poyrazoğlu otomotiv etiler

UÇURUMLAR

Mustafa Örki

09-11-2017

“Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz” 3,103 Her bir insan gibi bende korkuluğu olmayan her uçurumdan korkarım. Çünkü görüyorum ve bir tehlike var. Aslında her bir insan uçurumun kenarında bir çukura düşmek tehlikesi ile karşı karşıya durumunda. Ne yapalım? Ya Allahın ipine sarılacağız veya uzatılan bu ipi tutmayacağız.

Her an bir imtihan, ayni zamanda bir imkândır. İnsanların ihtiyaçları beklentileri var, elbette usulüne uygun çalışmak insana düşer. Neticesi mutlaka vardır, beklenen neticesi zamana kalan isteklerin vaktini yalnız Allah bilir. Hz. Muhammed (As) kıblenin Mescidi Aksa yerine Mescidi Haram olmasını istiyor bunu Rabbinden bekliyordu, ama on yedi ay beklemesi gerekmişti. Her dönemin insanı, birtakım problemlerle imtihan edilir. Bu problemler o dönemin “uçurumları” yahut 'ateş Çukurları’dır 3,103. İnanç yahut değer yoksunluğunun, çağın uçurumları veya ateş çukurları olduğunda şüphe yoktur. Doğal olarak, inanç sistemleri ve değerlerin de, insanları bu "uçurumlardan yahut ateş çukurlarından" kurtarması beklenir. Bu durumda şu sorunun sorulması gerekir:

İnançsızlık ve değer yoksunluğu birey için tehdit, toplum için de riskse, bu tehdit ve riski (uçurumu) ortadan kaldırıp onun yerine barışı, esenliği, güvenliği hülâsa erdemli bir yaşamı ikame etme iddiasındaki dini insanlarla nasıl buluşturacağız? Bütün gayretlere rağmen bu buluşma gerçekleşemiyorsa, bu süreci bloke eden faktörler nelerdir ve bunların üstesinden nasıl gelebiliriz? Dinle ilişkilerinde nüfusu kategorize ettiğimizde temelde üç grupla karşılaşabiliriz. Bunlardan ilki bütün kurum ve kurallarıyla bir din olarak İslam'a zihniyle ve gönlüyle bağlanmış olanlardır. Bu gruptakiler, güçlü bir Allah, peygamber ve âhiret tasavvuruna sahiptir ve karşılaştıkları herha

ngi bir dinî problemi bu tasavvurların ışığıyla analiz etme kudretindedirler. Hiçbir yeni sorun, onları bir savrulmaya uğratmaz; zira sabiteleri vardır. Bu sabiteler değer temellidir ve onlara, insanların hayatına değer katmanın insanları daha da değerli kıldığını öğretmiştir. "Yeryüzünde kalıcı değer taşıyanın insanların yararına yapılan işler olduğu, gerisinin bir köpük gibi çekip gittiği" 13,17 yönündeki ilahî beyan onlara bu yolculuklarında rehberlik etmektedir. İkinci gruptakiler, kendisini dindar olarak tanımlamasına ve dinî pratikleri yerine getirmesine rağmen, dinî söylemlerin bir kısmından duyduğu rahatsızlık sebebiyle kendi içinde çatışma yaşamaktadırlar.

Özellikle aynı dinin içindeki parçalanmalar ve çatışmalar, genç zihinlere inancın birleştirici mahiyeti ve barışı öneren karakteri konusunda şüpheler düşürmektedir Üçüncü grup ise kendini dine bütünüyle kapatanlardan oluşmaktadır. Bunlar ağırlıklı olarak dini hiçbir şekilde gündemlerine almayan bir ortamın yetiştirdiği insanlardan Oluşmakta ve kendilerini agnostik/bilinemezlik olarak tarif etmektedirler. Son söz müminlere kendime; Rabbim!“Gevşemeyin üzülmeyin” 3,139 der. Üzüntü şeytanın sevdiği sevindiren bir şey olmaması için bilmemiz gerekendir. İbnü’l Kayyım şöyle der: “Hüzün kalbi zayıflatır, azmi kırar iradeyi zarar verir. Onun için sevinin olumlu olun Allaha hüsnü zan besleyin ve Allaha tevekkül edin işte o zaman mutlu olacaksınız.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - UÇURUMLAR
Mustafa Örki - Diğer Yazıları
Bütün Mustafa Örki Yazıları