Hayat nasıl susuz, havasız, gıdasız olmazsa insan da sohbetsiz olmuyor sevgili okurlarım. Bilgi aklın, gıda anatomik varlığımızın vazgeçilmezi ise sohbet […]

Hayat nasıl susuz, havasız, gıdasız olmazsa insan da sohbetsiz olmuyor sevgili okurlarım.

Bilgi aklın, gıda anatomik varlığımızın vazgeçilmezi ise sohbet de ruhumuzun vazgeçilmez temel ihtiyaçlarından birisidir. Bunun ne demek olduğunu insan gönlünün doyduğu, ruhunun huzur bulduğu sohbetleri yaşadıktan sonra daha iyi anlıyor.

Doğal insan kendi doğallığı içerisinde doğal oluşan küçük gruplarla bu ihtiyacını karşılıyor. Köyde kasabada yaşayanlar için de sohbeti yaşama anlamında bir sıkıntı olmuyor. Herkes birbirine benzediği için kolaylıkla ortak gündemler oluşturup sohbet edebiliyorlar.

Kentleşme beraberinde insnları çok yönlü ilgilere mecbur bıraktığı için insanın insana ayırdığı zaman kısıtlı oluyor. Diğer yandan da hayat mücadelesinde yorulan insanın dinlemeyle ilgili sabrı azalıyor. Bu da zaman içerisinde kentsel bir yalnızlığa dönüşüyor. Bu türden duygular içerisinde bulunan kişiler de ilk karşılaştığı dostuna hayattan bekleyip de bulamadıklarını sıralarken farkında olmadan her şeyden şikayet eden bir konuma düşüveriyor. Bunu alışkanlığa dönüştüren kişiler de maalesef dinlenmek istenmeyen kişiler oluyor.

Kent içerisinde sohbet edebilme konusunda diyebilirim ki en büyük sıkıntıyı yaşayanlar entelektüeller, okur yazarlar, sanatçılar, düşünürler oluyor. Çünkü bu gruptaki yetişmiş insanlar sohbet edebilmek için kendilerini anlayacak, duygularını paylaşacak, ruhi ve düşünsel tatmin yaşayacakları kimseleri arıyorlar. Bunu da kolayca bulabilmenin ne kadar zor olduğunu takdirlerinize sunmak istiyorum.

Denizli’mizde bu bağlamda, Neşet Kazanoğlu, Ali Rıza İlhan ve Mehmet Emin Turgut’un belirleyici olduğu haftalık sohbetlerin; Atila Sezener, Süleyman Boz, Eren Güneş, Şeref Hazer vb dostlarının da yıllardır sürdürdükleri bir sohbet grubu olduğunu; Denizli Lisesinden elli yıl önce mezun olan Dr. Metin Vural ve Aslan Özsoy’un öncülük yaptığı aylık sohbetlerinin periyodik olarak sürdüğünü biliyoruz.

Sanatçıların oluşturamadığı sohbet oluşumları için, Arzu Subakan Kabukçu ile Safiye Samyeli’nin öncülüğünde son iki aydır her hafta bir araya gelen şiir dostları ve bir grup şâirin şiirli sohbetlerini sanat adına bir umut ışığı olarak gördüğümü dile getirmek isterim.

Bu bağlamda, Denizli’de oturan Güneyli bir grup Güney gönüllüsü insanın Harmanyeri adıyla oluşturdukları sohbet grubunu güzel bir örnek olarak sunmak isterim sizlere. Prof. Dr. Velittin Kalınkara, emekli eğitimci, yazar-şair Mehmet Halil Arık, emekli eğitimci Osman Aydın, emekli eğitimci Altı Nokta Körler Derneği Başkanı Azmi Ermiş, Okutman Cengiz Akseki, esnaf Fazıl Moroğlu, bendeniz Öğr. Gör. Şerif Kutludağ bir yıldır süren aylı sohbet toplantılarını zaman zaman Denizli’de yaşayan Güneyli ve Güney gönüllüsü dostlarıyla da bir araya gelerek tam bir Harmanyeri sohbet ortamı oluşturmuşlardır. Tıpkı harmanların toplandığı harman yerlerindeki buluşmaların sağladığı tatlı sohbetler misali…

TMMOB’un konferans salonunda yaşanan, sanatsal içerikli şiirli, fotoğraflı sohbet buluşmalarının bir yenisini yaşadık 23 Kasım Cumartesi akşamında. Okutman Cengiz Akseki’nin 1800’lü yılların ortasından itibaren belgelere dayalı olarak anlattığı Güney tarihi, konukların katılımlarıyla da beraber çok candan bir paylaşıma dönüştü nihayetinde.

Velittin Kalınkara, Mete Çimen, Turgay Atilla ve Turab Ulaşoğlu’nun objektifinden ve gözünden Güney fotoğraf sunumunu izledik yaşaran gözlerle.

Güney’in yetiştirdiği önemli isimlerden Avukat Tuncer Yılmaz ile Denizli’mizin önemli isimlerinden Dr. Murat Vural’ın Güney’le ilgili anılarıyla taçlanan bir sohbet akşamı oldu bu buluşmamız da. Harmanyeri davetine Güney sohbetine gelen dostların doğaçlama olarak getirdikleri kekler, börekler, patlamış mısırların yanında Güney mahsulü kurusuyla yaşıyla üzümler, köhtüler ve sıcacık çay ikramıyla ısındı hem içimiz hem gönlümüz.

Sonuç mu derseniz: Kent hayatında çok zor bulunan ruhun gıdasını verecek olan anıların paylaşımı, yetmiş seksen yıl öncesinden gelen sohbet derinliği, çocuk yıllarda ruhumuzda yer etmiş olan ağız tadı… Daha ne olsun ki? Allah herkese bu tür sohbetlerde yer almayı nasip etsin. Bir şey söyleyeyim mi değerli okurlarım: Hayat sohbetsiz olmuyor.

Muhabbetle…


Bir Yorum Yaz