etiler poyrazoğlu otomotiv
18 Temmuz 2018 Çarşamba

SAYILI GÜNLER 

Mustafa Örki

23-05-2018

“Sayılı günlerde……” 2,184

Ebem rahmetli oruçcağızım derdi, sanki evladı yavrusu gibi. Rahmetle anıyorum O okuması yazması olmayan bir Anadolu insanı idi. kendince fıtri yaklaşımla iyi bir tespitte bulunmuş. Şair ve yazar Sezai Karakoç ayni şeyleri söyler. Ne ilginç dimi?

Üstat der ki: “Siz sanmayın ki, oruçta yalnız siz susar, siz acıkırsınız. Oruç da susar oruç da acıkır. Çünkü: Oruç da canlıdır, sizin gibi, hatta sizden fazla.”

Orucu acıkır ve susar ise onu nasıl besleyeceğiz? Biz yeme ve içmeyi terk ettiğimiz anda o beslenmeye başlamıştır. Orucun istediği budur, orucun hakkını vermeliyiz.

“Dolu geldi. Kendindekini boşaltacak. Giderken de dolu gidecek. Dolu gitmeli.”

Eğer biz ciddi olursak, bu ayın içini nasıl doldururuz? Meşru bir mazereti olmayanlar oruç tutacak, sahur-iftarı ve duası olacak. Uykusu az ibadetleri ziyadeleşecek. Bu ay bizi doyuracak bizden günahlarımızın bir bölümünü alıp götürecek. Oruç ve diğer ibadetlerimizn sevabı ile dönecek ne güzel dimi?

Göçmen kuşlar gibi tam vaktinde gelir ve gider. İhtiyacımız olduğu anda Şairimizde ayni söyler. Ramazan geldi hoş geldi ama içi dolu geldi, oruç, namaz, dua ve Kuran’ın nazil oluşunun yıl dönümünü hatırlatarak geldi. Üstat başak neler diyor?

“Oruç hiç gecikmeden, yolunu şaşırmadan, tam saatinde, dinç ve genç, tarihin dinamizmini de özünde gaybın üfleyişi gibi taşıyarak geldi. Mademki geldi, onu iyi tanımak gerek. Oruç boş bir çerçeve olarak veya bir mevsim gibi sadece tabiatın bir parçası olarak gelmedi. Tarihin bir parçası olarak geldi” der.

“Taşların, ağaç kovuklarının, toz zerrelerinin bile, en keskin bir hafızayla şahitlik yapacağına göre” Oruç bizim tanığımız şahidim olacak. Biz ona şahitlik yaparsak öyle olacak, kuru kuruya olmaz. Tüm amellerimiz ve ibadetlerimiz mahşer günü bir kitap içinde önümüze konacak “Oku bakalım” 17,14

Öyle inanıyorum ki ben senin namazınım, orucunum ettiğin duayım, verdiğim infakım diyecek. Biz sevineceğiz inşallah! Bu ibadet ve kulluğumuz boş ise mahzun ve kederli olacağız. Ve şöyle diyecekler onlar hatırlayalım:“O günahkârların, Rableri huzurunda başlarını öne eğecekleri, «Rabbimiz! Gördük duyduk, şimdi bizi (dünyaya) geri gönder de, iyi işler yapalım, artık kesin olarak inandık” diyecekleri zamanı bir görsen!” 32,12

“Yalnız insan orucu özlemez, oruç ta insanı özler. Ramazan ayı gelince, sıla-i rahm edenler gibi, meleklerin bile önünde eğildiği insana koşar. Oruç, insana acıkır ve koşar gelir.” Seven seveni özler dimi? Evet hiç şüpheniz olmasın

“Oruç geldi, öyleyse oruca yiyecek taşımalı, su sunmalı, orucun lambasını yakmalı, örtüler atmalı üzerine ki, geldiğinden daha zengin gitsin. Verdiğinden daha çok alsın.”

Sahur vakti eğer evlerin ışıkları yanıyorsa o evler şahitlerin evidir. Işıkları yanmayan evlere biz “Allah’ım insanlarımıza hidayet ver” diye dua ederiz. O evler orucu beslemeyen evlerdir.

“Oruç geldi, ondan bize ölümsüz bir şeyler katılacak demektir. Giderken, bizden de ona ölümsüzleşecek bir kaç şey katılmalı.”

Bunları kim yapacak? Elbette Müslümanlar. Aslında biz dün içinde duyarlı ve sorumluluklarımızın farkında idik şimdi bu sıkıştırılmış zaman diliminden daha fazla kulluk vazifemizi yapacağız.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - SAYILI GÜNLER 
Mustafa Örki - Diğer Yazıları
Bütün Mustafa Örki Yazıları