etiler satılık oto

TÜRKİYE’DE BULUNAN MÜLTECİLER

Asil Türk

28-06-2019

Suriye’de iç savaş başlamasının üzerinden 9 yıl geçti. Bu süre içinde ülkemize gerek yasal ve gerekse kaçak olarak giriş yapan ve halen ülkemizde hayatlarını devam ettiren Suriye’li sayısı hakkında İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü 16 Mayıs 2019 tarihi itibarıyla açıklama yaptığı. Göç İdaresinin yaptığı açıklamaya göre; Türkiye’deki biyometrik verileriyle kayıt altına alınan geçici koruma altındaki Suriye’li sayısının bir önceki aya göre bin 122 kişi artarak toplam 3 milyon 606 bin 737 kişi olduğu, bunlardan da sadece 143 bin 603'ü kamplarda yaşadığını, şimdiye kadar 79 bin 820'si Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına kabul edildiği bildirildi.

Tabiki mülteciler konusu sadece Suriye’lilere has bir konu değil. Özellikle Denizli merkezinde yaşayan okurlarımızın bildiği üzere, başta İran vatandaşları olmak üzere, Afganistan, Pakistan, Irak ve benzeri pekçok ülkeden gelen mülteciler sokaklarımızda gezmekte, evlerimizde kalmakta ve işyerlerinde çalışmaktadırlar.

Bu yazıyı kaleme almamın en önemli nedenlerinden bir tanesi gerek mülteciler ve gerekse Denizli’li hemşehrilerimin yasal hakları hakkında kısa da olsa bilgi vermektir. Bildiğiniz üzere, bir ülkeye gitmek için öncelikle bir pasaport ve şayet o ülke vize istiyorsa vize almanız zorunludur. Vize ve pasaportunuz ver ise vize süreniz dolduğunda gittiğiniz ülkeden ayrılıp memleketinize dönmeniz zorunludur. Aksi halde kaçak haline gelirsiniz ve hakkınızda cezai işlemler yapılır.

Mültecilerde ise bu durum biraz farklı bir hal almaktadır. Pekçok mülteci ülkelerinden ve topraklarından kaçarak geldiklerinden dolayı bırakın pasaportu, bazen yanlarında kimliklerini ispat edecek bir belge dahi bulunmamaktadır. Ülkeye girişleri ise çoğunlukla yasa dışı yollardan olmaktadır. Bu konuda ülkemizdeki ana mevzuat Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunudur.

Bu kanunun amacı çeşitli nedenlerle ülkemize giriş ve çıkış yapan, vatandaşı oldukları veya yaşadıkları ülkelerden ayrılarak ülkemize göç eden, ülkemize yerleşen, iş kuran veya koruma talep eden yabancıların yanı sıra, göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti gibi örgütlü suçlarla doğrudan bağlantılı olan düzensiz göçü de kapsamaktadır.

Ülkemiz Mültecilerin Hukuki Statüsüne Dair Cenevre Sözleşmesi’ne coğrafî kısıtlama ile taraf olduğumuzdan, tasarıda yer verilen uluslararası koruma statüleri de anılan husus çerçevesinde, mülteci, şartlı mülteci ve ikincil koruma şeklinde düzenlenmiştir. Başvuru sahiplerinin durumları ve takip edebilecekleri idarî ve hukukî yollar hakkında her aşamada bilgilendirilmesi esas alınmış, başvuru sürecinde hiçbir mağduriyetin yaşanmaması için gerekli çerçeve çizilmiştir. Başvuru aşamasından sonra uluslararası koruma statüsü elde edenlere eğitim, çalışma, sosyal yardım ve sağlık imkânları sağlanması hususları düzenleme altına alınırken, statünün hangi hâllerde sona ereceği ve iptal edileceği de açık hükümlerle belirlenmiştir.

Bir diğer önemli nokta, Türk toplumu ve yabancılar arasında iletişimi mümkün kılan ve ilk kez mevzuatımıza girecek olan “uyum” konusundaki düzenlemelerdir. Bu hükümler, kimi ülkelerde olduğu gibi göçü kısıtlama amaçlı değil, yabancıların ve toplumun bilinçli ve düzenli bir şekilde birlikte yaşamalarını mümkün kılacak ve kolaylaştıracak esnek bir yapıda düzenlenmiştir. Örneğin insan ticareti mağdurları ve refakatsiz çocuklar için Kanunda önemli koruma hükümlerine yer verilmiştir. İnsan ticareti ile mücadele çerçevesinde, insan ticareti mağdurlarının korunması sığınma evleri ve ulusal yardım hattının sürdürülebilirliği, ulusal yönlendirme mekanizmasının daha etkin şekilde işlerliğinin sağlanması amaçlanmıştır.

Tüm bu düzenlemeler kapsamında yabancıların sınırdışı işlemleri, verilen sınırdışı kararlarına karşı yabancıların müracaat edeceği hukuki yollar ve iltica istemlerinin yapılma şekli de bu düzenlemeler içindedir. Ayrıca, özellikle ilimizde yaşayan İran vatandaşlarının statüleri nedeni ile Denizli, Uşak gibi iller Birleşmiş Milletler ile de yapılan anlaşmalar çerçevesinde seçilmiş iller olması nedeni ile İran vatandaşları seçili iller dışındaki başka illerde ikamet edememektedirler.

Yine, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve ülkemizin taraf olduğu anlaşmalar çerçevesinde mülteci statüsünde bulunan yabancıların hukuki anlamda adli yardım alma imkanları da tanınmıştır. Tüm bunlar, yerinden yurdundan çeşitli nedenlerle ayrılıp ülkemize sığınan insanların ülkemizde uyum içinde yaşamaları ve mülteci statüleri bittiğinde de gerek ülkelerine ve ya nihai hedef ülkelerine gitmelerini sağlamak amaçlıdır. Bizlerin de bu aşamada mültecilere uyum süreçlerine katkı sağlamamız bir vatandaşlık ve insanlık görevimizdir.

Herkesin dünya üzerinde huzurlu ve mutlu yaşaması umuduyla. DOSTÇAKALIN…

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - TÜRKİYE’DE BULUNAN MÜLTECİLER
Asil Türk - Diğer Yazıları
Bütün Asil Türk Yazıları