SAVUNMA KUTSALDIR… SOKRATES’in SAVUNMASI
M.Ö. 470-399 yılları arasında yaşamış olan ünlü düşünür SOKRATES, öldüğünde 70 yaşlarındaydı. Toplum düzenini bozmakla suçlanıp yargılandığında yaptığı savunma, öğrencisi […]
M.Ö. 470-399 yılları arasında yaşamış olan ünlü düşünür SOKRATES, öldüğünde 70 yaşlarındaydı. Toplum düzenini bozmakla suçlanıp yargılandığında yaptığı savunma, öğrencisi EFLATUN tarafından kaleme alınıp, insanlığa - ÖLÜMSÜZLÜĞE - sunuldu .
Asırlar sonra ( geçen yıl ) suçsuz yere ölüme mahkum edildiği açıklanıp, iade-i itibarda bulunuldu, insanlık tarihinden özür dilendi.
Zamanın yöneticileri, hukukçuları; “Bu SOKRATES’ te çok oluyor artık”, dediler .”Ne tanrılara saygısı var, ne atalara, ne devlete” . “Herkesi, her şeyi eleştirmeye, AKLA VURUP çürütmeye kalkıyor, gençlerde hiç bir şeye inanç bırakmıyor.”
Sokrates, böylece başkalarına başkaldırmaya kışkırttığı için değil; serbest düşündüğü, eski düzenin temellerini sarstığı için ölüme mahkum oldu.
Asırlar öncesine kulak verelim. Bu soylu adam ünlü savunmasında bakalım neler demiş…
“Saygıdeğer ATİNALI’LAR, YARGIÇLAR.. Bir gün Kallias’la karşılaşmıştım. İki oğlu olduğunu biliyordum. Oğullarıyla ilgili bir soru sordum, kendisine. “Kallias, dedim. İki oğlunun yerine, iki tayın yada iki buzağın olsaydı, onları yaradılışları gereğince yetiştirecek birini tutardın ya bir becerikli bakıcı olurdu bu ya da iyi bir çiftçi. Ama; insan olduklarına göre oğullarını, onları iyi yetiştirecek, yönetecek, birini buldun mu? Onları kimin eline vereceğini biliyor musun?Kim öğretecek onlara, insana ve yurttaşa saygıyı, VERGİ ERDEMİNİ? Düzgün bir birey olmanın hünerini ?”
“ATİNA’LILAR; saygım ve sevgim vardır, sizlere ama; ben, sizlere değil, TANRI’ YA boyun eğerim. Son nefesime kadar FELSEFEYLE uğraşmaktan, sizleri düşünmeye çağırmaktan geri durmayacağım.Hep şöyle diyeceğim: “Sen ki gönüldeşim; Atina’lısın. Dünyanın en büyük bilgeliğiyle, gücüyle çok ün salmış kentin, kentteşisin. PARAYA ,ŞANA , ONURA bunca önem verirken, nasıl olurda AKILA, DÜŞÜNMEYE, DOĞRUYA, GÜZELE hiç durmadan yükseltilmesi gereken BİREYSEL GELİŞİME, RUHA bunca az önem verirsin? Sıkılmaz mısın bundan? Yüzün kızarmaz mı? İçinizden biri karşı çıkıp, bu saydıklarıma önem verdiğini ileri sürerse, yakasını bırakacağımı sanmayınız. Sınayacağım onu. ERDEMLİ olmadığını anlarsam, kendisinin, değeri çok olana az değer verdiğinden, değeri az olana çok değer verdiğinden ötürü utandıracağım, onu. Karşıma çıkan kim olursa olsun, genç olsun, yaşlı olsun, yerli olsun, yabancı olsun!
Çünkü , benim sokaklarda dolaşarak genç, yaşlı hepinizi, bedenimize, paraya, pula değil, her şeyden önce ÖZ’ün, RUH’un eğitimine, liyakata ( yetkinliğe ) önem vermeniz gerektiğine inandırmaktan başka bir amacım yok! Bakın yine söylüyorum size! ZENGİNLİKLE, PARAYLA, PULLA elde edilemez, ERDEM!
Ama; her türlü başarı ancak ERDEM’ den gelir.
Bu fikirleri söyleyerek gençliği baştan çıkardığım söyleniyorsa; doğrudur.
“Beni ölümüne yargılı kılan sizlere; SİZ YARGIÇLARA şunu söylüyorum. Ölümümden çok geçmeden, bana verdiğiniz cezadan daha ağır bir cezaya çarpılacaksınız, siz. Hiç ummadığınız bir şey gelecek başınıza. Bir çok kişinin karşısına dikilip, sizlerden hesap sorduklarını göreceksiniz. İnsanları yalan yanlış şeylerle suçlayıp öldürmekle, sürdüğünüz şaibeli yaşamın kınanmasına engel olacağınızı sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. DENETLEYİCİLERDEN bu türlü kurtulmak yolu pek etik ve onurlu bir yol değildir. Onlardan kurtulmanın en güzel ve kolay yolu, başkalarının ağzını kapayacak yerde, insanın kendini elinden geldiğince yükseltmesi, YETKİN KILMASI dır. Beni ölümle yargılayan sizlere söyleyeceğim filozofu sözler, işte bunlar.
Sizlerden dileyeceğim bir şey daha kaldı. Oğullarım büyüyünce ATİNA LILAR, ZENGİNLİĞİN ya da ERDEM’ den önce başka bir şeylerin ardına düştüklerini görürseniz, ben, sizlerle nasıl uğraşırsam, sizler de onlarla, öyle uğraşınız, cezalandırınız onları. Hiç bir şey değillerken, kendilerini bir şey sanırlarsa, ödevlerine boş verip, değerleri yokken kendilerinin bir şey olduklarını sanırlarsa, ben sizleri nasıl azarlayıp utandırmışsam; sizler de onları, öyle azarlayıp, utandırınız. Bunu yaparsanız bana ve oğullarıma karşı doğru davranmış olursunuz.
Ayrılmak zamanı geldi artık, yolumuza gidelim: “Ben ölmeye, sizler de yaşamaya… Hangisi daha iyi? Tanrı’dan başka kimse bilemez bunu…” der ve öğrencilerinin hazırladığı Baldıran Zehir’ini içip, bir ŞÖLEN gibi, ÖLÜMSÜZLÜĞE kavuşur.
Asırlar sonra, Saygılar O’ na …
Deha20.com'da yer alan haberlerin yayın, basım, dağıtım hakkı Dehamat Gazetecilik A.Ş.'ne ait olup izinsiz kullanılamaz.

Bir Cevap Yazın