etiler poyrazoğlu otomotiv
19 Eylül 2018 Çarşamba

VE KADINLARIMIZ…

Tarık Barbaros Pilevne

08-03-2018

Cumhuriyetle birlikte yurttaş olma onuruna erişen Türk kadını, toplumsal alanda yazık ki arzulanan düzeye ulaşabilmiş değil. Seçilme haklarını sayısal anlamda kullanamadığı gibi, ekonomik özgürlüğünü de çoğunlukla kazandığı söylenemez. Kadının aile içinde uğradığı şiddet olgusu, eğitimsizliği oranında artmaktadır. Kadınlarımız sosyal ve ekonomik güvencelerini oluşturamadıkça, himayeye muhtaç, itilip kakılan, ezilen bireyler olmaktan kurtulamaz. Bu olumsuzlukların giderilebilmesi için de başta eğitim ve öğretim olmak üzere onları yaşama hazırlayacak donanımlara ihtiyaçları var. Eğitim ve öğretim süreci önce ailede başlar. “Kızını Dövmeyen Dizini Döver” terbiye sisteminin yöntemi dayaktır, zorbalıktır. Bugün uyuşturucudan fuhşa kadar batağa düşmüş kız ve kadınların tamamına yakını, hoşgörüsüz bir ailede yetişen, aile içi şiddeti yaşayan insanlardır. “Testiyi kırmadan tokadı at” felsefesi; dışlanmış, sorunlu, şiddeti yaşam tarzı haline getiren bir kitle yarattı. Aile içi ilişkiler, güven, sevecenlik ve hoşgörü temellerine oturtulmadıkça, çocuğun ruhsal ve bedensel gelişimi normal olamaz. Çocukta oluşacak güven duygusu, uyumlu ilişkiler kurmasını ve sorunlar karşısında kendisini güçlü hissetmesini sağlayacaktır. Bu ortamda yetişecek çocuklar, kendisi ailesi ve çevresi ile barışık bir yaşam sürdürür.

Çocuk, ailesinde ve çevresinde gördüğü olumlu ve olumsuz davranışları uygulayacak, yansıtacaktır. Çocuk, örnekleme yoluyla öğrenir, yetişkin davranışlarını taklit eder. Anne baba ve çocuk üçgeni sevgi temeline dayanmalıdır. Çocuğa karşı olumsuz tutum ve davranışlardan kaçınmalı, ona sevgili, hoşgörülü, sabırlı ve güler yüzlü yaklaşmalıyız. Başka çocuklarla yarıştırmamalı, yanlış davranışlarını sabırla uyarmalı, doğru davranışlarını ise takdir etmeliyiz. Kızgın ve öfkeli bir davranış, aynı şekilde geri yansır. Sevgi ortamında büyüyen çocuklar, kavgadan ve düşmanlıktan uzaklaşır. Toplumsal barışa katkı sağlayan nitelikli bir yurttaş olur.

Sürekli şiddet gören kadının eşi muhtemelen; alkol – madde bağımlısı veya bozuk kişilikli bir insandır. Erkek ağırlıklı bir toplumda kadına değer verilmez, saygı gösterilmez. Türkiye’de kadınlar, kocalarından dayak yiyor. Kadınlarımız bu aşağılayıcı muameleyi kabullenmemeli, çözüm aramalı, toplumsal kurumlara başvurmalı. Barolar, kadın sığınma evleri, kadın dernekleri ve mülki yöneticiler bu toplumsal kurumlardan birkaçıdır. İlimizde var olan Kadın Sığınma Evi, bu amaçla yaşama geçirilmiştir. Ağır ve sürekli şiddete maruz kalan korunmasız ve güvencesiz kadınlarımız bu yerlerde barınabilmektedir. Şiddeti oluşturan nedenleri ve yanlışları ne kadar azaltabilirsek, o düzeyde sağlıklı kuşaklar yetiştirecek, dengeli bir toplum yapısına ulaşacağız demektir. Bu arada kadınlarımız da kendilerini ve davranışlarını geliştirmeli, yurtta ve dünyada olup bitenleri izlemeli, eğitime önem vermelidirler.

Kadınlarımız, çağdaş ölçülerde donatılmış, aydınlık ve mutlu bir toplumsal yapının saygıdeğer unsurları olmalıdır. Ve bir babanın çocuklarına verebileceği en güzel hediye, annelerini sevmektir.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - VE KADINLARIMIZ…
Tarık Barbaros Pilevne - Diğer Yazıları
Bütün Tarık Barbaros Pilevne Yazıları