ENDİŞE

Ali Koyuncu

19-02-2018
Bize yazmak için tıklayınız.

Bireyleri özgür ortamlarda yetişmeyen, bireylerinin çoğunluğu biat kültürü ile yetişmiş toplumlar; kendi değerlerini oluşturamıyor. Var olan toplumsal değerlerin değişimini de sağlıklı yapamıyor. Toplumlar böyle dönemlerde, gündelik hayatın basit döngülerinden kurtulamıyor, günübirlik olaylara hapsoluyor. Yaratıcı, özgün, farklı fikirler oluşturamıyor. Toplum böyle bir sürecin sonunda; değerlerine uygun davranışlar, alışkanlıklar, kendilerine özgü olumlu sosyal karakterler oluşturamıyor. Böyle toplumlarda; olumsuz sosyal karakterler baskın oluyor. Baskıcı, korku salan, otoriter tavırlı yöntemler ve yönetimler öne çıkıyor. Yönetenler tüm toplumlarda, gücün karşı konulamaz bir arzu olduğunu, yaratıcı fikirlerden uzak bireylerin güce taparcasına bağlı olduğunu bilerek siyaset üretiyor. Gücü kullananlar, bu olguyu bilerek siyasi, toplumsal, ekonomik kararlar alıyor. En küçük karşı düşünceye, haklı bir eleştiriye tahammül edemiyor, yönetimler otoriterleşiyor. Diğer coğrafyalardan farklı olarak; başta İsrail olmak üzere, Orta Doğu’da otoriter düşüncenin temel kaynağı: İnancın ideolojiye dönüşmesidir. Bölgemizdeki temel sorun budur. Çözüm de sorunun içinde, inançları ideolojiye dönüştürmeyi terk edeceğiz.

Tüm insanlık tarihinde, kişinin temel gereksinmelerinden ilki, ‘güven’ olmuştur. Demokrasinin gelişmediği, otoriterleşen toplumlarda bireyler; güven’e daha çok ihtiyaç duymakta. Bugün güvene duyduğumuz özlemi, başka bir boyutuyla yarına duyulan güvensizlik olarak yaşamaktayız. Günümüzde devlet vatandaşa, vatandaş devlete güvenmiyor. Komşu komşuya, akraba akrabaya, kardeş kardeşe güvenmiyor. İnsanlarda haklı olarak, sahip olmadıklarını arıyor, güveni arıyor. Bu coğrafyadakiler epey de arayacak gibi.

Toplumda güven duygusunun yok olmasının yanında; yardımlaşma, dayanışma duyguları da kayboluyor. Yaşadığımız çağda her türlü ilişki ölçülebilir düzeye geldi. İlişkinin ölçülebilir olması ona bir değer, fiyat katmakta ve sonuçta ilişkiler mal gibi alınıp, satılmaktadır. Bu olgu, bu tespit yarına duyulan güveni daha da yok ediyor. Çevremize, özellikle üniversite mezunu gençliğe bakarsak; herkesin amacının yurtdışına gitmek olduğunu, üzülerek göreceksiniz. Bunun sebebi, elbette gençlerimiz değil. Sebebi gençliğin kendi ülkesinde yarınına güvenle bakamaması olsa gerek. Çünkü işe girme, iş kurmada gençler arasında eşitlik yok. Ölçü liyakat değil, otoriteye sadakat olmuş. On kazı güdemeyecek insanlar en yetkili ve etkili yerlerde görev almış. Bendensen iyisin, yoksa “öteki”sin. Ötekileştirme, adalet duygusunu yok etmiş.

Korkutucu olan: Dünyamızda başta devletlerarası ilişkiler olmak üzere, tüm ilişkiler hızlı bir şekilde “çıkara” ve “kötülüğe” doğru eviriliyor. Bu evirilmeyi son yıllarda ülkemizde; ABD-Türkiye arasında 15 Temmuz 2016 hain darbe sürecinde ve Suriye politikasında somut olarak görüyoruz. Çıkara ve kötülüğe evirilmeyi ülkemiz içinde ise somut olarak; gazete ve televizyon şirketlerinde görmekteyiz. Basının çoğu objektifliğini, tarafsızlığını, en önemlisi vicdanını kaybetti. Bu evirilmeler insanların, yarına duydukları güveni daha da yok ediyor. Kötülüğe evirilme; korku, kaygı, güvensizlik, tedirginlik, yalnızlaşma, yalan, içe kapanma, suskunluk, keskinlik olarak beliriyor. Kesinlik keskinliği, keskinlik kibri, kibir körlüğü, körlük karanlığı, karanlık da daha fazla keskinliği getiriyor. Rumların bir sözü var: “Taş da yumurtanın üstüne düşse, yumurta da taşın; olan yumurtaya olur.” Olan ülke insanına oluyor.

Kamu alanındaki otoriterleşme, birey davranışlarında keskinlik olarak görülüyor. Keskinliğin sonucunda: Hırs, öfke, çıkarcılık, cinsiyet, ırk, din, mezhep ayrımcılığı toplumda en belirgin davranış oluyor. Bu davranıştakiler; paraya, güce, koyu dindarlığa, din ticaretine, gösteriş ve şekilciliğe önem veriyor; kendi ‘değerlerine’ göre değil, ‘diğerlerine’ göre karar veriyor ve yaşıyor. Kendi ellerimizle; kendi değerlerimizi ve geleceğimizi yok ediyoruz.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - ENDİŞE
Ali Koyuncu - Diğer Yazıları
Bütün Ali Koyuncu Yazıları