etiler poyrazoğlu otomotiv

YİYİN İÇİN

Mustafa Örki

18-05-2018

“Ey Resuller, temîz ve helâl olan şeylerden yeyin. Güzel amel/hareketlerde bulunun. Çünkü ben ne yaparsanız hakkiyle bilenim.” 23/51

Tüm canlılar için yeme ve içme duygusu fıtratına işlenmiştir. Doğan her canlı yaşamak için yemek durumundadır. Yemek ve içmek bir araçtır. O zaman şu soru kritiktir niçin yemeli ve içmeliyim? İşte burada Allah’u Teâlâ kulunu bilgilendirir. Helal ve temiz olandan meşru yollardan kazanılmış olanlardan yiyin ve için. Niçin Salih amel işlemek için.

Oruç ibadeti ile Rabbimiz insanın en kuvvetli bu duygusunu niçin dokunuyor? İnsan doğal dengeyi bozabiliyor. İnsan yemek için yaşamaya başlarsa felaketi olur. Oruç bir bakıma irade eğitimidir. İrademizi besliyoruz, yeme-içme duygumuzu yönetiyoruz. Obezite bir hastalık, öyle ki kanser gibi en tehlikeli hasatlıklar listesinde başa geldi.

Burada bir başka güzellikte yer almış. Yiyip içtiklerimiz ile davranışlarımız arasındaki ilişki. Kazancımız yiyip içtiklerimiz davranışlarımıza etkiliyor.

Oruç ibadetinin farz kılındığı 183. ayeti hatırlayalım. Bu ayet Allah kelamıdır, biz “İşittik ve itaat ediyoruz” Bu işitme kulaktan öte bir işitmedir, zihin/kalple işitme. Bu davetin sahibi bizi yaratan-seven-yardım edendir. Bu güzellikten bizleri de mahrum bırakmamış güzel dimi? Evet ama neden icabet edenler az?

Tüm ibadetler değerli ve sahibini taşıyıcı ama görünen bir durum var. Oruç tutanlarımız az niye? Farz oluşu önemli olasındandır biliyoruz nerede hata yapıyoruz?

Mealini vereceğim iki ayeti bir dinleyelim:

“Elbet bunda, (akleden) bir kalbe sahip olanlar için ibretlik bir uyarı vardır; veya pür dikkat bir şahit olarak kulak verenler için..” 50/37

“Kendilerine verdiğimiz kitabı, layık olduğu şekilde okuyup izleyenler var ya, işte onu tasdik edenler onlardır.” 2/121.

Kuranın kalp dediği fiziki bir organ değildir ya nedir? Akletme ve inanma yetisidir. Selim bir akla ve sağlıklı bir gözlem yapanlar, vahye kulak verip onu anlayanlar onun anlattığı gaybi haberleri görür gibi olurlar. Akleden kalbin sahipleri şahit olamazlar. Bakara 185. ayetinde “Ramazan ayına şahit olanlar oruç tutusun” denilmesi dikkat çekicidir. Biz bu kitabı tilavet etmiyoruz bu bir tespit suçlamak değil.

Şu tespit ne kadar doğru: “ashabın onunla olan ilişkisi kabukla değil özle; zarfla değil mazrufla; lafızla değil muhteva ile ilgiliydi. Mushaf’ın maddi varlığı onlar için ne salt bir araştırma objesi, ne de sadece bir sanat vesilesi veya kutsama nesnesi idi. Onların bütün meselesi anlamak ve yaşamak; işitmek ve itaat etmekti.”

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - YİYİN İÇİN
Mustafa Örki - Diğer Yazıları
Bütün Mustafa Örki Yazıları