etiler poyrazoğlu otomotiv

YÖRÜK MEZARLARI

Tarık Barbaros Pilevne

30-11-2016

En küçük köyde bir “oda” bazı büyük kasabalarda dağınık onlarca konuk odası vardı. Odanın bir köşesindeki yatak – yorgan yığının üzeri dantelâlı bir örtüyle kaplı olur, “Tanrı Misafiri” isterse aylarca kalsın, günde üç öğün sofrası önüne kurulurdu. Akşamları köy halkı uygun bir oturma adabı içinde toplanır, önce konuğun itibarına göre her haneden birkaç kap gelen yemekler dizilir. Kalabalığa göre sofralar düzenlenir ve bu sahanlar dağıtılırdı. Sofra düzeni ve ikramını işi bilen insanlar üstlenir, gençler ayak işlerine koşardı. Sofra kalktıktan sonra omzunda peşkiri, elinde ibriği ve leğeniyle bir genç herkesin elini ağzını yıkatırdı. El yıkanan leğenin üzerine suyun akıp yol bulacağı şekilde oyulmuş bir tencere kapağı olurdu. Bu şekilde kirli su görünmezdi. Yemekten sonra çay kahve içilir, sohbet edilirdi. Odanın duvarlarında canlı renklerle boyanmış dolap kapakları olur, oda sahibi ailelerin bu dolaplarda çayı, şekeri, kahvesi, tüp gazı ve bazen içkisi bulunurdu. Yörenin Orman İşletme Şefi olarak yazılı olmayan görevim ise, bu odaların bir şekilde odunlarını temin etmekti. Köylünün zati yakacak ihtiyacının dağıtıldığı günlerde, köyün ileri gelenleriyle birlikte öncelikle caminin, okulun ve bu konuk odalarının odun ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırdım. Bütün bunlar kamu görevlisine duyulan saygınlık yanında, orman yangınları ile mücadele ve diğer ormancılık hizmetlerinde orman köylüsüyle orman idaresinin uyumunu sağlardı. Sandıklı’nın Yağcı köyü, anlatıma en uygun yurt köşelerinden biridir…

Ahırdağları, Sandıklı’nın kuzeyindeki Çiğiltepe’den başlayıp, Sivaslı’nın doğusundaki Burkaz Dağları’na ulanır. İki silsile Banaz’ın Ahıroluk Tepesi’nde birleşir. Ahırdağları’nın en yükseği Toklu Sivrisi’dir, 1900 metreye ulaşır. Kuzey eteklerinde Sincanlı’nın, güneyinde ise Sandıklı’nın son köyleri yer alır. Bu iki ilçe sınırını muhteşem yükseltiler oluşturur. Keskin ve derin vadiler, boylu karaçam ormanları ile örtülüdür. Örendere, yüksek yamaçlı, geniş ve uzun bir vadidir. Aşağılarda dar bir alanlıkta Yağcı köyü ile son bulur. Küçük ve şirin bir orman köyüdür Yağcı… Oğuz Boyunun el dokuması kilimleri ile ünlü, Yağcı / Bedir aşireti kökenlidirler. Kadınlarının soy hüneri, konuk odalarındaki yastık kılıflarının nakışlarında çiçek açar. Çalışkan, saygılı, sevgili ve konukseverdirler. Kendi halinde insanlardır, çoğunlukla orman işçiliğiyle geçinirler. Yağcı köyünden Örendere yönündeki yola çıkıldığında sizi köyün küçük mezarlığı karşılar. Onlar, bir ana ve iki gelinlik kızı alçak taş duvarın hemen dibindeki küçük tümsekte yatarlar. Onlar Yörük mezarlarıdır…

Eşme kazasından erken yazda gelip, Karagöl’de keçi yaylatan aile, göç vaktini kaçırmanın tedirginliğindeydi. Güze dönen mevsimin ne yapacağı belli olmazdı. Kuzularını büyütmüşler, besilerini beslemişler, mallarını sağmışlar, peynir ve yağlarını basmışlardı. Şimdi ne yapmalı, ne etmeli idi? Yürümece göçmek zordu, mevsim ilerlemiş, geç kalınmıştı. Hem güvenli de değildi. Yörüğü uçan kuş bile dalardı buralarda. En iyisi birkaç traktörle anlaşıp sürüyü ve eşyaları yükleyerek memleketin yolunu tutmaktı. Köyde kesilmiş sözleri, yapılacak düğünleri vardı. Baba çadırdan erken ayrıldı. Önce Yağcı köyüne vardı, sonra diğerlerine. O gün hava aniden kararmış, kar yağışı başlamıştı. Gece yarısı güç bela çadıra ulaşabilen adam, anneyi ve kızlarını birbirlerine sarılmış, sönmüş ocağın önünde uzanırken buldu. Canlı gibiydi hala donmuş bedenleri. Ölüm onları, yumuşak ve hülyalı bir uykuda kucağına çekmişti sanki…

Yükseklerden ardıç, kekik kokuları gelir. Bir kartal Toklu Sivrisinin üzerinde dönenir. Zirvedeki buzul parıldar yalancı bahar güneşinde, yamaçlar ala bele kar yığınları ile donanır.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - YÖRÜK MEZARLARI
Tarık Barbaros Pilevne - Diğer Yazıları
Bütün Tarık Barbaros Pilevne Yazıları