etiler poyrazoğlu otomotiv

“Şairler Sultanı” NECİP FAZIL KISAKÜREK

Ramazan Canural

29-05-2018

1974 yılıydı…

İzmir Fuarı Ekici Över gazinosunda bir konferansa katıldım. O zamanlar 18 yaşında bir delikanlıydım.

Konferansı verecek konuşmacı Necip Fazıl Kısakürek sahneye çağrıldı. Beli biraz kamburlaşmış, geri taranmış ve kırlaşmış saçlarıyla hayal meyal hatırladığım ve “Üstat… Üstat…” sesleri arasında mikrofona gelen konuşmacı, o pek de mikrofonik olmayan buğulu sesiyle konuşmaya başladı:

“Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik…

‘Zaman bendedir ve mekan bana emanettir’ şuurunda bir gençlik…” diye başlayan konuşmasında en aklımda kalan bölüm şu mısralardı:

“Surda bir gedik açtık, mukaddes mi mukaddes…

Ey kahpe rüzgar, artık ne yandan esersen es!.. “

Bir de konuşmanın ortasında bir sigara molası verdiğini hatırlıyorum.

Hey gidi günler hey!

Ortalıkta sol ve sosyalist furyanın fırtına gibi estiği yıllardı… O zamanlar sadece İzmir’de Sol’un otuz dört fraksiyonunun olduğu söylenirdi.

Rahmetli Necip Fazıl sonraki yıllarda da hep Büyük Doğu idealleri çerçevesinde fikri faaliyetlerini sürdürdü.

Çok kıymetli bir şair ve değerli bir mütefekkirdi. Kendisine 1980 yılında Sultan-üs Şuara (Şairler Sultanı) unvanı verilmiştir.

Şiirlerinde lirizm, güçlü bir fikri altyapı ve tema ön plandadır. Özgüveni olduça fazlaydı. Öyle ki, bir gün bir edebiyat eleştirmeni kendisine “Türk Edebiyatında iki büyük şair tanırım” dediği zaman hemen “ öbürü kim?” diyecek kadar…

Otuz yaşına kadar tamamen dünyevi hevesler peşinde koşar. Paris’te yazdığı “Kaldırımlar” şiiri bunun tipik bir örneğini teşkil eder.

Otuz yaşlarında , Mürşidim dediği Seyyid Abdül Hakim Arvasi ile tanışır. Artık kendisine bambaşka bir kapı aralanmıştır. Şimdi bir dava adamıdır. İslam davası, Resulullah davası, mukaddesat davası…

Bu ciddi dönüşümü şu çarpıcı mısralarla dile getirir:

“ Tam otuz yıl saatim işlemiş, ben durmuşum.

Gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum”

Çile, Sakarya Türküsü, Zindandan Mehmet’e Mektup gibi destansı şiirleri bu gün sık sık toplantı ve mitinglerde okunmakta ve dinleyicilere çok ulvi duygular yaşatmaktadır.

Resmi ideoloji ile hiç barışık değildir. Bu nedenle sık sık hakkında dava açılır, hapislerde yatar.

“Son gün olmasın dostum, çelengim, top arabam

Alıp beni götürsün, tam dört inanmış adam…”

Diyerek devlet “katına” ne kadar uzak olduğunu ifade eder.

25 Mayıs 1983’ de İstanbul’da vefat ettiği zaman cenazesine binlerce insan katılır. Cenazede en önde görülen şahsiyetlerden biri de altı ay sonra Başbakanlık koltuğuna oturacak olan Sayın Turgut Özal’dır.

Vasiyetinde Ankara’nın Bağlum nahiyesinde yatan Mürşidi Seyyid Abdülhakim Arvasi’nin yanına gömülmek istediğini belirttiği halde, oldukça mütevazi olan kabri bu gün Eyüp sırtlarındaki mezarlıkta bulunmaktadır.

Dostları O’nun çok savurgan olduğunu ifade eder. Bunlardan biri de şair Yavuz Bülent Bakilerdir. O’nun 8-10 yıl önce Denizli’de bir sohbetine katıldığım zamanki şu sözlerini unutamam: “Üstat o kadar ölçüsüz para harcardı ki, mesela bu gün on bin lira kazansa onu hemen bu akşam dostlarıyla beraber harcar bitirir ve ertesi güne bir kuruş bırakmazdı.”

Büyük dava adamı, şair ve mütefekkir Üstat Necip Fazıl Kısakürek’i vefatının 35 yılında rahmetle anıyorum.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - “Şairler Sultanı” NECİP FAZIL KISAKÜREK
Ramazan Canural - Diğer Yazıları
Bütün Ramazan Canural Yazıları