etiler poyrazoğlu otomotiv

ŞAHSİ ERDEM

Mustafa Örki

14-09-2017

“İşte böyle biri, kesinlikle, zamanı gelince (gördüğü karşılıktan) fazlasıyla memnun olacaktır.” 92,21

Ben İslamî bir hayat yaşarsam bana ne var? Kur’an bana ne vaat ediyor? Bu sorunun cevabını fazilet kelimesi içinde bulmak mümkündür.

Fazilet erdem gibi kelimeleri lügatlerimiz şöyle tanımlamış: Değer, meziyet, iyilikle olan yüksek derece.

Aslında insana başka şeyler doyurmaz, eğer insan derecesi düşük şeylerin peşinde koşar ise kendisini heder etmiş ucuza gitmiş demektir.

İşte insan bu değeri ulaşmak için bilgiye imana ve salih amellere işlemesi gerekir

Kur’an’ın inanan mümini harekete geçirmek için önerdiği yol ve yöntem nedir? Daha önce ne denilmiş?

Hz. Musa “Ey kavmim! Allah'ın size yazdığı mukaddes toprağa girin ve arkanıza dönmeyin, yoksa kaybederek dönmüş olursunuz. 5/21).

Hz. İsa ise vaat edilen saadetin dünya değil göğe yükselmek, bakışlarını dünyadan çevirmek şeklinde idi.

Kuran bu iki görüşü muhafaza etmekle beraber insanın varması gereken hedefi bunlardan daha yüce olanı “Allah rızasını aramak olarak aramak olarak” belirtti.

Leyl suresinin 17. ve 21. ayetleri işte hakikati ifade etmektedir.

Takva yani sorumluluk duygusunu taşıyan bir mümin için bir çare var demektir. Sorumluluğunu yerine getirmeye kim çalışıyorsa Allah kulunu önce dünyada sonra ahiret’te memnun edeceği bir gerçektir.

Bir misal verelim: Peygamberimiz (As) ve ashabı Mekke’den Medine’ye hicret esnasında hicret edemeyen kadın-erkek ve çocuklardan Kur’anın “Mustazaf” olarak nitelendirdiği insanları Mekke müşrikleri işkence ediyor idi. Bu konuda nazil olan ayeti hatırlayalım.

“Nasıl olur da Allah yolunda savaşmayı ve “Ey Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan bu topraklardan kurtar[ıp özgürlüğe kavuştur] ve rahmetinle bizim için bir koruyucu ve destek olacak bir yardımcı gönder!” diye yalvaran çaresiz erkekler, kadınlar ve çocuklar için savaşmayı reddedersiniz” 4,75

Peygamberimiz Hicret sonrası mescit inşaatı, Pazar yeri tanzimi, kardeşlik ve vatandaşlık antlaşmaları ile meşguliyeti ile bu durum karşısında yaptığı çözüm seriye/askeri müfrezeler oluşturarak Şam ve Yemen’e giden gelen ticaret kervanlarına taciz etmeye başladı. Bedir savaşı işte bu kervanlardan birini ele geçirmek için yapılan askeri saferin sonunda savaşa ve sonunda zafere dönüştü.

Hz. Muhammed (s,a) Mekkeli zayıfları yardım etmeseydi mutsuz olacaktı. Şimdi bizim içinde sorumlu duyarlı bugünün müminlerine sıra bizdedir. Sorumluluklarımız var ve yapabileceğimiz çok iş. Mutlu olmak dünya ve sonrası için Allah’ımızı rızasını kazanmak isteyenler için günümüzün problemlerinden hangisini üstleniyor isek bir an evvel sorumlu davranmalıyız.

Peki, bunu yapmaz isek ne olur? Vicdanımız bizi sürekli rahatsız edecektir. Ya onun üzerini örtecek duymayacak veya mutsuz bir hayat süreceğiz. İşin ahiret tarafı ayrı olacağını da unutmamak gerek. 14 Eylül 2017.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - ŞAHSİ ERDEM
Mustafa Örki - Diğer Yazıları
Bütün Mustafa Örki Yazıları