EL ALEM

Ali Koyuncu

02-07-2020
Bize yazmak için tıklayınız.

Bizim kuşak, "el alem ne der" sözleriyle büyüdü. Kendimizle ilgili kararlarımızı kendimize göre değil; el aleme göre verdik. Hayallerimizi bile el aleme göre kurduk. Evetlerimiz, hayırlarımız da bile, el alem vardı. Giyeceğimiz giysilerin renklerini, el alemin beğenisine göre seçtik. Bizim kuşak rengarenk giyinemedi. Tek renk vardı gri. Biraz siyah, biraz da kahverengi. Aman! Bilmem kimin kızı, oğlu şöyle giyinmiş denmesin diye; etek boylarını, pantolon paçalarını el alemin ölçüsüne göre ölçtük.

Evimizin içinde, aile bireylerinin yanında yıpranmış, gözden çıkardığımız giysilerimizi giyerken; sokakta en yeni, en güzel giysilerimizi giydik. Düğünlere olabildiğimiz kadar şık gitmeye çalıştık. Çünkü orada kalabalık bir el alem topluluğu vardı. Hele spotların altında dans ve oyun olacaksa; bütün el alemin gözleri üzerimizde olacaktı.

'Oturma odası' diye, küçücük odalarda yıllarımızı geçirdik. Evin en geniş salonlarını, yeni koltukları; ayda bir ziyarete gelecek el alem için kilitleyip, çocuklarımızı bile sokmadık. Evlerimizde; misafir fincanı, misafir çay bardağı diye ayrı takımlar vardı. Kendimiz her gün sekizlik gaz lambası yakarken, el alemin geldiği gecelerde, on dörtlük gaz lambasını yaktık. Meraklarımız bile el aleme göre programlanmıştı. Tabi düşüncelerimiz, algılarımız, tercihlerimiz de. Hep başkası tarafından beğenilmek, kabul edilmek, takdir edilmek, onaylanmak isteği hareketlerimizi, tercihlerimizi, tabi ki kaderimizi belirledi.

Kendi hayatlarımızın merkezine, kendimizi koyamadık.Yerine göre "ben", yerine göre "biz" olamadık. Kuşak olarak o dengeyi kuramadık. Ya içimizdeki çiçekleri fark edemedik, başkalarının bahçelerindeydi gözümüz. Ya da etrafa bakmaktan; kendi bahçemizdeki çiçekleri göremedik. Kendisi ile barışık, özgüvenli, analitik düşünen, empati yapabilen, çözüm odaklı, özgün düşünceler üretebilenlerimizin sayısı, çok az oldu. İlk önce toplumu yönetme erkini elinde tutanlar; düşünen, çözüm üreten, hak arayanlarımızı sevmedi. Sadece bizim kuşakta değil; düşünce üreten, sorgulayan, sürüye katılmayanlar bu günde, tarih boyunca da, sevilmemiş zaten.

Bu nedenle, el aleme göre yaşamak, sadece bugünün sorunu değil. M.Ö:469-399 yılları arasında yaşamış, filozof Sokrates; Atinalıları, özellikle de gençleri, el aleme göre yaşamasınlar diye uyandırıp, hayatın anlamı ve kendileri için gerçekten iyi olanlar üzerine düşündürmeye çalışmıştı. Düşündürmeye çalıştığı için, yeni tanrılar istiyor yalanı ile Sokrates idama mahkum edilmişti. Oda egemenlere o zevki tattırmamak için, zehir içip intihar etmişti. Sokrates intihar etmeden önceki zamanda, derste öğrencilerine birer beyaz kağıt dağıtır ve üzerine bir daire çizmelerini ister. Ayrıca dairenin tam ortasına da bir nokta koymalarını söyler. Öğrencilerine sorar: Daireyi büyük mü yoksa küçük mü çizdiniz? Bazıları küçük bir daire çizerken, bazıları tüm kağıdı doldurmuştur. Öğrencilerine anlatmaya devam eder: Dairenin tam ortasındaki nokta sizsiniz. Daire ise sizin yaşadığınız hayata koyduğunuz sınırları temsil eder. Her biriniz kendi dünyanızın merkezisiniz. Daha sonra, şimdi daireyi silin geriye sadece nokta kaldı. Şimdi sınırı olmayan birer dairenin merkezindesiniz...Bizlerin yaşamının merkezinde; toplumun katı kuralları, korkularımız, kaygılarımız , endişelerimiz, el alemin tercihleri vardı.

Gerçek olan, bizler tercihlerimiz kadarız. Seçeneklerimiz, algılarımız kadarız. Merak ettiklerimiz, düşündüklerimiz kadarız. Hayatta yaptığımız eylemler kadarız. Genç arkadaşım, sen ancak fark ettiğinde, ışık olursun. Aydınlık, namuslu bir hikayen varsa, seni kimsede satın alamaz. Unutma, rotası olmayan gemiye, hiçbir rüzgar yardım etmez.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - EL ALEM
Ali Koyuncu - Diğer Yazıları
Bütün Ali Koyuncu Yazıları