etiler poyrazoğlu otomotiv
19 Temmuz 2018 Perşembe

SOSYAL MEDYA   

Tarık Barbaros Pilevne

08-06-2017

“Dünyayı daha şeffaf hale getirmeye çalışıyorum.” diyor kendi face sayfasında. Picasso’nun sevdiğim bir sözünü de yine profiline almış: “Bütün çocuklar sanatçıdır; zor olan büyüyünce de öyle kalabilmektir.” Mark Zuckerberg; hani şu 33 yaşındaki çocuk yüzlü dahi adam. Facebook’un kurucusu; kendisini sahibi ve CEO’su olarak tanımlıyor. Massachusetts, Cambridge, Exeter gibi üniversitelerde geçmişi var ama geçenlerde Harvard öğrenimini tamamladı, fahri doktora unvanı verildi ve öğrenciliğinde kaldığı yurt odasından canlı yayın yaptı. "Özgürlük, açıklık ve küresel birlikteliğin gücüne karşı; izolasyoncu, milliyetçi, otoriter güçler… Bizim zamanımızın mücadelesi bu!" dedi. Ülkedeki siyaset uzmanları, "ABD Başkanlığı" için yarışabileceği yorumunu yapıyor. Newyorklu Yahudi kökenli bir ailenin çocuğu ama Ateizm ile Budizm arasında gidip geliyor. Günde iki milyon kişi Facebook’a giriyor. Babam sağ olsa; “Abdest yok, namaz yok bu işlerle uğraşıyorlar” der ve kıskıs gülerdi…

70’li yıllarda Erzurum’da memur/öğrenci iken, sık olmasa da Kdz. Ereğli’deki ailemi aradığım oluyordu. Erdemir lojmanında oturuyordu bizimkiler ve apartmanda yalnızca bir komşumuzun evinde telefon vardı, kolay değildi. Bütün görüşmeler “Yıldırım” yazdırılırdı zaten; 24 saat filan sonra, (kaydı unuturdunuz çoğunlukla) şanslıysanız ve o anda makinenin bulunduğu yerdeyseniz santral memuresi telaşlı sesiyle; “ayrılmayın, bağlıyorum” der ve beklenmedik anda hattı bağlayıverirdi. Bundan sonrası sizin ve karşı tarafın maharetine ve çabasına kalmıştı. Görüşmeyi sürdürmek ve tamamlamak her zaman mümkün olmazdı. Havada saika olabilirdi! Böyle birinde benimle görüşmek için komşuya çıkarken bağlantı kesilince, annemin merdivene oturup uzun uzun ağladığını öğrenmiştim. Oysa geçtiğimiz yıllarda ABD’deki torunumla her gün ve her saat; Face’den ve Messenger’den görüntülü ve bedelsiz görüşme imkânı bulmuştum. Son yıllarda iletişim teknolojisindeki bu başdöndürücü gelişme, gerçekten dünyayı ortak evimiz haline getirdi. Yaşamın diğer alanlarına da etkisi olan bu olgu, insanların her boyutta; ülke içi ve sınırlarötesi iletişimini, bağlantısını sağladı. Yaşamımızda yaklaşık on yıllık bir geçmişi olan bu süreç bizleri nasıl etkiledi; bir düşünelim şöylece neler yaptık sosyal medyada bu güne dek:

  • Eşimizden dostumuzdan, akrabamızdan haberdar olduk. Onlarla acı ve tatlı günleri, anları, anıları paylaştık. Nerede olduklarını, ne yaptıklarını öğrendik, izledik.
  • Okul ve mahalle arkadaşlarımızla buluştuk yıllar sonra; zamanın ruhuna teslim ettiğimiz selvi gibi kızların dolgun anneanneler ve babaanneler; sırım gibi oğlanların aksaçlı dedeler olduğunu gördük. Burulduk ama şükrettik halimize, yitirdiğimiz arkadaşlardan haberdar olduk, üzüldük, anıları önünde eğildik.
  • Profiline göre yeni arkadaşlar edindik, dostluklar geliştirdik. Müthiş ve etkili bir tanıtım ve paylaşım gücü elde ettik.
  • Dünyada ve ülkede olup bitenleri öğrendik, bilgilendik.
  • Yakınlarımızın önemli günlerini; yaş günlerini, evlilik yıldönümlerini kutladık.
  • Bazı meslek gruplarının kutlamalarını yaptık. (Tıp Bayramı, Avukatlık Günü, Öğretmenler Günü)
  • Evrensel günleri anımsadık, kutladık. (Dünya Ormancılık Günü, Çevre Günü, Dünya Günü, Su Günü)
  • Ulusal ve dini bayramlarımızda unutmadık birbirimizi; ulus olmamızı sağlayan önemli günlerimizi hatırladık, paylaştık. (Çanakkale, Sarıkamış, İstanbul’un fethi)
  • Ölenlere rahmet, yeni doğanlara hayırlı uğurlu ömürler; hastalara, yaralılarla acil şifalar diledik.
  • Günaydınlar, iyi akşamlar, iyi geceler diledik birbirimize, ulusça çoğaldık.
  • Şehitlerimizin, kayıplarımızın, doğal felaketlerimizin hüznünü birlikte yaşadık.
  • Siyaset yaptık, siyaset; hakaretsiz, iftirasız, montajsız… Gerçek bildiğimizi söyledik, sansürlenemedik.
  • Öykümüzü, türkümüzü, şiirimizi paylaştık, ne güzel! Gönül dünyamızı süsledik, zenginleştirdik.
  • Meslek ve ilgi alanlarımıza göre gruplar kurduk, kendimizi geliştirdik, arşivimizi zenginleştirdik.
  • Haritada yerini bilmediğimiz ülkelerin insanlarıyla tanıştık, hatta söyleştik. Dilini bilmesek de emojiler attık, sevgiyi ve insanlığı hatırlattık.
  • Doğayı ve içinde yaşayanları; kuşları, balıkları, hayvanları, ağaçları, çiçekleri öğrendik. Renkli ve canlı ansiklopediler, bilgi kaynakları elde ettik.
  • Videolar paylaştık; bazı güldük bazı ağladık…

Liste çoğaltılabilir, ilk aklıma gelenler bunlar... Yerel bir gazetede köşe yazıyor, kitap yayımlıyorum yirmi yıldır. Gazete, dergi ve kitap okumanın hazzını tartışmak mümkün değil. Fakat sosyal medyanın iletişim gücü insanı hayrete düşürüyor; özellikle İnstagramda bir ünlünün milyonlarca takipçisi olduğunu, bir şöhret fotoğrafının milyonlarca görüntülendiğini ve beğenildiğini görüyoruz. İnsanların artık acelesi var, kendilerine daha çok zaman ayırmak istiyor; komprime, tablet ve kolay özümsenecek verileri kabul ediyorlar. Çağın ve koşulların gereği neyse o olacak elbet; her şeyin olması gerektiği ve yer zamanda gerçekleştiği gibi...

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - SOSYAL MEDYA   
Tarık Barbaros Pilevne - Diğer Yazıları
Bütün Tarık Barbaros Pilevne Yazıları