buyursun gelsin buyursun gelsin 2
15 Mayıs 2021 Cumartesi

ÇOK  GELİŞMİŞ  KIZMA  KÜLTÜRÜMÜZ

Atilla Sezener

09-04-2021
Bize yazmak için tıklayınız.

Ülkemizde “kızma kültürü” son derece gelişip tavan yapmıştır. Hemen herkes birçok olaya ve kimseye kızmaktadır.

Bu psikolojik davranışın, hukukta ve tıpta değerlendirmesini yapmayacağım. Büyük mutsuzluk ve açmazların kökeninde bunun büyük payı vardır.

Kızgınlıklar o boyuttaki, birçok kişi kendi gibi düşünmeyen ve davranmayanların ortadan kaldırılmasını isteyecek kadar öfke dolu.

Fransız yazar ve filozof Denis Diderot (1713-1784) “Bir milletin yükselmesi o millet içindeki kötülerin yok edilmesiyle değil, insanların ve özellikle çocukların iyi eğitilmesiyle mümkündür “ demişti. Bu söze bin kere imza atarım. Ancak önce eğiticiler eğitilecektir. Türkiye’nin en gelişmiş ilçelerinden biri olan Bodrum’da Sözcü Gazetesi çoğu üniversiteli veya mezun olanlarla röportaj yaptı. “Koalisyon nedir” sorusuna cevap verebilen çıkmadı. Bu konuda fikrimi yazmıyorum. Hakarete girebilir.

Aynaya bakmak ve açıkça ifade ile kendini sorgulama kültürü dibe vurduğundan aşırı cahil olduğunun farkında olmayan milyonlar utanmadan, arlanmadan yollarda gezebiliyorlar. Üstelik hallerine bakmadan kendileri dışında herkesi yargılıyorlar.

Arnavut asıllı bir Katolik olan Nobel ödüllü Rahibe Tereza (1910-1997)i “ İnsanları yargılarsanız, sevmeye zamanınız kalmaz “ demişti.

Sevmek ne kelime? Sayısız kişi, sayısız kişiyi boğazlamak istiyor. En çok kızılanlar kuşkusuz siyasetin vitrinin de bulunanlar. Şunu da kaydetmekte yarar var. Bunlardan bir kesim, düpedüz kaşınıyor. Hele devletin gücünü eline geçirenleri, hiçbir fren tutmuyor.

Sürücüler yayaları, yayalar sürücüleri kafaların içinden infaz ediyorlar. Bırakın bunu sürücüler bile birbirlerine karşı asla soğukkanlı değiller. Örneğin bana niye yol vermedin diye, silahla saldırabiliyor. Tamamen bir eğlence, vakit geçirme, stresten arınma olması gereken maçlar, kavga arenasına kolayca dönebiliyor.

Bırakın bu basit yaşamları, bizi yönetenlerin bir konuda anlaşamamaları durumunda Mecliste ne kadar nazik ve kibar (!) hale geldiklerine sıkça tanık oluyoruz.

Amerika’nın NBA basketbol l oyuncularından siyasi oyuncu Brandon Jennings (1989) bu olaylara derinlemesine bakıp şöyle diyor: “ İnsanın en büyük buluşu, ateş, tekerlek ya da motor , otomatik enerji veya maddi dünya ile ilgili herhangi bir şey değildir. O düşünceler ülkesindeki insanların en büyük buluşu, anlaşarak ekip halinde çalışmaktır.” Var mı itirazı olan? Fakat söylemek değil, uygulamak şarttır. Böyle bir erdem bizlerden henüz kilometrelerce uzaktır. Kendimizi kandırmayalım.

Laik kafaların dinciler (dindarlar değil), dincilerin laikler hakkında neler düşündüğünü ve temenni ettiğini yazmıyorum. Bunlar kimsenin meçhulü değil.

Hele birilerinin sıkça başvurduğu söylemler olan “Türkiye süper güç, dünya devi, Orta Doğunun abisi, mega projeler, kutlu yürüyüş “ biçimi söylemlere nasıl giydirildiği apayrı bir konu.

Bunları söyleyerek kendinden geçenler yanı sıra, kutsal dinimizi, siyasete, ticarete ve günlük her olaya alet edenlerin de aynı kişiler olması, onların en çok kızılan kimseler şampiyonluğunu kimseyle paylaşmadıklarının sonucudur.

Hepimizin anlayacağı gibi, ülkemizde inkar edilmeyecek boyutta kızgınlık gelişmiştir. Bundan yakınmak ve bunları saptamak başka, çareler bulmak başkadır.

Çeşitli yerlerde yazan yazar dostlara bazıları “Siz her şeyi biliyorsunuz, tenkit ediyorsunuz, bunların başına geçip kendiniz halledin” diyorlarmış.

O arkadaşlara böyle durumlarda aşağıdaki fıkrayı anlatmalarını öneriyorum:

Hastalık hastası geçkince kadın, bir kez daha doktoruna gelip yakınmalarını sıralamış. Doktor:

-Hanım efendi sizin bir kocaya ihtiyacınız var. Hemen evlenmelisiniz.

-Doktor bana evlenme mi teklif ediyorsunuz?

-Efendim! Biz doktorlar reçete yazarız ama, o ilaçları kendimiz kullanmayız.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - ÇOK  GELİŞMİŞ  KIZMA  KÜLTÜRÜMÜZ
Atilla Sezener - Diğer Yazıları
Bütün Atilla Sezener Yazıları