etiler poyrazoğlu otomotiv
19 Eylül 2018 Çarşamba

PARASIZ YATILI

Tarık Barbaros Pilevne

28-12-2016


Evinden, ailesinden ve arkadaşlarından ilk kez ayrılmıştı. Yalnızlık ve terk edilmişlik duygularıydı onu boğan. Hüznüne direnmeye çabalıyordu, zayıf görünmeyecek, ağlamayacaktı. İri bir yumruk düğümlenmişti boğazına, yutkunamıyordu. Okula gelen ilk grubun içindeydi, birkaç gün içinde elli öğrencilik bir sınıf oluşturacaklardı. Parasız yatılı sınavını kazanıp Anadolu’nun değişik yörelerinden sökün etmişti bu yoksul gençler. Bir daha ele geçmeyecek bir öğrenim şansıydı bu, onlar için çok önemliydi. Gün boyu birbirlerini tanıdılar, yüksek tavanlı, tahta döşemeli dershanede oyalandılar. Etütte üst sınıflardan birkaç öğrenci geldi, okulun kurallarını anlattı. Avluya çıktıklarında kömür kokusu doldu ciğerlerine. Islak ve ay ışıksız bir sonbahar akşamı, ayrılık duygularını yoğunlaştırıp üzerlerine çöktü, yatakhaneye geçtiler. Soğuktu, sonraları bir cezaevinde görmüştü buna benzer koğuşları. Yanmayan, büyük, döküm bir soba vardı orta yerde. Ranzalar koridor oluşturacak şekilde sıralanmış ve numaralanmıştı. Duvar diplerinde insan boyunda ahşap, yağlı boyalı dolaplar dizilmişti. Kapaklarının üzerinde asma kilit takmak için çengelleri vardı. Paylaştılar, yanlarında getirdikleri eşyaları yerleştirdiler.

Az sonra nöbetçi öğretmen girdi yatakhaneye. Uzun boylu, sert bakışlı, şefkatsiz ve aceleciydi: “Haydi, yatmadınız mı daha?”

Yatakların bazıları çarşafsızdı, yastıklar kirlenmiş, ezilmiş, sertleşmişti. Öğrencilerden birisi sordu: “Hocam, temiz çarşaf alabileceğimiz bir yer var mı?”

—Yat ulan, bu saatte nereden bulacağım ben sana çarşafı. Evinde daha güzel yatakta mı yatıyordun.

Soruyu soran sindi, seslenmedi. Fakat o, kendisini de aşağılanmış hissetti, dayanamadı, duraksamadan konuştu. Yaşına göre olgun ve kararlı sesi, öğretmeni, öğrencileri ve hatta kendisini bile şaşırttı:

—Buraya evimizdekinden daha güzel yataklarda yatmak için geldik. Bir sınav kazanarak bunu da hak ettik. Okulun bugün açılacağı biliniyordu. Nöbetçi öğretmen olarak siz görevinizi yapmadığınız için kirli çarşaflarda yatmak zorunda kalacağız.

Öğretmen ranzaların arasında sesin sahibini aradı, yaklaştı. “Sen misin o, adın ne, baban ne iş yapıyor ”gibi aptalca sorular sordu. Onu çözmeye çalıştı, sonra kafası iyice karıştı. Işığı söndürüp çıkarken, yüksek sesle bir de tehdit savurdu: “Bu kafayla zor teskere alırsın buradan, seninle uğraşacağız anlaşılan.”

Üzerinde toplanan çekingen, kaçamak ama takdir dolu bakışları hissetti. İncinmiş, kırılmış ve üzülmüştü, dolabına yöneldi. Alaca karanlıkta az önce boşalttığı eşyalarını çantasına yerleştirdi. Yakın çevresindeki birkaç kişiyle vedalaştı, memleketine dönecekti. Yatakhaneden çıkıp arka bahçedeki kaçış deliğine yürüdü. Bu tür çıkış noktaları bütün yatılı okullarda olurdu. Tahta perdenin aralığında dışarıdan gelen bir son sınıf öğrencisiyle karşılaştı: “Nereye gidiyorsun?”

Bir taşın üzerine oturdular, anlattı, hemşeri çıktılar.

“Yenilen kaçar” dedi genç adam, sen henüz yenilmedin. Yaşamın boyunca kötülüklerden kaçamazsın, mücadele vermelisin. Kabalık ve hoyratlıklar insanı yıldırmamalı, onlara anlayacakları dilden yanıt vermeli. Sen bunu yaptın, bence daha ilerisini denemelisin. Hem, seni bunca umutla buraya gönderen aileni üzmeye hakkın var mı?

Yatakhaneye döndü, aradan dört uzun yıl geçti…

Öğrenci Derneği Başkanı olarak okulunu bitirdiğinde, öğretmenlerin çoğu değişmişti.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - PARASIZ YATILI
Tarık Barbaros Pilevne - Diğer Yazıları
Bütün Tarık Barbaros Pilevne Yazıları