etiler poyrazoğlu otomotiv
19 Temmuz 2018 Perşembe

YÜZBAŞI MUSTAFA KEMAL VE HAREKET ORDUSU

Tarık Barbaros Pilevne

27-07-2017

Boğaziçi yamaçlarında erguvanların çiçeklendiği, çırpıntılı sularının bahar rüzgârlarıyla kucaklaştığı İstanbul’un büyülü sabahlarındandı. Bir haftadır kentin altını üstüne getiren isyancılar; kendilerine katılan mollalar ve softalardan oluşan kızgın bir kalabalıkla evlerde ve sokaklarda mektepli subay arıyorlardı. İstanbul’a asayişi sağlamak için getirilen ve Taşkışla’ya yerleştirilen avcı taburları seçkin birliklerdi. Subayları ise Rumeli’ndeki çete savaşlarında pişmiş genç ve yiğit insanlardı. 13 Nisan 1909 gecesi, başlarındaki çavuşları ile Beyoğlu gecelerinin yorgunu subaylarını etkisiz hale getirerek, “Şeriat İsteriz!” naralarıyla Sultanahmet’e yürümüşlerdi. Karşılarına çıkan bazı bakan, milletvekili ve subayları linç eden kalabalık, henüz dört ay önce açılan Mebusan Meclisine yönelmişlerdi. Otuz bin mevcutlu muhafız alayının kumandasındaki etkisizlik, bu birliklerin de isyancılara katılmalarına neden olmuş, sayıları çoğalmıştı. Genç hükümetin istifa etmesine ve kurulan yeni kabinenin tavizlerine rağmen bu başsız ve ayaksız kitle ile anlaşmak mümkün değildi. Akıldışı isteklerin sonu gelmiyordu. İstanbul, basılan ve yakılan paşa konakları, katledilen insanlar ve geceler boyu açılan yaylım ateşleri ile ağır bir tehdit altındaydı. Ellerindeki listelere göre kelle avcılığını sürdürenlerin baş destekçisi olan Derviş Vahdeti, Volkan Gazetesi’nde halkın ve askerin dinî duygularını kışkırtarak isyanı körüklüyordu. Sultan, sarayında kımıldayamaz haldeydi. Payitaht, kâbus gibi geçen bu zor günlerde kurtarıcısını bekliyordu. Konumu ve varlığıyla bu isyanı bastırabilecek yegâne askeri birlik; Mahmut Şevket Paşa komutasındaki Selanik merkezli 3. Orduydu. Bu bünyede oluşturulacak bir kuvvetle derhal harekete geçilmeli, bu gerici isyanın önü alınmalıydı. Rumeli’ndeki yerel güçler ve azınlıklarla da takviye edilen birliğin başına Selanik Redif Alayı Kumandanı Hüseyin Hüsnü Paşa; Kurmay başkanlığına ise zeki, bilgili, cevval, güzel konuşan, sarışın ve mavi gözlü bir adam; Kolağası Mustafa Kemal Bey getirildi. Bu ordunun isim babalığını da yine bu genç subay yapacaktı: Hareket Ordusu…

Birkaç günlük hazırlıktan sonra Selanik’ten trenle yola çıkıp Hadımköy’e ulaşan Hareket Ordusunun karargâhında, kumandan dışında bütün subaylar umutluydu. Yaşlı ve yorgun Hüsnü Paşa, İstanbul’a yaklaştıkça vesveseleniyordu. Mustafa Kemal, başarıya olan inancıyla onu sakinleştirmekte, bir yandan da isyancılara ve halka yönelik emirler ve bildiriler hazırlamaktaydı. Hareket Ordusu’nun hızlı ve kararlı ilerleyişi, İstanbul halkına büyük moral ve güven aşıladı. Yol boyunca gönüllüler, bir köşede üzüntüyle olanı biteni izleyen aydınlar, subaylar Hareket Ordusuna katılmaya, Milletvekilleri ve Ayan üyeleri ise Yeşilköy’de toplanmaya başladılar. Hadımköy ve Halkalı bölgelerindekiler, Mustafa Kemal’in detaylarıyla hazırladığı planlar kapsamında karma kollar halinde İstanbul üzerine yürüdüler. Kentin önemli noktalarının ele geçirildiği, isyancıların maneviyatının bozulduğu ve halkın kurtarıcılarını sabırsızlıkla beklediği haberleri geliyordu. Harekâtı Selanik’ten dikkatle izleyen Mahmut Şevket Paşa hemen yola çıktı ve birlik Yeşilköy’e ulaştığında komutasını devraldı. Hareket Ordusunun Kurmay Başkanlığını da Binbaşı Enver Bey üstlendi. Oysa Mustafa Kemal’in aldığı önlemlerle bu uğursuz yangın söndürülmüş, İstanbul’un kurtuluşu sağlanmış; geriye yönetsel sorunların çözümlenmesi ve asilerin cezalandırılması gibi hususlar kalmıştı. Kazanılmış bu zaferin şerefini üstlenmek ise Mahmut Şevket Paşa’ya ve Enver Bey’e düşmüştü.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - YÜZBAŞI MUSTAFA KEMAL VE HAREKET ORDUSU