buyursun gelsin buyursun gelsin 2
15 Mayıs 2021 Cumartesi

ÇAY’IN HİKAYESİ

Atilla Sezener

08-03-2021
Bize yazmak için tıklayınız.

Türkiye’de milli içki denildiğinde ilk akla gelen rakı ve ardından ayrandır. Aslında içkimiz çaydır. Ötekilerle kıyaslanmayacak kadar çok tüketildiği ve hemen her evde bulundurulduğu tartışmasızdır. Bu bitki dünyaya Güney Asya’dan yayılmıştır. Çayın kökeni sayısız ilkler gibi Çin’dir. “8’inci yüzyıldan itibaren Çay, Çin’den Tibet’e oradan da komşu krallıklara yayılınca , kurutulmuş çay yapraklarının preslenmesiyle yapılan külçeler ve sikkeler para olarak kullanılmaya başlandı. 9’uncu yüzyılda çay, Budist rahipler tarafından Japonya’ya götürüldü. Yüzyıllar boyunca Budist tapınaklarında rahipler, uzun meditasyon seanslarında uyanık kalabilmek için çay içtiler. 1300’den itibaren Japon halkı da tüketmeğe başladı.”

“1618’de Çin, Rus Çarı Alexis’e hediye olarak çay gönderince , Ruslar da bu sıra dışı bitkiyi keşfettiler. Her yıl 6 bin deve, 18.bin kilometrelik yolu kat ederek yaklaşık 1600 ton çayı Çin’den Rusya’ya taşıdılar. Çay, Avrupa’ya 1600’lerin başında önce Portekizli sonra Hollandalı tacirler tarafından getirildi. O dönem çok pahalı olduğundan sadece zenginler ve soylular çay içebildiler.”

Bu sırada İngiliz kraliyet ailesi artan talebi karşılamak üzere East İndia Company’i kurup Uzakdoğu, Hindistan, Rusya ve Doğu Afrika’nın tüm çay ticaretini bu şirkete verdi. Şirket kaçakçıları cezalandırmaktan, para basımına, ordu oluşturmaktan, toprak işgaline kadar inanılmaz yetkilerle ticareti genişletti. Böylece bu şirket, dünya tarihinin en büyük ve en tehlikeli tekeli haline geldi. Hong Kong, Singapur ve Hindistan’ın İngiliz kolonisi haline gelmesini de bu şirket sağladı. Düşünün çay uğruna şehirler ve devletler İngilizlere geçiyor ve tarih değişiyor.”

“İngiltere’deki çay talebi Çin ile büyük bir ticaret açığı oluşturmağa başladığında East İndia Company çözüm olarak Çin’e gümüşün yanı sıra kaçak olarak Hindistan’da yetişen afyonu satmağa başladı. Özellikle afyon kaçakçılığını önlemeye çalışan Çin, 1839’da 1200 ton afyona el koyup Avrupa’dan gelen mallara ambargo uygulayınca, İngiltere Çin’e savaş açtı. “Afyon Savaşı” denilen bu saldırı karşısında Çin, Avrupa’ya çay ihracını yasakladı. Böylece İngilizler başlangıçta zorlansalar da, Hindistan’da çay yetiştirmeğe başladılar.”

“Bu arada İngilizlerin ünlü beş çayının mucidi ise, Belford Düşesi olduğu sanılıyor. 1840’larda özellikle yaz aylarında akşam yemeği geç yenildiğinden acıkan düşeş, öğleden sonra hizmetçilerinden biraz atıştırmalık ve bir fincan çay istemeğe başlıyor. Kısa süre sonra arkadaşları da bu ritüele katılınca “beş çayı” geleneği doğuyor.”

“18’inci yüzyılın ikinci yarısından itibaren çay, İngilizler tarafından Amerika’ya en çok satılan ve en değerli ürün haline geldi. Bundan faydalanmak isteyen İngiliz Hükumeti çaya özel bir vergi koydu. Buna karşılık Amerikan limanları vergi istenen ürünleri kabul etmemeğe başlayınca , 16 Aralık 1773’de Amerikalılar protesto olarak Boston limanındaki çay yüklü İngiliz gemilerine çıkarak çayları denize attılar. Bu olay, Amerikan bağımsızlık Savaşının fitili olarak kabul edilir. Bu olaydan sonra Amerikalılar çay içmeyi ülkeye ihanet olarak gördüler. Bugün kahvenin Amerika’da çaydan daha popüler olmasının sebebi buna dayandırılıyor.”

Görüldüğü gibi çay, sıradan bir bitki değildir. Savaşlar çıkardığına, şehirler inşa ettiğine göre son derece özel bir üründür.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - ÇAY’IN HİKAYESİ
Atilla Sezener - Diğer Yazıları
Bütün Atilla Sezener Yazıları