etiler poyrazoğlu otomotiv
22 Eylül 2018 Cumartesi

SURİYE'DE PYD, İRAN'DA PJAK 

Ufuk GÖKMEN

04-01-2018



Yaklaşık iki yıldır; "Trump ve arkasında duran İsrail'in hedefinde İran var" diye yazıyorum.

İran'ın hedefte olmasının sebebi demokratik bir ülke olmaması değildir. ABD bunu bahane edip yönetime yüklenebilir, lakin gerçek sebep başkadır.

İran büyük bir enerji üreticisi olduğu gibi konumu itibariyle de çok önemli bir ülke. Geleceğin ekonomik devi Çin, kendisine yakın mesafedeki İran'dan enerji alarak gücüne güç katabilir.

Bu nedenleri bir kenarda tutarsak benim iddialarımın asıl sebebi; "İran'ın Ortadoğu'da desteklediği silahlı örgütlerin ulaştığı güç" diye çeşitli yazılarda belirttim.

Gazze, Lübnan ve Suriye'de Hizbullah, Yemen'de Hussi'ler, Irak'ta Haşdi Şabi vb. örgütler ABD ve İsrail'in Ortadoğu'daki hamlelerini zora sokuyor.

Son dönemde İsrail'in Gazze'de teşebbüs ettiği kara harekatları Hizbullah'ın direnmesiyle hep boşa çıktı. İsrail bu duruma tahammül edemiyor.

Obama'nın gidişini hasretle bekleyen İsrail, Trump ile her alanda harekete geçti.

ABD'nin kadim müttefiki Suudi Arabistan'da çatlak ses çıkmasın diye veliaht prens tarafından operasyon yapıldı. Katar hizaya getirildi. Yol haritası üzerindeki çakıl taşları temizlendi.

Bizler 2018 ne getirecek diye beklerken İran'daki uyuyan hücreler harekete geçirildi. Ülke içinde muhalif konumda olanlar, ekonomik sıkıntıları bahane edip sokakları doldurmaya başladılar.

Sloganlara ve taleplere iyi bakın, İran'lılar; "Biz paralarımızın Suriye ve Lübnan 'da harcanmasını istemiyoruz " diyorlar.

Şimdiden sonra sırasıyla diğer muhalif örgütler harekete geçer ve ülkeyi yönetilemez hale getirebilir. En azından Trump/İsrail'in hedefi böyle

Mevcut yönetimin karşısında duran güçlere bir ayna tutalım;

Demokrasi talebi olan entelektüel bir kesim var olmasına var, lakin ülkede yönetimi değiştirecek güçte değil. Diğer taraftan onlara oranla ezici çoğunlukta bir milliyetçi muhafazakar kesim de var.

Nitekim 2009'da yapılan gösterilere karşılık milliyetçi muhafazakar toplum sokağa çıkınca meydanlara hakim oldu. Bir de bu topluluğun gerisinde duran paramiliter BESIÇ yapılanmasını akıldan çıkarmayalım.

Azeri etnik gruplar muhalefet eder mi? diye sorarsanız, kocaman bir hayır cevabı alırsınız. Çünkü Azeriler, İran'da Şii üst kimlik nedeniyle bölücülük yapmazlar. İlaveten başta Hamaney olmak üzere üst düzey mollalar Azeri'dir.

Geriye, gerçek Azerileri ve gerçek Kürtleri temsil etmeyen ancak onlar adına hareket ettiğini iddia eden silahlı terör örgütleri kalıyor.

Deaş kendi alanında, Şiilere saldırarak Ortadoğu'da İran'ı zora sokacak çatışmaları körükleyecektir.

PKK bu plana gönüllü olarak katılacak çeteleri hazır bekletiyor. PJAK, 2011 yılına kadar İran'da yoğun kan döktü.

Şimdi PKK üst yönetimi elini avuşturarak sıranın yeniden kendilerine gelmesini bekliyor. Suriye'de ABD tarafindan PYD'ye yapılmış olan abartılı silah desteğinin bu günler için olduğunu defalarca yazmıştım.

İran, PKK üst yönetimini iyi tanıyor. Onlarla defalarca pazarlığa oturdu. Onların ne kadar kaypak olduklarını biliyor. Kandil'e girip nereye dokunacağını da biliyor.

İşte bu noktada Türkiye Cumhuriyeti toprakları büyük önem arz etmektedir. Sınırımıza sahip çıkıp, PKK'nın İran üzerinden güç devşirmesine müsaade etmemeliyiz.

Her ne kadar doksanlı yıllarda İran, PKK Türkiye'ye saldırırken görmezden gelmiş olsa da, biz benzeri bir karşılığı vermemeliyiz.

Komşumuzun istikrarının bozulmasına engel olmalıyız. Çünkü bu güne kadar komşularımızın istikrarı bozulduğunda hep zarar gördük.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - SURİYE'DE PYD, İRAN'DA PJAK 
Ufuk GÖKMEN - Diğer Yazıları
Bütün Ufuk GÖKMEN Yazıları