29 Temmuz 2021 Perşembe

Çanakkale’yi anlamak

Abdil YAŞAROĞLU

20-03-2021
Bize yazmak için tıklayınız.

Mustafa Kemal Atatürk’ün 18 Mart 1934 tarihinde Çanakkale Zaferi’nin yıldönümünde yaptığı konuşma tüm dünya tarafından büyük bir saygıyla karşılanmıştır. Avustralya’nın başkenti Canberra’da bulunan Anzak Bulvarı’nda Atatürk’ün bu sözlerini taşıyan bir anıtı yer alıyor.

“Bu memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar! Burada dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır, huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır. Onlar bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.”

Çanakkale Savaşı’nda Yarbay olarak görev alan Mustafa Kemal Atatürk, çıkarmaların Anafartalar bölgesinden yapılacağını öngörmüş. Liderlik ettiği 57. Alay ile birlikte Arıburnu çıkarması yapan Anzakları püskürtmüştür. Conkbayırı zaferi öncesinde dünyaca ünlü konuşmasını yapmıştır: “Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum!”

Mustafa Kemal, Çanakkale Savaşı sırasındaki başarılarından dolayı Albay rütbesine yükselmiş. Cephedeki üstün başarılarından ötürü Osmanlı İmparatorluğu tarafından Gümüş İmtiyaz Madalyası, Gümüş Liyakat Madalyası ve Altın Liyakat Madalyası’na, Alman İmparatorluğu tarafından Demir Haç nişanına layık görülmüştür.

Bugün hayatta olmayan Çanakkale Savaşı gazileri, son günlerinde savaşı anlatmıştı.
Ezine ilçesine bağlı Geyikli beldesinden Halil Helvacı: “27. alayda Arıburnu cephesinde 9 ay çarpıştım. Bir defasında 3 gün hiç durmadan süngü harbi yaptık. Koskoca alaydan 7 kişi kalmıştık. Sonra bize 10 er daha verdiler. Beni de çavuş yaptılar. Bir gün düşmana Arıburnu'ndaki mevziden ateş ediyoruz. Tetiği çekiyorum tüfek patlamıyor. Yanımdaki arkadaşa 'Tüfek bozuldu galiba' dedim. Arkadaş kontrol ettikten sonra yüzüme acı acı baktı ve 'Senin tüfekte bir şey yok, tetiği çeken parmağın kopmuş be adam' deyince acısını o an duydum.”


Çan ilçesi Halilağa köyünden Mustafa Aksoy: “Seddülbahir'de başımızdaki komutan Yüzbaşı Şerafettin Bey, besmele çekip 'Hadi aslanlarım, ananız sizi bugünler için doğurdu. Ben sizin önünüzden, siz arkamdan gelin, sakın korkup geri çekileyim demeyin, düşmana aman vermeyelim' dedi. Düşman çok kalabalık geliyor. Zığındere tarafından çevirme yapmış, taktik icabı geri çekildik. O sırada dizlerimin altından vurulmuşum. Yanımda arkadaşlarım şehit olmuşlardı. Kanlı derenin içi yaralı dolu, katırlar ve atları da dereye indirmişler, onlar bile titriyor. Sıhhiye yok, yaralarım kendiliğinden soğudu. Destek ekip ile yeniden cepheye gittik.”

Yenice'nin Akçakoyun Köyü'nden Mehmet Oral: “Arabistan Savaşı'ndan köye geldiğimin 12. günü Çanakkale cephesine gittim. Anafartalar'da sıhhiye bölüğü eri olarak sargı mahallindeydim. Büyük Komutan Mustafa Kemal'in çadırı da bizim sargı yerindeydi. Mustafa Kemal, Fırka komutanına şöyle sordu: 'Biz mi onlardan toprak istiyoruz, yoksa onlar mı bizden?' Fırka komutanı 'Onlar bizden toprak istiyorlar' dedi. Mustafa Kemal de 'Öyleyse neden biz hücum edip de askeri kırdırıyoruz? Onlar bize hücum etsin, biz onları kıralım, biz kırılmayalım' dedi.”

Biga ilçesine bağlı Karabiga beldesinden Recep Tural: “Çanakkale cephesinde 27. alay 2. tabur 4. bataryada görevliydim. Mustafa Kemal, bizim hemen solumuzda, Conkbayırı'nda karargahını kurmuştu. Ben görmedim ama çok cesur olduğunu söylerlerdi. Gavur ateş ederken mızıkasını çalar, hiç kesmezmiş.”

Bayramiç'in Aşağışevik Köyü'nden Mustafa Konar: “Kocadere'de ve Arıburnu sırtlarında düşmanla göğüs göğüse çarpıştık. Sabahlara kadar ateş kesilmezdi. İstihkamların arası insan cesediyle doluydu. Arpa demeti gibi yayılıp kalıyorlardı. Ne kadar düşman öldürdüğümüzü hatırlamıyorum. O soruyu tüfeklere sormalı.”

Biga'nın Gündoğdu Köyü'nden Ali Demirel: “Arıburnu'nda düşman mevzileri çok yakındı. Savaşırken mermi yağdırır bomba atarlardı. Dinlenme zamanında soğan, sigara atarlardı. Düşman mevzilerine yaptığımız bir süngü hücumunda aynalı tüfek ele geçirdim. Marangoz olduğum için baka baka aynısını yaptım. Her mangaya bir aynalı tüfek dağıttım. Tüfeğin namlusuna önlü arkalı ayna koydum. Siperden kafamızı çıkarmadan aynaya bakarak düşmanı görür, hareketlerini izlerdik.”

Son şafak, son dua!

Dönmeyi düşünmediler bile...

Cennet vatanın kutsal şehitleri, ruhunuz şad olsun.

Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarını bu önemli günde bir kez daha anıyor, istiklal uğruna ezelden bu yana hayatını kaybetmiş tüm şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyoruz.

Çanakkale geçilmedi, geçilmez!

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - Çanakkale’yi anlamak
Abdil YAŞAROĞLU - Diğer Yazıları
Bütün Abdil YAŞAROĞLU Yazıları