Ne olacak bu Türkiye’nin hali? Masada rakı olsun olmasın dost sofralarında söz dönüp dolaşıp bu noktaya gelir ve üç aşağı […]

Ne olacak bu Türkiye’nin hali?

Masada rakı olsun olmasın dost sofralarında söz dönüp dolaşıp bu noktaya gelir ve üç aşağı beş yukarı benzer fikirsel kutuplaşma olur. Bir tarafa Türkiye’nin, özellikle başbakanımızın yönetiminde, bölgesinde lider ülke haline geldiği, “İleri demokrasi” için önemli adımlar atıldığı, Batıya Doğuya, Kuzeye Güneye posta koyulduğu, yakın gelecekte dünyanın en büyük on ekonomisinden biri olacağımızı savunanlar, diğer tarafa giderek Cumhuriyetin temel ilkelerinden uzaklaşarak şeriat devleti çizgisine oturmaya başladığı, ekonomik krizin kapıda olduğu, bölünmeye ramak kaldığı görüşünde olanlar kümelenir.

Ne olursa olsun Türkiye’nin eskisi gibi olmayacağı besbelli. En azından herkes bu konuda hemfikir. Gelecekte nasıl bir Türkiye’de yaşayacağız sorusuna yanıt vermeden önce bu gün nasıl bir Türkiye var önce onu saptayalım.

İletişim çağının globalleşen dünyasında ülkeler ve rejimler her yönden didik didik edilip inceleniyor, çeşitli kriterlere göre sıralamalar yapılıyor ve deyim yerindeyse devletlere karne veriliyor. Kuzey Kore gibi bir iki ülke dışında hiçbirinde yöneticiler ey! Batı, ey! Filanca sen kim oluyorsun da bana karne veriyorsun demez. Ekonomist Osman Ulagay son kitabında bu karneden bazı sayıları vermiş.

Eğer ıslah olmaz bir yandaşlık gözlerinizi bağlayıp, düşüncelerinizi esir almamışsa dış politikada yapılan zigzaglar ve uluslar arası dengeleri gözetmeden alınan diplomatik kararlar sonucu Türkiye’nin giderek yalnızlaştığını ve sözünün geçmez olduğunu görmemek olası değil.

Ekonomi, özellikle makro ekonomi, beni aşar ama konu demokrasi ise herkes gibi beni de ilgilendirir. Şu andaki iktidar arkasında yüzde elli seçmenin oyu olduğunu sık sık yineliyor. Doğrudur, seçim sandığı demokrasilerin vazgeçilmezidir kuşkusuz ama her şeyi mi? Eğer demokrasi sadece sandıktan ibaret olsaydı dünya demokrasileri içinde yerimiz üst sıralarda olurdu. Economist Intelligence Unit tarafından 2012 yılında yayınlanan Dünya Demokrasi Endeksine göre Türkiye 167 ülke arasında 88. Sırada yer bulmuş, “Tam demokrasiler” ve “Kusurlu demokrasiler” den sonra gelen “Melez demokrasiler” arasında yer almış.

Dünya Demokrasi endeksi çeşitli kriterlere göre oluşturulur. “Seçim sürecinin etkinliği” yani sandığa başvurma kriterinde notumuz iyi, 10 üzerinden 7.9. Notumuz, “Siyasi kültür” kriterlerinde 5’e, “İnsan hakları” kriterlerinde 4.12 ye düşüyor. Bu sayılar, seçim sürecinin iyi işlemesinin tek başına bir ülkenin notunun yüksek olmasına yetmeyeceğini gösteriyor. Türkiye Freedom Hause adlı ve oldukça itibarlı bir kuruluşun 2013 yılı raporuna göre “Tamamen özgür 90 ülke arasında değil, “kısmen özgür” ülkeler arasında yer aldı. Dünya basın özgürlüğü endeksinde, milli futbol takımımız gibi 8 sıra gerilemişiz. 179 ülke arasında 154. sırada yani feci durumdayız. Osman Ulagay’ın yorumuyla, demokrasi liginin 3.kümesinde bulunuyoruz.“Gezi direnişi” ile cin şişeden çıktı, demagoji ve sandık fetişizmi ile demokrat olamayacağımız ortada.

Hani masallar “Az gittik, uz gittik, dere tepe düz gittik, bir de ardımıza baktık ki…” diye başlar ya bize anlatılan “İleri demokrasi” masalı da öyle başladı, umarım sonu mutlu biter.


Bir Yorum Yaz