etiler poyrazoğlu otomotiv
12 Aralık 2019 Perşembe

SORULARA CEVAPLAR DENİZLİ'DE BAZI YER ADLARININ DOĞRUSU (1)

Önder Göçgün

10-09-2018

Soru: Kıymetli, Önder Bey evlâdım! Doğma büyüme Denizlili bir hemşehriniz olan, 85 yaşındaki memur emeklisiyim.

Çocukluğumdan beri “İlbadı” olarak bildiğim eski büyük Denizli Kabristanı’nın bulunduğu yerin adı “İlbâde” olarak; “Kayhan Köyü” olarak söylenen bugünkü mahallenin adı da “Kayıhan” olarak; aynı şekilde, “Feslikan” mahallesinin beş yüz yıllık ismi de değiştirilerek “Fesleğen” haline getirilmiş.

Bütün bunları, bu yaşa gelmiş bir Denizlili olarak, hayretle karşıladım. Buna hem şaşırdım, hem de üzüldüm. Bu değişikliğe neden lüzum görüldü? Bir türlü anlayamadım. Açıklarsanız beni bahtiyar edeceksiniz. Gözlerinizden öperim. Gülseren Hayırlı"

Cevap: Muhterem Gülseren Hanım teyzeciğim, cevabımı arz edeyim:

Siz haklısınız. Birinci kelimenin aslı, şehrimizde Selçuklular, Beylikler döneminden günümüze gelinceye kadar yüzyıllardır kullanıldığı şekliyle “İlbadı”dır. Çünkü, “İl” memleket, yurt, şehir, yerleşim yeri anlamında tam Türkçe bir kelimedir. Burada kullanılan “Bad” da aynı şekilde, Türkçede “boy” demektir.

Her ikisi de, yani “il” ve “bad” kelimeleri, bu söyleniş şekilleri ve taşıdıkları anlamlarla, en eski Türk sözlüğü olan Kaşgarlı Mahmud’un Divân ü Lügat’it-Türk’ünde, Oğuz Kağan Destanı’nda ve Dede Korkut Kitabı’nda da yer alır.

Böylece, birleşik bir isim özelliği kazanan “İlbadı” ifadesinin de, “İl boyu, şehrin uç noktası, oturulan beldenin en başı” gibi anlam karşılıkları vardır. Bu da, Denizli şehir merkezi ile çevresinin 12. Yüzyıl’dan beri coğrafî yerleşimi açısından “İlbadı” kelimesi için doğrudur.

Öte yandan, “İlbâde” kelimesi, Türkçe değildir; uydurmadır! Çünkü, Türkçede uzun ses yoktur. İçinde uzun sesli harf olan bütün kelimeler, dilimize Arapça veya Farsça’dan geçmiştir: “Bâde, kâtip, münâkaşa, teşkîl, cesâret, bedâva, Cezmî, rezîl, bahâr, evrâk”… v.b. gibi.

Buna karşılık; “İlbadı, oturmak, esinti, gelen, uyku, çalışmak, kapı, gözlük, içilecek su, gidilecek yol, yenilecek aş, sıcak yemek, temiz yatak” … v.b. kelimelerin, ifadelerin hepsi de özbeöz Türkçedir ve dikkat edilirse, içlerinde hiç uzun sesli yoktur.

Bildiğim kadarıyla, “İlbadı” kelimesi bu söyleniş şekliyle Türkmenistan, Özbekistan ve Kırgızistan gibi Türk Cumhuriyetlerinde “il boyu” anlamında ve yer adı olarak hâla kullanılmaktadır.

Hâl böyle iken, özbeöz Türkçe bir yer adı olan “İlbadı” neden değiştirilmiştir? Bunu, ben de anlamış değilim. Türkçemizde “İlbâde” diye bir kelime yoktur ve olamaz. Nedenine gelince: Farsça bir isim olan “bâde” içki, şarap demektir.

Bu durumda, “İlbâde” kelimesi de, “şehrin içki içilen bölgesi, meyhanesi, ayyaşların mekân tuttukları yer”(!) gibi çapraşık ve hiç de hoş olmayan anlamlara gelir. Bu da, bütün Denizli için tarih boyunca mübarek, kutsal sayılmış “İlbadı” gibi bir mekâna doğrusu hiç yakışmamaktadır.

Onun için, 12. yüzyıldan günümüze gelinceye kadar çok değerli insanların, velilerin, bilginlerin yattığı şehrimizin bu tarihî kabristanına yakıştırılan “İlbâde” gibi tutarsız anlam taşıyan uyduruk kelimeden vazgeçilerek, tekrar asıl kimliği olan “İlbadı”ya dönmek, geçmek gerekir.

(Devam edecek)

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - SORULARA CEVAPLAR DENİZLİ'DE BAZI YER ADLARININ DOĞRUSU (1)
Önder Göçgün - Diğer Yazıları
Bütün Önder Göçgün Yazıları