ATATÜRK VE KADIN HAKLARI

Ergül AYKOL

08-12-2020
Bize yazmak için tıklayınız.

3 Nisan 1930’da Belediye Kanunu kabul edilmişti. Bu kanunun 23.maddesiyle, 18 yaşındaki kadınlara oy verme hakkı tanındı. 24.madde ile kadınların Belediye Meclisleri’ne seçilebilmelerine olanak verildi. Aslında yasa önerisinde bu hususlar yoktu. Atatürk’ün isteği üzerine tasarıya sonradan eklendi. Bu haklar Türk kadınına verildiğinde, birçok Avrupa ülkesi gibi, İsviçre’de de henüz kadınlara bu hak tanınmamıştı. Bir ülkede kadının siyasal hakkı bulunmayabilir. Ama bu durum kadın ile erkeğin eşit olmasını engellememiştir.

“Mümkün müdür ki, bir toplumun yarısı topraklara zincirle bağlı kaldıkça, öbür yarısı göklere yükselebilsin?”diyen Yüce Atatürk, Türk kadınına çok büyük değer ve önem vermiştir. Ülkemizde yeni, güzel, insan onuruna yaraşan pek çok şey Atatürk’le bağlantı halindedir. Bu bağlantının en belirgin yönü de, kuşkusuz kadının kamusal ve özel alandaki yeridir. Kadının siyasal haklara sahip olması, ülkenin tarihinde önemli bir aşamadır. Ne var ki uygar toplumun yaratılmasında kadına siyasal hakların verilmesinden daha önemli olan 1926 Hukuk Devrimi ile özel hukuk ilişkilerindeki çağdaşlaşmadır.

Atatürk Ankara Kız Lisesi’nde sınıflardan birine girer ve öğrencilere bazı sorular sorar. Nigar adında bir kız öğrenci de Ata’ya sorar:

-Biz niçin mebus olamıyoruz?

-Vatandaşın başlıca hak ve ödevleri nelerdir?

-En büyük hak seçim, en büyük ödev de askerlik…

-Size seçim hakkı verelim. Askerlik de yapabilir misiniz?

-Eğer beklenen bu ise, biraz geç kalınmış olmaz mı? Ulus alanındaki anıtta mermi taşıyan kadın benim anamdır.

Bu sözlerden çok etkilenen Atatürk, sınıftan çıktıktan sonra, 5 Kasım 1934’te kadınlara seçme ve seçilme hakkını tanıyan yasa önerisinin verilmesini, bir ay sonra da yani 5 Aralık 1934’teyasanın meclisten çıkmasını sağladı. Bu yasa ile seçimlere katılan kadınlarımızdan 18’i, Mart.1935’te yapılan seçimlerde milletvekili seçilerek meclise girmiştir. Atatürk Türk Kadınının da savaşta askerlik yaptığını kabul ederek, seçme seçilme hakkının kadınlarımıza verilmesini sağlamıştır. Şimdi ise bırakın kadınları, parası olan erkekler bile askerlik yapmayacaklardır. Acaba Atatürk sağ olsaydı; askerlik yapmayan erkeklerin oy kullanmamaları gerektiğini savunur muydu dersiniz? Askerlik yapmayan erkeğe kız verilmediği günler pek uzak değil. Ne günlere geldik? Ne idik demeyelim, ne olacağız diyelim!

Bugün siyasal yaşamımıza kadının katkısı nedir? Bu katkının çok az olduğunu kabul etmek zorundayız.

Deniyor ki,ülkemizde kadın diğer ülkelerde olduğu gibi, haklarını kazanmak için savaşıp, uğraşmamıştır. Bu haklar ona bir armağan gibi verilmiştir. Savaşımla elde etmediği bu hakların değerini kadın anlamamış ve onları gereği gibi kullanmamıştır. Bir hakkı elde etmek için gereksinim varsa o hak uğruna savaşılır. Çok partili demokrasi döneminde kadının siyasal yaşama katkı ve ilgisinin bu denli zayıf olması acaba kadın bakımından siyasal yaşama katılma gereksiniminin bulunmadığının bir kanıtı mıdır?

Bu görüş doğru değildir. Çünkü Türk kadını, toplum yaşamının gelişmesi ile olan ilgisini, çeşitli mesleklere olan ilgisi ile kanıtlamıştır. Öğretmen, yargıç, savcı, avukat, yüksek memur, mühendis, hekim, üniversite öğretim üyesi kadın sayısı, öteki çağdaş ülkelerle karşılaştırıldığında, yüz ağartacak kadar kabarıktır. (Ancak bu sayının son yıllarda giderek azaldığı belirtilmektedir.)

Öyleyse, Türk kadınını, hatta genelde birçok aydını siyasal yaşama katılmaktan alıkoyan,uygulanan seçim sistemidir,diyebiliriz. Bugünkü politikacıların da seçim sistemini değiştirmeye hiç mi hiç niyetleri yok.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - ATATÜRK VE KADIN HAKLARI
Ergül AYKOL - Diğer Yazıları
Bütün Ergül AYKOL Yazıları