etiler poyrazoğlu otomotiv
19 Temmuz 2018 Perşembe

TÜRKLERİN KUDÜS’DEN ÇEKİLMESİ

Tarık Barbaros Pilevne

21-12-2017

Haziran 1916’da İslam’ın kutsal kenti Mekke, İngilizlerin kışkırtması sonucu isyan eden Şerif Hüseyin’in eline geçmişti. Mart 1917’de İngilizler, Halifeler kentini yani Bağdat’ı ele geçirmişti. Bu, Mekke’nin düşmesinden sonra Türk prestijine indirilen ikinci bir darbeydi. Aynı yılın dokuz ay sonrası, Gazze’den başlayan Osmanlı çekilişi, 40 gün süren muharebelerden sonra Kudüs’ün de İngilizlerin eline geçmesi ile son bulmuş ve bu da üçüncü bir darbe olmuştu. Artık Arap coğrafyasında dinî sembolleri olan şehirler Türklerin elinden çıkmıştı. İngilizler, bunu sürekli bir propaganda malzemesi yaparak hem işgalleri altındaki İslam topraklarında Osmanlı sempatisini yok etmeye çalışmış, hem de Osmanlı egemenliğindeki bu yerlerde yaşayan Arapları kendi taraflarına çekmek için bir fırsat olarak görmüşlerdi. Gazze’yi vermemizin ardından 120 kilometre daha gerilere gitmiş, Suriye’de tutunmaya çalıştığımız sırada Filistin’in tamamı bir anda elimizden çıkıvermişti. Tam 401 yıl boyunca İstanbul’dan giden mutasarrıfların, yani vali ile kaymakam arasındaki mülki amirlerin yönettiği Kudüs, artık İngilizlerin olmuştu.GeneralAllenby,9 Aralık 1917 günü kente gösterdiği saygının gereği olarak Kudüs’e yayan girmişti. Teslim töreni Yafa Kapısı’nda başlamış, İngiliz birlikleri Yafa Caddesi boyunca Kudüs’ün Arap ve Hıristiyan halkının tezahüratı arasında ilerlemişlerdi. Osmanlı Devleti’nin son Kudüs Mutasarrıfı İzzet Bey, o sabah Belediye Başkanına bir teslim mektubu verip şehirden ayrılmadan önce telsiz makinesini çekiçle paramparça etti. İzzet Beyin imzaladığı belge propaganda amaçlı olarak şehrin duvarlarına asılmıştı: “Her milletçe kutsal sayılan Kudüs’teki yerleşim yerlerine iki günden beri obüsler düşmektedir. Osmanlı Hükümeti sırf dinî mekânların zarar görmemesi için kasabadan çekilmiş ve dinî mekânların korunmasına memurlar görevlendirmiştir. Tarafınızdan dahi bu yolda muamele edileceği ümidiyle bu belgeyi Belediye Reisi Hüseyin Bey eliyle gönderiyorum efendim. / Kudüs Müstakil Mutasarrıfı İzzet”

Kudüs’ün İngilizler tarafından ele geçirilmesi Hıristiyan dünyasında büyük bir sevinç yaratmış ve olay hemen bir Haçlı zihniyetine dönüşmüştü. İngiliz Generali Allenby, yayınladığı bildiride, kutsal yerler ve dinî mekânların ruhuna uygun ifadeler kullanmıştır. Kutsal yerlerle ilgili geçmişten gelen geleneklerin devam edeceği, güvenliğin sağlanacağı, ait oldukları dinin mensuplarına veya vakıfların kontrolüne verileceği açıklanmıştır. Ayrıca bu mekânların korunması için de ilgili dinden askerler görevlendirilmiştir. Allenby kısa ziyareti sırasında şehrin her dinden önde gelen aile reisi ve dinî cemaat önderlerini de kabul ederek iyi bir izlenim bırakmaya, kendileriyle gelecekte de işbirliği yapmaya niyetli olduklarını kanıtlamaya çalışmıştır. Bu kısa görüşmeden sonra, Türkleri Kudüs’ten uzak tutmak ve daha kuzeye iterek tehditlerini azaltmak için şehirden ayrılmıştır. Böylece Ortaçağdaki Haçlı Seferlerinden yaklaşık 700 yıl sonra Hıristiyan bir devletin eline geçen Kudüs’te İngiliz yönetimi başlar.

Kudüs’ün İngilizlerce ele geçirildiği, Maliye Bakanı Bonar Law tarafından Avam Kamarası’nda resmen duyurulmuş, kutsal şehrin ve çevresinin zarar görmemesi için işgalin geciktiği değerlendirmesini yapmıştır. Londra’da Westminster Katedrali’nin büyük çanı üç yıl aradan sonra çalmaya başlamış; Paris’te Notre Dame Katedrali’nde özel bir tören düzenlenmiştir. İngiliz Savaş Kabinesi, Allenby’e gönderdiği telgrafta, dünya çapında tarihî bir anlamı olan, İngiliz ve Müttefik halklarına büyük sevinç yaşatan, Kudüs’ün ele geçirilmesi nedeniyle kendisini tebrik ettiklerini ve başarılarının devamını dilediklerini bildirmiştir. Allenby, ayrıca İngiliz Kralı V. George tarafından bir mesajla kutlanmıştır. Roma’da 35.000 kişi St. Onoforio Tasso Türbesi’ne yürümüş; bu sırada şehirdeki yüzlerce çan çalmış ve Kardinal Lega, kalabalığa hitap etmiş ve kutsamıştır. İngilizlerin şehri ele geçirmesine en çok sevinenler, şüphesiz Hıristiyan, Yahudi ve bölgede Türk hâkimiyetini istemeyen bazı Araplar idi. Gazeteci W.T. Massey, Allenby’nin şehre girişinden birkaç saat önce şu olaylara tanık olmuştu: “Davut Sokağında gezerken bir Yahudi kadını, beni durdurdu ve dedi ki ‘Bu gün için dua ettik. Bu gün şarkı söyleyeceğim. Tanrı Kralı Korusun, Çok Yaşa bizim Soylu Kralımız. Şimdi kurtulduk ve özgürüz.’ Ellerini göğsünün üstünde bağladı ve birkaç kez ‘Ah ne kadar müteşekkiriz’ dedi. Yaşlı bir adam da beni elleriyle tuttu ve dedi ki ‘Tanrı bizi kurtardı. Ne kadar mutluyuz!’” 10 yıldır Kudüs’te yaşayan ve Kızılhaç Hastanesi’nde çalışan bir Amerikalının; Türk ordusunda görevli üç yaralı Arap subayın hastaneye getirildiğini, bunların, hastanede çok sayıda yaralı Türk olduğu ve dikkatli olmaları yolunda uyarılmalarına rağmen, “Yaşasın İngiltere” diye bağırdıklarını anlatmaktadır…

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - TÜRKLERİN KUDÜS’DEN ÇEKİLMESİ
Tarık Barbaros Pilevne - Diğer Yazıları
Bütün Tarık Barbaros Pilevne Yazıları