etiler poyrazoğlu otomotiv

SINAV...

Ömür Eke

05-06-2018

20 yıllık köşeciliğimde, belki yirminci defa bir sınav sonrası yazımı yazıyorum, 2 Haziran’da Liselere geçiş sınavı LGS yapıldı. Kalktı sandığımız TEOG sınavının yerine! Eskiden Anadolu Lisesi Sınavı vardı o zaman adı türlü değişimlerle daha TEOG olmamıştı ve üniversite sınavlarının adı da türlü isimlerle (YGS'LYS ve YKS TYT) anılmıyordu. ÖYS, ÖSS, ÖSYM yani üniversiteye çocuk yerleştirme sınavıydı. Neticede çocuklarımız bu zorlu sınavlara her sene girip çıkıyordu ve ben durmadan aynı yazıları yazıyor aynı cümleleri kuruyordum, "hiç bir şey hayatın sonu değildir"le başlayan.

Yazı hayatına başladığım bu yirmi yıl boyunca bir çok çocuk girdi, çıktı sınavlara bu çocuklar bazen komşumuzun, bazen arkadaşımızın, bazen kardeşimizin, bazende kendi çocuklarımız oldu. Daha okulun ilk sıralarından bu sınavlara kilitlenmiştik, yemedik yedirdik, giymedik giydirdik misal, dişimizden, tırnağımızdan en değerli zamanımızdan artırıp, gerekirse arsa, tarla, ev neyin..., sattık, hoca parası, kurs parası, okul parası yaptık, sözde çocuk okuttuk, ama epey de bir pirinç yutturduk, okunmuşundan. Aileler tatil matil, piknikle aile olmayı, çocuklar yakalamaca, kovalamaca, çocuk olmayı unuttu. Adeta cam fanus içinde, 'aman soruların başından kalkmasın' diye tepsi tepsi önlerine yemek koyarken, mutfağı, kronometreli zaman yarışında test yuvarlağını karalasın diye dünyasını ve çağını unutturduk. Adabı muaşeret, örf, gelenek çoktan unutulmuştu zaten. Yeterki kazansındı,çocuk... Bir kaç saatlik sınav bir ömürlüktü sanki. Heyecan kapı önünde bekleşen, çekirdek çitleyip, hatim indiren ebeveynleri de vurdu. Üstüne üstlük hatalı sorular, çalınmış sorular, derken sınavlara hep fesat karıştı, kazanan sonraki sınavda kaybetti, kaybeden kazandı. Yeri geldi ümitler çöpe, gitti, yeri geldi hevesler kursakta kaldı.Aynı sülalede, aynı mahallede bir ev cenaze kalkmışçasına suskunken, diğer evde düğün havası vardı. Olan çocuklarımızın ergenliğine oluyordu. Aşırı gerginlikten sınavda kusanlar, aşırı heyecandan sınavda bayılanlar, altlarına kaçıranlar günlük konular arasındaydı. Gazetelerin üçüncü sayfalarına daha fenaları girdi. Kalbi heyecanı kaldıramayıp duranlar, başarısızlığı hazmedemeyip hayatını sonlandıranlar...

Hayatının en güzel çağında bu yükü taşıyanlar dünyasıydı gençlik.. Sanırsınız ki bu ülke sadece bilim adamını yetiştiriyor, yapay beyni icat ediyor, dünyaya çağ atlatıyor, ekonomi tavan yapıyor, endüstri zıp zıp, zıplıyor.. Sınav sırtlarının yüküydü, hayatın tek yükü gibi taşıdılar, kendi dünyalarında kendilerini test yuvarlaklarının içine hapsettiler Sınavdan sonrası tufandı. İşte bu gençler hayatlarına yirmi yıldır bir şekilde devam ediyor, koca adam olanlar, çoluk çocuğa karışanlar, akademik kariyerde profluğa ulaşanlar, iş hayatında CEO’luğa tırmananlar, başları göğe değenler, en iyi üniversiteleri kazanıp hiç bir işte dikiş tutturamayanlar, yere çakılanlar, zar zor iki yıllık üniversiteleri kazanıp, azimle sebatla işinde uzmanlaşanlar, her yıl deneyip hiç bir yeri tutturamayan, ama kestirme yoldan işine ve hayatına tutunanlar, aza kanaat getirenler, sigaralarını yeşillerle yakanlar,... Kendi hayallerini gerçekleştiren şanslı azınlıklar, başkalarının hayallerini kendi hayalleri sanıp moraran şanssız çoğunluklar. Sözelci beyne sahip olup ısrarla ve ebeveyn tavsiyesi, dayatması ile sayısalda debelenenler. Doktor olup şarkı söyleyenler ,mühendis olup, seramikle uğraşanlar, mimar olup, aşçılığa saranlar, hatta uluslararası big şef yıldızı alanlar, gen bilimi okuyup, düğün organizasyonu yapanlar, çok şey olup hiç bir şey yapmayanlar, hiç bir şey olmayıp çok şey yapanlar, umutla siyasetin ipine asılıp, bir şeyin başı olmak için birbirleriyle yarışanlar... Başarıyı yakalayanlar,mutluluğu ıskalayanlar, mutluluğu bulanlar, değeri anlaşılmayanlar, VASAT'a razı olanlar.. Bu liste uzar gider. Önceki gün LGS sınavı, sonra üniversite.. bu çark böyle devam edecek.. Gençler sözde gelecek arıyorlar ezberledikleri soruları Ezberledikleri tek cevaplarla hayatın çok bilinmeyenli binbir değişimli yönüne hazırlanıyorlar. Hızla değişen dünyada, değişmeyen ama adları değişen sınav sistemi ile kendilerine gelecek yaratacaklar..Daha kendilerine iş bulamazken, fabrikasyon insan üreten üniversiteler yenilerini kapı önüne yığacak. Ve ben her sene aynı konuyu yazacağım. Bu okuyan gençlerin en basit sokak röportajında 6 x 9 kaç sorusuna 70 diyen cevaplarına, Cumhuriyetin kuruluş tarihine 1452 diyenlere kahrolacağım, siyaset ve futboldan başka bir şey konuşulmayan ülkede, Aziz Yıldırım başbakan dediklerinde de şaşırmamalıyım.Yine üçüncü sayfa gazete haberlerine konu olan olaylarda cinnet geçirip karısının ailesini taramasının, kadını sokak ortasında saçından sürüyerek dövmesinin, trafikte tartıştığı şöförü boğazlamasının, maçlara döner bıçakla gidip katliam yapmasının şaşırtmaması gibi.. Ve ben, hep öfkeli insanların haberlerini okuyacağım. Değişmeyen ülkenin, değişmeyen sisteminde adları değişen sınavlarıyla bir kahin gibi yirmi yıl sonrasının mutsuzunu şimdiden yazmak istemiyo.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - SINAV...
Ömür Eke - Diğer Yazıları
Bütün Ömür Eke Yazıları