SEVGİLİ BALBAY KENDİNE İYİ BAK, SANA BU TOPRAKLARIN İHTİYACI VAR KARDEŞİM
Sevgili Mustafa Balbay kendine iyi bak kardeşim, bu ulusun sana ihtiyacı var. Sincan Cezaevinden tahliyeni tüm ülke ile […]
Sevgili Mustafa Balbay kendine iyi bak kardeşim, bu ulusun sana ihtiyacı var. Sincan Cezaevinden tahliyeni tüm ülke ile birlikte gözlerimiz yaşararak izledik.
Ülkenin Başbakanı Pınarhisar İlçesinde 4 aylık hükümlülük süresini anlata anlata bitiremez, mağdur edebiyatı ile 4 ay, toplam 160 günü ağzına sakız etmiş iken, 1568 günlük tutukluluk süresini boynunu eğmeden, sesini kısmadan, kimliğinden, onurundan taviz vermeden, eğilmeden, bükülmeden geçirdin ya adam gibi adamsın be kardeşim.
Helal olsun sana,
Seni doğuran anaya, onurundan, duruşundan dirayet, zerafet ve asaletinden zerre taviz vermeyen çoluğuna çocuğuna, helal olsun…
Emanetini devraldığın Uğur Mumcu, gülümseyerek ışıklar içinde seni izliyor ve mutlaka gururlanıyordur.
Şüphen olmasın…
Mustafa Balbay 8 Ağustos 1960 Burdur doğumludur. İlkokulu Yeşilova’nın Güney kasabasında, ortaokul ve liseyi Nazilli de tamamlayan Balbay, 1981 yılında Ege Üniversitesi İletişim Fakültesini birincilikle bitirir. Gazeteciliğe öğrenciliğinin 4. Yılın da 1980 de İzmir’in yerel yayın organı Gazete İzmir de başladı. 1981de Milliyet Gazetesi İzmir Bürosu, 1985 de Cumhuriyet Gazetesi İzmir Bürosu İstihbarat Şefliği, 1989da Cumhuriyet Gazetesi Ankara Bürosu Haber Müdürlüğü yapar.
Balbay tutuklu kaldığı onlarca ay, binlerce gün içinde Cumhuriyet Gazetesi’nde ki yazılarını hiç aksatmamış, binlerce kitap okumuş, kitaplar yazmıştır. Bu kitaplardan biri de ZULUMHANE isimli kitabıdır. Balbay kitabının bazı bölümlerinde hapishanede yaşadıklarını aktarır. 2009 yılı Nisan ayında gazeteye yazdığı bir yazısında “Sokratesden Sivas’a Tarihin Yargıladığı Davalar” isimli kitabımızdan alıntı yapar. Alfered Dreyfus’un davasını irdeler ve bu olayı sütunlarına taşıyan Fransız yazar ve düşünür EMİLE ZOLA’nın Dreyfus Davası hakkındaki mektubundan bir bölümü köşesine taşır.
Zola tarihin derinliklerinde şöyle demektedir;
“Şekil gerçeğe tercih edilmemelidir. Vatan sadece toprak bütünü değildir. Bütün insanların tasada kıvançta birleştiği toprak, vatandır.
Adaletin olmadığı vatan düşünülemez.”
Bir gün infaz koruma memuru Balbay’a;
“Siz kelimelerle çok oynuyorsunuz. Bazen bölüyor, farklı anlamlar çıkartıyorsunuz. DREYFUS DEMEKLE BİRİLERİNE DEYYUS DEMEK İSTEMİŞ OLMAYASINIZ?” Der…
Dimitrov bir mektubunda kendisinin yargılandığı davanın siyasi bir dava olduğunu ve bu davada adaletin kullanılmak istendiğini belirtir ve özellikle vurgular;
“Adaletin siyasetin bir aracı durumuna ne biçimde sokulduğu en iyi siyasi davalarda ortaya çıkar.” Demiştir.
Dakikada 14 nefes alındığı düşünüldüğünde bu ülkenin, bu ulusun Mustafa Balbay’a anne ve babasına, eşine çocuklarına 31.610.880 nefes borcu vardır.
Deha 20 gazetesinin geçen yıllardaki MUSTAFA BALBAY’A ithaf ettiğimiz bir yazımızı şöyle bitirmiştik.
Birileri ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar;
MUSTAFA MISTIK’ laştırılamayacak,
BİR YERLERE KISTIRIP,
ÜÇ MUM YAKIP,
SEYRİNE Bakamayacaklardır.
SEVGİLİ BALBAY KENDİNE İYİ BAK,
SANA BU TOPRAKLARIN İHTİYACI VAR KARDEŞİM…
Deha20.com'da yer alan haberlerin yayın, basım, dağıtım hakkı Dehamat Gazetecilik A.Ş.'ne ait olup izinsiz kullanılamaz.

Bir Yorum Yaz