27 Eylül 2021 Pazartesi

DÜĞÜM

Ali Koyuncu

21-04-2021
Bize yazmak için tıklayınız.

Son günlerde yazılı ve görsel basında CHP İl, İlçe binalarında merkez bankasının döviz rezervlerindeki para kast edilerek, 128 milyar dolar nerede? diye afişler, pankartlar görmekteyiz. Demokratik hukuk devletlerinde, devletin parasının nerede olduğunu sormak muhalefetin asli görevi. Siyasetin içinde olan bu konuda, yargı anlaşılmaz gerekçelerle afişlerin bazı illerde toplatılmasına karar verdi. Emniyet teşkilatı ise pankartları indirmeye başladı. Ömrünün kırk yılını hukukun içinde geçirmiş birisi olarak bildiğim; konu yargının görev alanı dışındadır.

Daha önceki yıllarda merkez bankası; dövizlerin kime, hangi tarihte, ne miktarda, hangi kur üzerinden satıldığını periyodik olarak yayınlayıp kamuoyunu bilgilendiriyordu. Bu soru sorulmadan önce de, sorulduktan sonra da, yapılması gereken kamuoyunu bilgilendirmekti. Demokrasilerde iktidarlar sadece beş yılda bir sandıkta hesap vermezler. Açıklama yapılmış olsaydı; toplumsal gerginlik bu kadar artmayacaktı. Vinçlerle pankartların sökülmeye çalışılması partili, partisiz herkesin aklına şu soruyu getirdi. Saklanacak bir şey mi var? Korkulacak bir şey mi var? Hukuk neden zorlanıyor?

Hukuktan söz açılmışken; bir ülkede papaz, hakim ve fizikçi giyotin ile idama mahkum olur! İdam sehpasına ilk papaz çıkar, başını giyotinin altına yerleştirir ve sorarlar: Son sözün nedir? Papaz: Ben Allah'a inanıyorum, o beni kurtaracaktır. ALLAH, ALLAH, ALLAH. Söz ile birlikte cellat giyotini indirir, giyotin papazın boynuna birkaç santim kala durur. Halk şaşırır ve hep bir ağızdan bağırır: Onu serbest bırakın. Allah sözünü söylemiş ve onu korumuştur. Böylece papaz idam edilmekten kurtulur.

Sıra hakime gelir, ona da sorarlar: En son sözün nedir? Hakim der ki: Ben adalete güveniyorum. ADALET, ADALET, ADALET. Giyotini indirirler, giyotin hakimin boynuna birkaç santim kala durur. Bunun üzerine insanlar tekrar şaşırır ve bağırırlar: Adalet sözünü söyledi, onu serbest bırakın. Hakim de boynunun kesilmesinden kurtulur.

Sıra fizikçiye gelir. Ona da son sözünü sorarlar. Fizikçi der ki: Ben ne Allah'a inanan bir papazım, ne de adalete güvenen bir hakimim. Bildiğim tek şey şudur: BİLİM, BİLİM, BİLİM. Giyotinin ipinde bir düğüm var, o düğüm giyotinin tam inmesine engel oluyor. Giyotin kontrol edilir, gerçekten bir düğüm olduğu ve bu nedenle giyotinin tamamen aşağıya inmediği görülür. Düğümü çözerler, giyotini bırakırlar, böylece fizikçinin başı bedeninden ayrılır.

Toplumdaki düğümler ve sorunlara işaret edip gerçekleri söylemenin acı sonuçları olabilir. Gerçeği söylemeye cesareti olanlar, bedeli ödemeyi göze alanlardır. Fani dünyada hiç kimse ölümsüz değildir. İnsanların dünyada nefesleri sayılı olduğu gibi, canlılar için ölümsüzlük kapısı kapalıdır.

Gördüğüm kadarıyla CHP Genel Başkanı dahil tüm yöneticiler, haklılığın verdiği güvenle, gerçeği söylemekte cesaretliler. Bedeli ne olursa olsun, ödemeyi de göze almışlar. Yapılan kamuoyu yoklamalarında, her partiden %67'si sorulan soruyu haklı bulmuş. Bu da CHP'lileri ayrıca cesaretlendiriyor olsa gerek. Her yerde şu söyleniyor "adalet yürüyüşünden sonra çok iyi düşünülmüş net ifadeli, basit ve güçlü, anlaşılabilir, haklı bir eylem." Siyaset dünyasında sığınılacak tek kapı; bilim kapısıdır, vicdan kapısıdır, hukuk kapısıdır.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - DÜĞÜM
Ali Koyuncu - Diğer Yazıları
Bütün Ali Koyuncu Yazıları