileceğimi hiç düşünmezdim. Tüm yeteneklerimizi bilmediğimizi bir kez daha öğrendim." Diyerek, farklı bir deneyimini ve insanın sınırsız potansiyelini anlatıyor.

Halkçı parti ile birleşme sürecinde, SODEP'lilere şöyle bir veda konuşması yapıyor: "Hepinize ayrı ayrı teşekkür borçluyum. SODEP'i birlikte kurduk ve geliştirdik. Bütün güçlükleri birlikte aştık. Seçimleri birlikte kazandık, birlikte kaybettik. Daha büyük bir parti haline gelmek için SHP'ye birlikte katılmayı öneriyorum. Kurucularının pek çoğu benim gibi siyaseti bilmeyen bir görevi yapmak için siyasete atılmış insanlar. İçinizden bir çok arkadaşım siyasetin, particiliğin ne olduğunu bilen deneyimli kişilersiniz. Acemiliğime aldırmadan beni aranıza kabul ettiğiniz, başkan olarak benimsediniz ve particiliği, siyaseti öğretmeye çalıştınız. Hepinize yürekten minnettarım. Yalnız particiliği iyi öğrenmedim ki birleşme için, kurduğumuz parti SODEP'i kapatmaya götüren bir yol seçtim. Ama bu kimsenin kabahati değil, öğrenmek için yeterince zaman olmadı." Diyerek samimiyetini her zamanki gibi gösteriyor.

Onu Türkiye siyasette; protokolü çok önemsemeyen, mecbur olmadıkça makam arabası kullanmayan, sarı taksilerle yolculuk yapan, sade kişiliği ile tanıdı. "İstanbul'da Flaş TV'ye bir televizyon çekimi için gittim. Sokaktaki sıra bekleyen taksilerden en öndekine bindim. Şoför bana tanıyormuş gibi baktı. 'Korkmuyor musunuz böyle yalnız dolaşmaya!' dedi. Bende merak etme korkulacak bir şey yok diye cevap verdim. Şoför tuhaf tuhaf bir yorum yaptı. 'Siz Erdal İnönü'ye çok benziyorsunuz. Onu görüyor musunuz?' dedi. Ben şaşırdım. Erdal İnönü benim deyince, 'ha tamam ben bu adamın yüzü ne kadar Erdal beye benziyor diye düşünüyordum' dedi. O Ecevit'ten sonra, Türk siyasetine mütevaziliği, sadeliği, samimiyeti ve saygıyı getiren bir bey efendiydi.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - ERDAL İNÖNÜ'DEN  ANILAR VE DÜŞÜNCELER
Ali Koyuncu - Diğer Yazıları
Bütün Ali Koyuncu Yazıları