etiler poyrazoğlu otomotiv

YAĞMACILIK

Tarık Barbaros Pilevne

26-07-2018

Yağma ve yağmacılık sözcükleri, başlangıçta “Han-ı Yağma” şiirini anımsatıyor: “Yiyin efendiler yiyin; bu han-ı iştiha sizin; / Doyunca, tıksırınca, patlayıncaya kadar yiyin!”

Tevfik Fikret’in bu eşsiz dizeleri, ülkemiz sosyal düzeninin yüz yıldır çok fazla değişim göstermediğini açıklıyorsa da, yazımızın konusu günümüz Türkiye’sindeki yağmacılık olayları değil. Birçok kişinin bir mala üşüşüp ele geçirdiklerini alıp savuşması olarak tanımlayabileceğimiz bu ilkel eylemin, geçmişin karanlıklarında yiten bir olgu olduğunu sanıyorduk. Oysa yağmacılık, ABD’nin Irak’ı işgali ile iğrenç yüzünü yeniden gösterdi. Bir insanlık ayıbı olarak belleklerimizde yer etti. Bu savaşta hedef alınan yalnızca ülkenin alt yapısı değil, tarihsel ve kültürel mirası, belleğiydi; Selçukludan bu yana paylaştığımız, ortak belleğimiz, işgalci güçlerle uğursuz bir işbirliği ile yağmalanan, uygarlığın beşiği Mezopotamya topraklarında yücelen ve tüm insanlığın ortak mirası olan bir tarih ve kültür hazinesiydi…

ABD’nin “özgürleştirmek” adına 2003 yılından başlayarak yakıp-yıktığı Irak, Moğol istilasındaki günlerini yeniden yaşamıştı. Ülkedeki 113 kütüphanede; 1494’ü Türkçe olmak üzere, 82258 elyazması bulunuyordu. Bunları ve diğer tarihi eserleri barındıran; müzeler, kütüphaneler ve arşivler bombalandı, yağmalandı ve yakıldı. Yağmalama eylemi; detaylı, koordineli ve planlı bir şekilde gerçekleşti. Çelik kapılı odalar ve kasalar anahtarlarla açıldı. Binalara önce ABD’li uzmanlar sonra çapulcular girdiler. Babil, Sümer, Asur, Abbasi ve Selçuklu medeniyetlerinden geriye; boş camekânlar, küller, parçalanmış heykeller, kırık dökük ve gözden kaçmış eserler kaldı. Yağmacılar götüremediklerini yakıp yıkıp tahrip ettiler…

Bağdat’taki Ulusal Müze, Evkaf ve Diyanet Kütüphaneleri başta olmak üzere, Basra, Musul ve Kerkük’tekiler de bu çirkin eylemlerden nasibini aldı. Yakılan eserler arasında; Abbasi döneminden kalma Kuran-ı Kerimler, dönemin şairlerinin divanları, Leyla ile Mecnun’un ilk elyazmaları, Abu Hanife’nin Kuran tefsirleri ve hatta Mezopotamya’nın kadim halkları ve ilk Hıristiyanları olan Asurî – Süryanilerden kalma İnciller de bulunuyordu. Yangınlara müdahale edilmedi, günlerce dumanlar tüttü bu yerlerden…

Batı ile Doğu’nun tarihsel çekişmesinin bir öcalımı idi sanki sergilenen. Batının gözündeki “Doğulu” kimliği ve tehdidi, 11 Eylülden sonra bir sendroma dönüşmüştü. İlk günlerde Bush’un ağzından kaçırarak sonradan tevili yoluna gittiği “Haçlı Zihniyetinin” bir hesaplaşmasıydı bu kıyım.

Temelinde Bernard Shaw’a ait şu deyişle özetlenebilirdi olup bitenler: “Kan kokusu almış bir köpekbalığından daha tehlikelisi, petrol kokusu almış Amerikan emperyalizmidir.”

Bu çirkin ve karanlık savaştaki yakılan ve yıkılan tarih ve kültür değerlerini yerine koymak; sivil kayıpları, ölen ve sakat kalanları geriye getirmek kadar imkânsızdı artık!

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - YAĞMACILIK
Tarık Barbaros Pilevne - Diğer Yazıları
Bütün Tarık Barbaros Pilevne Yazıları