etiler poyrazoğlu otomotiv

ULUS İNŞASI 2

Ufuk GÖKMEN

20-01-2018



Konuyla ilgili yayınlanan birinci yazımdan sonra okurlar tarafından anlatılanların daha fazla açıklanması istendi.

Önce hatırlayalım; ulus inşası savaşlardan sonra yıkıma uğramış olan ülkelerin gelecekte sağlıklı bir şekilde varlığını sürdürmesi için yapılan düzenlemeler diye tanımlanmıştı.

Türkiye'de Atatürk'ün önderliğinde uygulanmış olan inkılaplar, tarihte eşi benzeri görülmemiş bir küllerinden doğma serüvenidir. Bizim yakın tarihte yaşadığımız bu gerçeği, başka yerlerde ancak Anka Kuşunun başından geçenler olarak masallarda duyabilirsiniz.

Ulus inşası denildiğinde asıl kast edilen; emperyalistlerin hedeflerindeki ülkeleri daha kolay sömürmek için geliştirdikleri sistemdir.

Önceki yazıda bahsettiğim gibi Francis Fukuyama, kitabında konuyu derinlemesine irdelemiş ve dersler çıkarmış. O her ne kadar yıkıma uğramış toplumların yeniden kalkındırılması diye bahsetse de, kitapta yeni dünya sömürge sisteminin anlatıldığını görebiliyoruz.

Ona göre ABD tarafından ikinci dünya savaşı sonrasındaki Marshall yardımları, Eisenower tarafından USAID adı altında daha sistematik hale getirilmiş.

Güneykore'deki başarı öyküsü ve Wietnam'daki çuvallamanın ayrıntıları anlatıldıktan sonra USAID sisteminin külfeti ve olumsuz sonuçları nedeniyle Ulus İnşası sisteminin doksanlı yıllarda farklılaştığı belirtilmiş.

Eisenower doktrini olarak bildiğimiz Ortadoğu'nun yeniden yapılandırılması günümüzde Büyük Ortadoğu Projesi makyajı altında uygulanmaya devam ediyor.

Yeni dönemde, ABD'li futuristler tarafından uygulandığı açıkça dile getirilen, özellikle Irak ve Afganistan'daki Ulus İnşası sisteminin ayrıntılarından; durumun sömürgenlerin penceresinden nasıl göründüğünü anlıyoruz.

Bu noktada iki ayrıntı dikkatimi çekti;

Birincisi eski devlet yapısının ve bürokrasinin ayakta kalması ve savaştan sonra aynı bürokratların göreve getirilmesi yardımsever (?) arkadaşların işini zorlaştırıyormuş.

Bu nedenle Bosna-Hersek'te istenen hedefe ulaşılamamış ve halen yüksek temsilciyle kontrol etmek zorundalarmış. Irak'ta da aynı durum söz konusuymuş.

Oysa Kosova'da eski devlet bürokrasisi olmadığı için çok daha hızlı ayak uydurmuşlar. Keza Afganistan'da eski devlet yapısı olmadığı için merkezi sistem daha kolay ayakta duruyomuş (?)

Demek ki yeniden yapılandırmak üzere ele alınan ülkeler yıkım sırasında bir daha eski bürokratlarını göreve getiremeyecek hale sokulmalıymış.

Ulus İnşası modelini savunanlar açıkça Emperyalistlere diyorlar ki; "Eğer hedef ülkenin yeniden düzenlenmesi amacıyla çatışmalara yönlendiriyorsanız onları bir daha geriye dönmeyecek hale getirin."

Evet açıkça bunu demeye getiriyorlar.

Ulus inşası denilince beni rahatsız eden ikinci durum, bu iş için sivil toplum kuruluşlarının merkezden finanse edilerek hedef ülkelere kanalize edilmesi ve onlar aracılığıyla ulus inşası uygulanması.

Ford vakfı ve Rockefeller vakfı altmışlarda bahse konu yapının ana aktörü olmuşlar.

Biz de onları, kötü şartlar nedeniyle zorlananlara insani duygularla yardım eden kuruluşlar olarak biliyorduk.

Yabancılar kendileri söylüyor; "arkasında yabancı sermaye olan birileri size insani yardım için geldik diyorsa, bilin ki; onlar sizin ülkenizde toplumun dönüştürülmesi, büyük sermaye sahiplerinin işlerini kolaylaştırmak için gelmişlerdir. "

Şimdi ulus inşası denilen şeyin adını siz koyun sevgili okurlar.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - ULUS İNŞASI 2
Ufuk GÖKMEN - Diğer Yazıları
Bütün Ufuk GÖKMEN Yazıları