EFENDİLERİ DE OLMADI

Ali Koyuncu

30-10-2019
Bize yazmak için tıklayınız.

Son yıllarda Türkiye'de yargıya duyulan güven %15 seviyelerine düştü. Bunun elbette çok sebepleri var. Başta yargının siyasallaşması. Yargının yürütme karşısında; tarafsız ve bağımsız olmaması. Hakimlik ve savcılık mesleğine kabulde; liyakatin ölçü olarak alınmaması. Tüm uyarılara rağmen, FETÖ terör örgütüne; başta HSYK olmak üzere, yargı kurumundaki önemli konumların, 2016 yılından önce teslim edilmiş olması. Ayrıca Hukuk Fakültelerinin sayısının 100'ü geçmesi( kesin sayı bilinemiyor), bu nedenle hukuk eğitimindeki kalitenin düşmesi. Yargının üç kurucu unsurundan birisi olan savunma mesleğine, her Hukuk Fakültesi mezununun sınavsız girebilmesi de başka bir sebep. Üzülerek belirtmek gerekir ki; halkın çoğunun gözünde bugün avukatlık "av- kap"lık olarak alaycı şekilde söylenebilmekte. Ama Fransa Kralı 16. Louis 'in dediği gibi; Kralların bile bir gün avukata ihtiyacı olacaktır.

Geçen hafta, Resmi Gazetede yayınlanan yeni yasa ile 15 yıl fiilen avukatlık yapanlara, belirli koşullarda, yeşil pasaport alma hakkı verildi. Avukatlık mesleğine "hukuk mesleklerine giriş sınavı" kapsamında hakim, savcı, noterler ile birlikte staja başlayabilmek için nihayet sınav getirildi. Sınavda başarılı olabilmek için 100 sorudan 70 puan almak gerekli. Ancak kanunun çıktığı tarihte Hukuk Fakültesine kayıtlı olanlar kazanılmış hakları nedeniyle sınava tabi değiller. Yani sınav en erken beş yıl sonra. Geçen yıllarda da sınav zorunluluğu getirilmişti, uygulanmamıştı. İnşallah aynı durumları yeniden yaşamayız. Mesleğin derlenip toparlanması için doğru bir başlangıç. Ama sadece başlangıç.

Bugün ülkemizde avukat sayısı 120.000 civarında. İstanbul'da 43.000, Ankara'da 16.000, İzmir'de 8.000, Denizli'de 1.200'den fazla. Kesin rakam yazmak mümkün değil. Her gün avukat sayısı petrol sayacındaki rakamlar gibi hızlı şekilde değişmekte. Avrupa'da Avukatlık çok saygın bir meslek. Avukat olabilmek de, çok sıkı koşullara bağlı.

Eski Yunan'da Hukuk Fakültesi yoktu. Avukat olmak için de Hukuk Fakültesini bitirmek gerekmiyordu. Bir ustadan ders almak yeterliydi. İşte bu zamanda bir öğrenci ünlü bir avukata başvurur.

-Bana ders ver. Ama param yok. 'İlk kazandığım' davadan alacağım ücretle borcumu öderim.

Hoca:"Peki" dedi. Öğrencisini yetiştirdi ama aradan zaman geçmesine karşın öğrenci anlaşmaya rağmen parayı ödemiyordu. Hoca öğrencisini dava etmek zorunda kalarak dedi ki:

-Davayı kazansan da, kaybetsen de borcunu ödeyeceksin. Kaybedersen mahkeme kararına göre borcunu ödeyeceksin. Eğer kazanırsan aramızdaki anlaşmaya göre borcunu ödemek zorundasın.

Öğrenci güldü: Davayı kazansam da, kaybetsem de borcumu ödemeyeceğim. Kazanırsam mahkeme kararına göre borcumu ödemeyeceğim.Davayı kaybedersem aramızdaki anlaşmaya göre borcumu ödemeyeceğim. Ustası ünlü bir Avukat yetiştirmişti.

Tarihte çok ünlü avukatlar yetişti. Bunlardan birisi de Paris barosuna kayıtlı avukat Molierac J.B.Poquelin'dir. Sözleri tüm avukatların ofislerinde yol gösterici olarak asılıdır: Görevimizi yaparken kimseye, ne müvekkile, ne hakime, ne de iktidara tabiyiz. Bizim aşağımızda kişilerin varlığı iddiasında değiliz. Fakat hiç bir hiyerarşik üst de tanımıyoruz. En kıdemsizin, en kıdemliden veya isim yapmış olandan farkı yoktur. AVUKATLAR ESİR KULLANMADILAR, FAKAT EFENDİLERİ DE OLMADI.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ -  EFENDİLERİ DE OLMADI
Ali Koyuncu - Diğer Yazıları
Bütün Ali Koyuncu Yazıları